Orman yangını ile ilgili yazımızdan sonra bazı görüşler geldi. Özellikle de bir okuyucumuzun, “Ülkemiz kentlerinde, Orman Genel Müdürlüğü mevzuatları kapsamında kaymakamlıklar/valilikler başkanlığında ilgili kumların katılımıyla, orman yangıları komiteleri kurulmalıdır. “ önerisini yaptı.
Geçmiş yıllarda da Sivrihisar’ da Kaymakamlarımızdan, Sayın Ahmet Katırcı ile “Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı” üzerinde, karşılıklı fikir teatisinde bulunmuş,, “ Eylem planı” nın, başarıya ulaşabilmesi için, İl ve ilçelerde “ Ağaçlandırma ve Erozyon Komiteleri Kurulmalı” önerisi yapmıştı..
Sayın KATIRCI’ nın, önerisi, bugün de gerçekleştirilebilir. Kentlerde Vali veya Vali Yardımcısı, ilçeler kaymakamların başkanlığın da, ilgili kesimlerle “ Ağaçlandırma ve erozyonla mücadele komiteleri” teşkil edilmeli, tüm kesimlerde destek vermelidir.
Çünkü Birleşmiş Milletler (BM) destekli raporlar, Türkiye'nin ciddi kuraklık ve çölleşme riski altında olduğunu ve 2030 yılına kadar "su fakiri" ülkeler arasına girebileceğini öngörüyor. Toprakların %88'i çölleşme tehdidi altında olup, artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar nedeniyle tarımsal üretim ve su kaynakları ciddi tehlike altındadır.
Yine TEMA Vakfı Temsilci Yardımcısı ve Eğitimci Sayın Merih Yücel de NASA uzmanlarının yaptığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de toprakların bilinç dışı kullanımıyla 2040 yılında çölleşme tehlikesi yaşanacağı uyarısında bulunduğunu açıkladı..
Ülkemizde çölleşmenin, sebep/sebepleri var. Toprağın aşırı kullanımı, aşırı otlatma, sağlıksız sulama yöntemleri, ormanların tahribi ve özellikle son yıllarda, çevre dengesinin bozulması, iklim değişiklikleri, çölleşmeyi meydana getiren en önemli etkenlerdir.
Yapılan araştırmalara göre, ülkemizde yüzeyin % 90’ nında, toprak erozyonu vardır. Bu alanın %63’ ünde, erozyon şiddetli ve çok şiddetli düzeydedir. Tarım alanlarının da %75’ inde, erozyon mevcuttur.
Ülkemizde, taşınan ve kaybolan toprak miktarı km2, başına ortalama 487 ton’ dur. Erozyon, topraklarımızın fakirleşmesine ve baraj göllerimizin de dolmasına, en önemlisi de ülkemizin, giderek çölleşmesine neden olmaktadır.
Ülkemiz yüzeyinin tamamına yakının da, şiddetli ve çok şiddetli erozyonun hüküm sürdüğü ve yılda 600 bin tondan fazla verimli tarım topraklarının, nehir ve ırmaklarla akıp gitmesi ülkemizde, en öncelikli sorundur. Çünkü bir santimetrelik toprağın meydana gelmesi için, 100 yıl, 30 cm’ lik tarım toprağı için, 3000 yıl gerekmektedir.
Ayrıca ülkemizde ve Eskişehir de doğayı korumak için eğimli ve çıplak araziler ağaçlandırılmalı, Aşırı otlatmanın önüne geçilmeli, bitki örtüsünün tamamen yok olması engellenmelidir. Toprağın boş kaldığı dönemlerde erozyonu önleyici bitkiler yetiştirilmelidir.
Türkiye’deki erozyonu ve çölleşmeyi önlemek için, 4122 sayılı ve 23 07 1995 tarihli “Milli Ağaçlandırma ve Erozyonu Kontrolü Seferberlik Kanunu “çıkartılmış, Bu kanun geri de “Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Yönetmeliği” 27 Eylül 1996 tarihinde Resmi Gazete yayınlanmıştı. Ancak kanun ve yönetmeliklerin gereğini, o tarihlerden sonra iktidara gelen siyasi otoriteler yerine getirmemişti.
Ülkemizde 60 hükümet, bu kanun ve yönetmelik gereği, ülke gelinde “Ağaçlandırma ve Erozyon kontrolü Seferberliği Eylem Planı “ hazırladı ve hayata geçirdi. Hedef, bu eylem planı ile ilk 20 yılda atmosferdeki, 181. 4 milyon ton karbon daha ormanlar tarafından absorbe etmekti.
Ağaçlandırma ve erozyonla mücadele alanlarının, sadece Çevre ve Orman Bakanlığının, mali ve fiziki gücü ile yapılması yeterli değildir. Onun için de ülkemizdeki kurum/kuruluşlar, askeri birlikler, yerel yönetimler, Şirketler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, özellikle de halkımız, ağaçlandırma ve erozyonla mücadele çalışmalarına imkânları ölçüsünde, katkıda bulunmak zorundadır.
Diğer yandan “Ulusal Ağaçlandırma Seferberliği Eylem Planı”’nda, kamu kurum ve kuruluşları ile toplumun bütün kesimlerinin koordineli bir şekilde çalışmaları öngörülmüştü. Bu eylem planı, 2008-2012 yılları arasını kapsamaktaydı.
Plan kapsamında, yıllık süre içeresinde 2.300.000 hektar alanda ağaçlandırma, İyileştirme, erozyon kontrolü ve mera ıslahı çalışması planlanmıştır. Bu miktarın 2.164.000 hektarında, Çevre ve Orman Bakanlığı, 136.000 hektarında ise diğer kurum/kuruluşlar çalışma yapacaklardı. Toplam maliyeti ise 2.702.100.000 YTL olarak öngörülmekteydi.
Planlanan miktarda ağaçlandırma yapıldı mı bilmiyoruz ama Küresel ısınmanın etkilerini azaltmak ve çölleşmeyi önlemek için de ülke genelinde ve Eskişehir’ de, yapılacak olan ağaçlandırma ve erozyon seferberliğinde, her kesim elini taşın altına koymalı imkânları ölçüsünde de maddi ve manevi katkıda bulunmalıdır Çünkü gidebileceğimiz bir Türkiye ve Eskişehir yoktur.