Lozan Antlaşması, Birinci Dünya Savaşı sonunda galip devletler tarafından mağlup devletlere dayatılan barış anlaşmalarından farklı olarak, yeni Türk Devleti ile Birinci Dünya Savaşı galibi ülkeler arasında, eşit şartlarda yapılan bir anlaşma olması hasebiyle oldukça önemlidir.
Lozan Antlaşması, 103 yıl önce imzalanmış, yeni Türk Devleti’nin kurulmasını sağlayan, Türkiye’nin muhataplarıyla denk ve eşit haklara sahip olduğunu kabul ettirdiği, dünya devletleri arasında hür ve bağımsız konumunu kazandığı önemli bir antlaşmadır.
Ülkemizde, zaman zaman tartışmaya açılan, Lozan Antlaşması'nın 103'üncü yıldönümü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, hukuki, iktisadi ve siyasi anlamda bağımsızlığının belgesi olan Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923’te imzalandı.
Lozan görüşmeleri 1922’de, Man Benon gazinosunda, düzenlenen törenle başladı. Görüşmeler bir ara kesintiye uğradığından, konferans iki döneme ayrılır. Birinci dönem 4 Şubat 1923’e kadar sürdü. İki buçuk ayı aşkın bir aradan sonra, 23 Nisan’da başlayan ikinci dönem 24 Temmuz 1923’te sona erdi.
Konferansa Türkiye ile birlikte, sekiz devlet görüşmeci olarak davet edildi. Bazı devletlerin de Boğazlar ve ticaret meseleleri ele alındığında toplantılara katılması öngörülmüştü. Amerika Birleşik Devletleri ise gözlemci olmayı tercih etmişti.
Lozan da katılımcılar çağrı yapanlar (İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya), bütün görüşmelere katılanlar, (Türkiye, Yunanistan, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven Devleti [Yugoslavya]), gözlemci (Amerika Birleşik Devletleri), Boğazlar statüsü için çağırılanlar (Sovyet Rusya, Bulgaristan) ve ticaret sözleşmelerine katılanlar (Belçika, Portekiz) olmak üzere beş gruptan oluşuyordu.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve delegeler, Lozan Antlaşması’na büyük titizlik göstermişlerdir. O kadar ki Lozan Anlaşması’na, bir müddet ara verilmiş ve anlaşmanın birinci bölümü başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Türkiye hedeflerini elde etmek için yeni bir savaşa hazır olduğunu ilan etmiş, derhal seferberlik hazırlıklarına başlamıştı. Çünkü batı ülkeleri, Türkiye'yi egemen ve eşit bir devlet yapmak istemiyorlardı. Ancak Türkiye kararlı tutumu sayesinde istediğini aldı.
Lozan'da kurduğumuz devletle, bugün vardığımız nokta arasında çok önemli bir fark var. Lozan'da Türkiye kendi kararını kendisi veren bir devlet olduğunu kabul ettirmişti.
Mustafa Kemal Atatürk, Lozan Antlaşması’yla ilgili olarak, “Lozan, Türk milleti aleyhinde yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr’le ikmal edildiği sanılmış büyük bir suikastın yıkılmasını ifade eden bir belge, Osmanlı devrine ait tarihte eşi geçmemiş bir siyasi zafer eserini oluşturmaktadır.” demiştir.
Lozan Antlaşması ile her türlü kapitülasyonlar kaldırılmış, böylece ekonomik bağımsızlığın kazanılması yönünde önemli bir adım atılmıştır.
Lozan’da azınlıklar aleyhimize çözümlenmesine rağmen, 1936’da Boğazlar, 1939’da Hatay sorunu, Misak-ı Milli’ye uygun şekilde sonradan lehimize olacak şekilde çözüme kavuşturulmuştur. Azınlıklar konusunda ödün verilmemiştir.
Cumhuriyeti kuranlar, Osmanlı Devleti’nin son zamanlarındaki borç tablosunu ve Türk milletinin önüne konan faturaları, çok iyi bildikleri için, dış borç almadan devleti idare ettiler. Buna rağmen de 150 ton altın bıraktılar. Osmanlı Devleti’nin de borcunu ödediler.
Yine Atatürk döneminde, dış ticaret açığı olmadan, enflasyona başvurulmadan, dengeli ve istikrarlı bir kalkınma sağlanmıştı. Enflasyon, Atatürk ölçüsüzlüğe geçerken başlamış, bir daha da durdurulamamıştır.
Lozan Antlaşması ile Yeni Türk Devleti ve Misâk-ı Millî, düşmanlarımız tarafından resmen kabul edilmiştir. Askerî ve siyasi zaferle sonuçlanmıştır. Türkiye, savaş tazminatı ödememiştir.
Kapitülasyonlar kesin olarak kaldırılmış, ülke sınırları Irak sınırı hariç belli olmuş, Türkiye açısından, I. Dünya Savaşı sona ermiş, azınlıkların Türk vatandaşı sayılması ile dış güçlerin içişlerimize karışması önlenmiştir.
Lozan Antlaşması çerçevesinde önemli diğer iki konu patrikhane ve yabancı okullar sorunuydu. Bugün açılması yeniden düşünülen Fener Rum Patrikhanesi’nin dinî faaliyetlerle sınırlı olacak şekilde İstanbul’da kalmasına izin verilmiş, siyasi bir gücünün bulunmaması da şart koşulmuştur.
Lozan Barış Antlaşması’nda sınırlar konusu oldukça önemlidir. Lozan’la birlikte yeni sınırlar belirlenmiş; Suriye sınırı, Fransa’yla yapılan Ankara Antlaşması neticesinde çizilmiştir. Bu anlaşmayla Hatay sınır dışında kalmış olsa da 1939 tarihinde üstün diplomatik çabalar neticesinde Türkiye’ye bağlanmıştır.
Millî Mücadele hareketi ve Lozan, bağımsızlık için uğraşan, diğer milletlere de bir örnek olmuş, antlaşma I.TBMM tarafından imzalanmış, II. TBMM tarafından onaylanmıştır. Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varoluşunun teminatıdır, tam bağımsızlığının göstergesi ve Yüce Türk Milleti’nin tapusudur. Emperyalist devletlere karşı kazanılmış bir zaferdir.
Lozan Antlaşması’nın 103. yılında, Büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını, şehit ve gazilerimizi sevgi, saygı, minnetle ve rahmetle anıyoruz…