CHP’de beklenen oldu.

Sonunda Butlancıların adayı olarak gösterilen isim, Volkan Enver Kılıç il başkanlığı koltuğuna oturdu.

Ben uzun süredir Egemen Yağcıoğlu’nun atanacağını düşündüğüm için gün boyunca çok sayıda mesaj aldım.

Bir ara telefonu kapatıp “Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyin” moduna geçmeyi düşündüm.

Çünkü gelen mesajların sonu gelmedi.

Ama asıl mesele benim kimi beklediğim değil.

Asıl mesele, CHP’de yaşanan bu sürecin nereye evrildiğidir.

Ben Butlan’a ve yönetim anlayışına zaten karşı olduğumu defalarca söyledim.

Ancak iki aday arasında tercih yapılırken, kamuoyunda en fazla tartışılan ismin tercih edilmesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Ve karşımızda Volkan Enver Kılıç var…

Öyle sıradan bir atamadan bahsetmiyoruz.

Çünkü Volkan Kılıç sadece yeni il başkanı olarak atanmadı.

Aynı zamanda görevden alınan Talat Yalaz’ın koltuğuna oturdu.

İşte bütün mesele de burada başlıyor.

Daha düne kadar Talat Yalaz’ın savunduğu, yanında durduğu bir isim olarak anılan Volkan Kılıç, bugün onun bıraktığı koltuğun sahibi oldu.

Siyasetin garip dengeleri bazen insanı şaşırtıyor.

Bir gün birini savunuyorsunuz, onun için mücadele ediyorsunuz; başka bir gün o kişi sizin boşalttığınız koltuğa oturuyor.

Peki, geriye ne kalıyor?

İlkeler mi yoksa koltuklar mı?

Çünkü CHP’de son dönemde yaşananlara baktığımızda en büyük tartışma tam da burada düğümleniyor.

Kim kiminle yol yürüyor?
Kim dün karşı çıktığı kişiyle bugün aynı fotoğrafa giriyor?
Kim hangi hesabın parçası oluyor?

Artık bunları takip etmek gerçekten zorlaştı.

Bugün sabah önüme gelen bir belge ise tartışmayı başka bir boyuta taşıdı.

Belgeye göre Volkan Enver Kılıç hakkında bir icra dosyası bulunuyor.

Bu dosyada kendisini savunan avukatın ise görevden alınan eski il başkanı Talat Yalaz olduğu görülüyor.

Elbette hukukta herkesin savunulma hakkı vardır.

Bir avukatın görevi, müvekkilinin hakkını hukuk çerçevesinde savunmaktır.

Ama siyasetin de bir hafızası vardır.

Bugün Volkan Kılıç, Talat Yalaz’ın koltuğunda oturuyor.

Dün onu savunan isim görevden ayrıldı, bugün o koltuğa savunulan kişi geldi.

Siyasetin en zor sorusu da burada ortaya çıkıyor:

Bir insan kimi savunduğuyla mı yoksa günün sonunda kimin yerine oturduğuyla mı değerlendirilir?

Herkes savunulabilir belki ama siyasette bazı savunmalar vardır ki gün gelir savunduğunuz kişi sizin yerinize oturduğunda hesabı kamuoyu sorar.

Bu da tam da öyle oldu…

Talat Yalaz, Volkan Enver Kılıç karşısında kendisini ne kadar savundu bilinmez.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

“Volkan Efendi… Ben seni zamanında savundum, yanında durdum. Ama bugün geldin, benim bıraktığım koltuğa oturdun. Buna da mı sessiz kalacağım?” diyebildi mi?

Diyemedi.

Çünkü siyasette bazen en zor savunma, kendi yaşadıklarınızı anlatmaktır.

Velhasıl kelam…

Bugün Talat Yalaz’ın koltuğunda, dün savunduğu isim olan Volkan Enver Kılıç oturuyor.

Yaşam gerçekten çok tuhaf…