Bir haber geldi.

Öyle sıradan bir haber değil.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un, MLS Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’nin en başarılı büyükşehir ilçe belediye başkanı seçildiği açıklandı.

Üstelik başarı oranı yüzde 61,2 olarak duyuruldu.

Türkiye genelinde onca ilçe belediyesi arasında zirve…

Birinci sıra…

Kutlamak gerekir mi?

Elbette başarı varsa takdir etmek gerekir.

Ama bir de madalyonun diğer yüzü var.

O da şu…

Bu birinciliğin karşılığı Odunpazarı sokaklarında neden bu kadar az hissediliyor?

Çünkü yıllardır Odunpazarı’nda yaşayan vatandaşların konuştuğu konulara baktığınızda, karşınıza bambaşka bir tablo çıkıyor.

Eskiden “ilk 5’e girdik” haberleri gelirdi.

Sonra “Türkiye’nin en başarılı belediye başkanları arasında” denirdi.

Şimdi ise zirvedeyiz.

Peki, hangi hizmetlerle?

Vatandaş bunu bilmek istiyor.

Çünkü belediyecilik sadece araştırma şirketlerinin hazırladığı listelerden ibaret değil.

Belediyecilik sabah işe giderken gördüğün sokaktır.

Çocuğunu oynatacağın parktır.

Mahallende çözülen problemdir.

Yaz geldiğinde evinin penceresini rahatça açabilmektir.

Bugün Odunpazarı’nda birçok vatandaşın en temel şikâyetlerinden biri sinek sorunu.

Yanlış anlaşılmasın…

Konu sinek değil sadece.

Konu vatandaşın en temel beklentilerinin karşılanıp karşılanmadığıdır.

Bir belediye düşünün…

Türkiye’nin en başarılısı ilan ediliyor.

Ama vatandaş yaz aylarında camını açarken iki kere düşünüyorsa burada durup sormak gerekiyor:

Biz hangi başarıyı ölçüyoruz?

Kağıt üzerindeki başarı mı?

Yoksa sokaktaki gerçeklik mi?

Elbette yapılan işler var.

Alzheimer Merkezi gibi sosyal projeler önemli.

Topluma dokunan her hizmet değerlidir.

Ama bir belediyenin başarısını sadece birkaç örnek üzerinden değerlendirmek mümkün mü?

Bir ilçenin tamamına bakmak gerekmez mi?

Mahalle mahalle gezmek gerekmez mi?

Vatandaşın şikâyetlerini duymak gerekmez mi?

Çünkü belediye başkanları araştırma sonuçlarına göre değil, vatandaşın hayatına dokunarak başarılı olur.

Bir anne çocuğunu parka götürdüğünde rahat ediyorsa…

Bir yaşlı vatandaş mahallesinde kendini güvende hissediyorsa…

Bir vatandaş temel sorunları için belediyeye başvurduğunda çözüm bulabiliyorsa…

İşte gerçek başarı budur.

Bugün Odunpazarı’nda yaşayan vatandaşın sormaya hakkı var:

Türkiye birincisiysek, bu birinciliğin izleri neden mahallelerde daha fazla görünmüyor?

Belki de açıklanması gereken şey başarı oranı değil, başarı hikâyesidir.

Hangi projeler?

Hangi hizmetler?

Hangi sorunlar çözüldü?

Vatandaş bunları bilmek istiyor.

Bunları da açıklayın.

Hangi hizmetlerle birinci olundu?

Çünkü artık dönem, “en başarılı seçildik” demekle geçiştirilecek bir dönem değil.

Vatandaş sonuç görmek istiyor.

Sokağında görmek istiyor.

Mahallesinde görmek istiyor.

Evinde hissetmek istiyor.

Asıl mesele sanırım şu…

Türkiye’nin en başarılı belediyesi seçilmek mi önemli yoksa kendi vatandaşına bunu hissettirebilmek mi?