CHP Meclis Grup Başkanı Özgür Özel'in, geçtiğimiz hafta Eskişehir'de düzenlemiş olduğu grup toplantısıyla ilgili bazı anekdotlara değinmek istiyorum.

Birinci konu başlığımız, toplantının gerçekleştirildiği "Eskişehir Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’ ile ilgili.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olup “ulusal ve uluslararası kongre, seminer, toplantı ve kültürel etkinliklerin düzenlenmesine olanak sağlamak” amacıyla kurulan bu yerin, bir siyasi partinin grup toplantısına ev sahipliği yapmasını sadece ben mi yadırgadım, bilemiyorum.

Nitekim buradan büyükşehir belediyesi yetkililerine soruyoruz:

Bu durumun yasal dayanağı var mı ve toplantıyla ilgili giderler kim tarafından karşılandı? Sonuçta vergiyi ödeyen bizler olduğumuza göre bu soruların yanıtını bilmek de en doğal hakkımız olsa gerek…

***

Değinmek istediğim bir diğer husus da Özgür Özel’in konuşması esnasında atılan “Hain Jale” sloganları.

Öncelikle Jale Nur Süllü kim, ona bir bakalım:

Yıllar içerisinde partisi tarafından çok defa kendisine Tepebaşı ve Büyükşehir belediye meclis üyeliği görevleri verilmiş, ardından Odunpazarı Belediye Başkan Adayı olarak gösterilmiş, sonrasında peş peşe iki dönem milletvekili adayı yapılmış ve halihazırda da partinin bir milletvekili.

Hal böyle olunca sormak gerekiyor: “Sayın Süllü madem haindi, neden kendisine bu görevler verildi ya da bu konumlara layık görüldü?”

Öyle ya; bir kişi hainse, yirmi beş yılda bu durum anlaşılmaz mı efendim…

Diğer yandan toplantı esnasında atılan bu yakışıksız slogan karşısında Özgür Özel’in tepkisiz kalması hatta bıyık altından gülmesi de dikkatlerden kaçmadı.

Açıkçası en çok da bizleri bu derece saf yerine koymalarına alınıyor insan. Neticede bu hadsiz ve çirkin sloganın önceden kurgulandığını anlamamak mümkün mü?

Unutmadan; bunları söylüyorum diye Jale Nur Süllü ile can ciğer kuzu sarması olduğumu düşünenler olabilir.

Hayır efendim; yıllar yılı yerel ya da ulusal siyasette tanıştığım sayısız siyasetçi arasında, ilişkilerimin en asgari düzeyde olduğu kişilerden biridir kendisi. Oturup bir kahve içmişliğimiz bile yoktur.

Ama her koşulda doğruları söylemek boynumun bir borcu.

Sonuçta Özgür Özel, öğrencilik yıllarında İzmir’in Bornova sokaklarında siyasetten bihaber şekilde elleri cebinde dolaşırken, ‘O’ yuhalattığı kadın partisi adına en ön saflarda mücadele ediyordu. Ve ne acıdır ki gün gelip de delikanlı bir şekilde partinin genel başkanı olunca, O kadının partililer tarafından yuhalanmasını tebessümle izleyebiliyor.

Üstelik sırf kendisine “tabi olmadı” diye.

Sanırım bu ayıp da; Özgür Özel’e yeter de artar bile.

***

Son olarak gelelim Özgür Özel’in yakın korumasının, basın mensuplarına uyguladığı fiziki ve sözlü şiddete.

Adam, ünlü aktör Jason Statham havalarında…

Ama keşke bununla kalsa.

Bağırıyor, ittiriyor, tartaklıyor…

Açıkçası gazetecilere bir uçan tekme atmadığı kaldı.

Peki tüm bunlar yaşanırken CHP’li yöneticiler ne yaptı?

Hani hemen her konuşmalarında basın özgürlüğünden dem vuran ve basın mensuplarına türlü güzellemelerde bulunan o yöneticiler?

Olan biteni sadece izlemekle yetindiler efendim.

Nitekim Özgür Özel’in Eskişehir çıkartmasıyla ilgili tespitlerim bu şekilde.

Biliyorum okurken fıkra gibi geliyor ama maalesef ki değil.

Yorum sizlerin.

Bendeniz çarşamba günü yine buradayım.

Beklerim efendim…

GÜNÜN SÖZÜ:

Aydınlığa koştuk, karanlık çıktı. Her sevgi, her vefa, bir anlık çıktı...
- Abdurrahim Karakoç