Dünya ve ülkemizde son yıllarda insan faaliyetlerinin neden olduğu sera gazı emisyonları, atmosferde birikerek dünyanın ısınmasına sebep olmaktadır. Bu durum, birçok çevreyle ilgili sosyal ve ekonomik problemi de beraberinde getirmektedir.

Dünyada yüzey sıcaklığının da artması endüstriyel faaliyetler, fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma ve tarım gibi insan faaliyetlerinin bir sonucudur. Bu durum kutup buzullarının erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesi gibi ciddi çevresel etkilere de neden oluyor.

Bilim adamları dünyada, Karbondioksit oranının artığını, deniz seviyesinin yükseldiğini, okyanusların ısındığını, buzulların eridiğini, küresel ısınmanın önüne geçilmezse felaketin kapıda olduğunu sürekli tekrar ediyorlar.

Diğer yandan son yıllarda, dünya ve ülkemizde, orman yangınları artıyor, göller küçülüyor, ırmaklar kuruyor, ilkbahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, bitkiler erken çiçek açıyor, göç dönemleri değişiyor, yüksek enlemlerde sıcaklık artıyor ama hala insanlar bu gelişmeleri yeteri kadar dikkate almıyor.

Son yıllarda ise küresel ısınma bu dengeyi altüst etti. Bu alanda incelemede bulunan bilim adamları, Çin ve Hindistan’ın bu artışa, büyük katkısı olduğunu öne sürüyorlar. Ancak, “dünya karbondioksit üretimi”ni sıraya koyduğunda, ABD başı çekiyor. Atmosfere yılda 220 milyon ton karbondioksit bırakan Türkiye ise 20.sırada. 2010 yılında, bu rakam 400 milyon tonlara ulaşacağı söyleniyor.

Dünyada Atmosfere, yılda ortalama 21 milyar ton karbondioksit salınıyor ve bu miktar giderek artıyor. Dünya Yaban Hayatı Koruma Fonu (WWF) nın raporuna göre de Akdeniz havzasında bulunan Türkiye’de 40 dereceye yakın sıcaklıklar, mevsim normali olacak ve tarım alanlarının yüzde 40’ı kuruyacaktır.

Kuzey Yarımkürenin en büyük buz kütlesi olan Grönland adası, küresel ısınma nedeniyle eriyor. Grönland kütlesinin erimesi, düşük seviyedeki sahil şeridinde bulunan yerleşim yerlerinin sular altında kalmasına neden olacak. Dünyamızın akciğeri olan Amazon ormanları ise günden güne yok oluyor.

Bilim adamlarına göre küresel ısınma önlenemediği taktirde Türkiye, 100 yıl içinde Kuzey Afrika’ya dönecek. Yağışlar azalacak, başta GAP bölgesi olmak üzere, tüm nehirlerin taşıdığı su miktarı düşecek. Baraj göllerinde, su seviyesi azalacak, hidroelektrik enerji üretimi ciddi oranda aksayacaktır.

Birleşmiş Milletler (BM) desteğiyle hazırlanan yeni bir rapor, son iki yılda tarihin en ciddi kuraklıklarından birkaçının gerçekleştiğini tespit etti. Raporda Türkiye'nin 2030'da ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapıldı.

Yüksek basınç kuşağının kuzeye kaymasıyla, ülkemizde hâkim olabilecek tropikale benzer bir iklim; düzensiz, ani ve şiddetli yağışlar, seller, hortum, kasırga, heyelan ve erozyona yol açacak. Kasırga ve fırtınaların tetikleyeceği seller, can ve mal kaybına neden olacaktır.

Isınmayla birlikte denizlerimizdeki sıcaklık rejimleri değişecek. Balıkların göç yolları bozulacak. Karadeniz’de hamsi kalmayacak, sıcaklıklarla birlikte orman yangınları ile tarımsal hastalık ve tarım zararlılarında büyük artışlar görülecektir.

Ankara Ticaret Odası’nın hazırladığı “Küresel Isınma kıskacında Türkiye” raporuna göre, Türkiye iklim değişikliğinin olumsuz etkileri açısından “risk grubundaki ülkeler” arasında yer alıyor. Türkiye’de kuraklaşma, seller hızla artıyor, içme suları ise azalıyor. Son 70 yılda 70 istasyonda kaydedilen sıcaklık verilerine göre, Türkiye'nin yıllık ortalama sıcaklıkları artma eğiliminde.

Küresel ısınma Akdeniz yerine, Karadeniz’i öne çıkaracak. Kar yağışı giderek azalacak. Hatta kış mevsimi ortadan kalkacak. İklim değişiklikleri, göçlere neden olacaktır. Türkiye'de yaşayanlar, kuzeye yerleşmeye çalışacak. Araştırmalara göre, 2030’da Türkiye’nin büyük bir kısmı oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecek, sıcaklıklar 2-3 derece artacaktır.

Eskişehir’de küresel ısınmanın etkilerinin yaratacağı zarar, il bazında yapılacak, ağaçlandırma ve erozyon çalışmaları yanında, ilimizdeki ormanların ve su havzalarının, özellikle de yeraltı sularının korunması ile de orantılı olacaktır. Bu alanlarda kentin stratejileri belirlenmeli, küresel ısınma ve kuraklıkla ilgili eylem programları yapılmalı sürekli ve kalıcı bir şekilde gündemde tutulmalıdır.

Ülkemizde ve Eskişehir’de, küresel ısınma ve kuraklıkla ile ilgili olarak, kurum/kuruluşlar ve kişi/kişiler üzerlerine düşen görevleri eksizsiz yerine getirmelidir. Doğa korunmalı, sular tasarruflu kullanılmalıdır. Çünkü gidebileceğimiz bir başka Türkiye ve Eskişehir yok