Geçtiğimiz yıl, meydana gelen orman yangınlarıyla ülkemiz adeta felaketi yaşadı… Yüzde 90’ı insan kaynaklı çıkan 3 bin 224 orman yangınında yaklaşık 81 bin 500 hektarlık alan zarar gördü. Alevler yerleşim yerlerine de sıçradı, köyler, evler yandı, yangınla mücadelede 13 kişi yaşamını yitirdi.

Bu yıl da kaygılar devam ediyor. Bir okuyucumuz; “ Orman kenarındaki meralarda bulunan kurumuş otlar, artan hava sıcaklıklarıyla birlikte yangın riski taşıyor. Kıvılcım veya insan kaynaklı en ufak bir ihmal, bu kuru otların alev alarak ormanlık alanlara sıçrayabilir. Köşenizde kamuoyu ile paylaşırsanız memnun olacağım.” görüşünü bizimle paylaştı.

Bu yıl yoğun yağış nedeniyle otların artışı ve kuruyan otların orman yangınlarına neden olabileceği düşünüldüğünde, önlemek için ülkemizdeki ve Eskişehir’deki tüm kesimler tedbir almalı, üzerine düşen görevleri de eksiksiz yerine getirmelidir. Ormanlar dünyadaki oksijenin yaklaşık %20’sini üretmenin yanı sıra birçok canlı türünün barınma, beslenme ve üreme alanıdır.

Ayrıca ormanlar, insan yaşamını da doğrudan etkiler. Ormanların korunması, birçok farklı sektör için büyük bir önem taşır. Ormanların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi doğal varlıkları sağlamakla kalmaz, aynı zamanda çevre için de büyük bir koruma alanı olarak görev yapar.

Ayrıca Türkiye’nin sahip olduğu orman varlığı, ülkenin ekonomik, sosyal ve ekolojik açıdan sürdürülebilir kalkınması için son derece önemlidir. Ormanlar, sadece büyük çoğunluğu insanlık tarafından bilinçsizce tüketilen doğal varlıkları sağlamakla kalmaz; biyoçeşitliliği, toprak ve su kaynaklarını koruyup, sağlıklı bir çevre için de önemli bir rol oynar.

Dünya ve ülkemizde, en önemli doğal kaynaklarımızdan biri olan ormanlar; artan nüfus ve giderek genişleyen tarım arazileri, kentleşme ve sanayileşme gibi nedenlerle yoğun bir baskı altındadır.

Ülkemizde ormanların azalması ya da ekonomik olarak verimsizleşmesi, artık güncel bir sorundur. Orman azaltıcı faktörlerden birisi de orman yangınlarıdır.

Orman yangınları doğal bir hava olayıdır, ancak son yıllarda hem sıklaştı hem boyutu arttı. Serin ve nemli koşulların hakim olduğu 1930 ile 1980 yılları arasında dünyada daha az orman yangını yaşanırken son 40 yılda artan sıcaklık ve kuraklık yangınların sayısını da arttırdı.

Ülkemizde önceki yıl Orman Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre, yangınların çıkış sebeplerinde başı %29,5'lik oranla ihmal ve dikkatsizlik (anız ateşi, sigara, piknik ateşi vb.) çekerken, yangınların yaklaşık %90'ı insan kaynaklıdır.

Yangınların önüne geçmek ve doğayı korumak için yüksek riskli dönemlerde ormanlara giriş yasakları uygulanmakta olup, acil durumlarda anında müdahale için ihbar hatlarının kullanılması hayati önem taşır.

Orman yangınları, doğal ve insan kaynaklı sebeplerden çıkmaktadır. Eğitimsizlik, anız yangınlarının sıçraması, atıkların mercek etkisi oluşturması, unutulan piknik veya çoban ateşinden, meteorolojik parametreler gibi nedenlerden oluşmakta veya yayılmaktadır.

Ülkemizde, bireyler ve kurum/kuruluşlar orman yangınlarına hazırlıklı olmalı ve alabileceği tedbirleri öğrenecek platformlar oluşturulmalıdır. Özellikle ilköğretim seviyesinde bulunan çocuklarımız olmak üzere vatandaşlarımızın orman yangınları ve alınacak tedbirler konusunda çeşitli ortam ve şekillerde eğitimlerle bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.

Orman yangınları sürecinde meydana gelen bilgi kirliliği, orman yangınlarıyla mücadele eden personel ve halk üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Bu nedenle ilgili yetkili kurumlarca kamuoyunda sağlıklı ve doğru bilgilendirme yapılmalıdır.

Ormanların korunması görevi yasalarla Orman Genel Müdürlüğü’ne verilmiş olsa da yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile vicdan sahibi insanlarımız, aynı sorumluluğu hissetmek ve paylaşmak zorundadır.

Orman yangınlarının olmaması için sigara ve benzeri yanıcı maddeler tamamen söndürülmeden doğaya atılmamalı, güneş ışınlarını odaklayarak mercek görevi görebilecek cam ve şişe gibi atıklar doğada bırakılmamalı orman bölgelerine girişlerin yasaklandığı dönemlerde bu kurallara harfiyen uyulmalıdır.

Yangın başlangıç aşamasındayken fark edilirse, vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi veya 177 Orman Yangını İhbar Hattı aranmalıdır. Yangın bölgesinde bulunuyorsanız rüzgârın yönünü hesaplayarak alevlerin tersi istikametinde ve rüzgârı arkanıza alarak güvenli, açık alanlara (kayalık veya yol kenarları gibi) doğru uzaklaşılmalıdır.

Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü, orman yangınları ile ilgili tedbirler alsa da ildeki kurum/kuruluşlar ve halkımız da ormanların yanmaması için her türlü fedakârlığı yapmalıdır. Çünkü ormanlar karbondioksiti emip, oksijen üreterek gezegenimizin akciğerleri gibi çalışır. Doğal su döngüsünü düzenler, erozyonu ve sel felaketlerini önler, binlerce yaban hayatı türüne ev sahipliği yapar. Ayrıca kereste, ilaç ve gıda gibi birçok temel sektör için vazgeçilmez bir hammadde kaynağıdır.