Madenciliği, hammadde üreticisi ve tüketicisi olmak üzere iki bölüme ayırmak mümkündür. Genel olarak endüstri ülkeleri tüketici, arasında Türkiye‘nin de bulunduğu gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkeler ise üretici durumundadır.
Öte yandan doğal kaynaklarımız, yenilenebilir kaynaklar değil, tükenmekte olan kaynaklardır. Son dönemde artan çevresel duyarlılıkla beraber, en ekonomik ve en verimli şekilde dünya ve ülke ekonomilerine kazandırılması çok büyük önem taşımaktadır.
Ülkemiz ve Eskişehir'de mevcut madenlerimizin büyük çoğunluğu yabancı şirketler tarafından işletilmektedir. Ülkemize katkıları ise yok denecek kadar azdır. İnsanlarımız da arzu edilmeyen bu durumunun farkındadır.
Nitekim Kaymaz Altın Maden Yatağı ile ilgili mücadelemizde de genç bir maden mühendisi, "Mücadelenizi, takdirle karşılıyorum. Bugünkü şartlarda, yabancılar madenlerimizi bedavaya kapatır. Zararı yok, bizler istifade etmeyelim. Gelecek nesiller belki akıllı olur, bu madenlerimizi kendi insanımızın yararına işletir" demişti.
Emekli Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Sayın Orhan Özkaya da ülke madenlerinin artık ulusal değer olmaktan, kamu mülkiyetinden uzaklaştırılarak özelleştirme adı altında 26 adet Anglo-Amerikan şirketine teslim edileceğini söylemişti.
Yine Sayın Özkaya, AKP döneminde yeraltı ve yerüstü kamu varlıklarının birer birer elden çıktığını belirterek, "Çok daha vahim olan da şu. 5782 sayılı ‘Yabancılara Taşınmaz Satışı Yasası‘ ile ilgili CHP‘nin iptal başvurusunun Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmesi sonucunda yabancı şirketler bütün bu alanları kendi mülkiyetlerine, satın alarak geçirebilecekler. Zira şirketlere bu yasada zaten toprak alımı sınırlandırılmamış durumdaydı. Ayrıca hazine arazileri de bedelsiz verilmektedir. Ülke topraklarının yüzde 19‘u yabancı toprağı konumundadır." demişti.
Yine Birgün Gazetesi’nde yer alan habere göre de 1923-2002 yılları arasında Türkiye genelinde toplam 1186 maden ruhsatı verildi. Buna karşılık 2008-2023 döneminde ruhsat sayısı 386 bine ulaştı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verilerine göre 2026 yılı başı itibarıyla işletme izinli ruhsat sayısı 7 bin 628 oldu.
Oysa madenler, ülkemizin kalkınmasında sanayinin çok önemli rolü olduğu bilinen bir gerçektir. Sanayinin en önemli girdisi de maden kaynaklarıdır. Günlük ihtiyaçlarımızdan tutun da uzay yolculuklarına kadar hemen her şey de madenler en önemli kaynaklardır.
Dünya ve ülkemizde yerine konulamayan, yenilenemeyen madenler, petrol ve doğal gaz ne yazık ki, emperyal ülkelerin ve Çok Uluslu Şirketlerin hâkimiyeti altında bulunmaktadır. İstediğiniz kadar zengin kaynaklara sahip olunuz, bu güçler size bu kaynakları rahat kullanma imkânını asla vermemektedirler. Bu noktada önemli olan bu kaynakların, ciddi bir milli siyaset anlayışıyla emperyal güçlere karşı konularak onların hâkimiyetine bırakılmamasıdır.
Ülkemizde çıkartılan yasalarla, vatan toprakları altındaki zenginliklerin de adım adım işgaline yol açtı. Konuyla ilgili olarak, Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası yetkilileri, AKP Hükümeti tarafından, 5 Haziran 2004 tarihinde, TBMM’den geçirilen 5177 sayılı değişiklik ve 5213 sayılı Maden Kanunu’na dikkat çekerek, bu yasalarla yabancı sermaye maden işletme ruhsatı alma konusunda büyük kolaylıklar sağlandığını ifade ettiler.
Eskişehir maden açısından zengindir. İl sınırları içinde, altın, boraks, krom, manganez, asbest, dolomit, cips, kaolen, manyezit, perlit, Eskişehir Taşı(Lüle Taşı), talk, toryum, mermer gibi madenler var ama yerel safi hasılaya katkısı yok denecek kadar azdır.
Madencilikte emek, sermaye ve teknoloji olmazsa olmaz konumdadır. Onun için de yerli yatırımcılara, kolaylık sağlamalı, vergi yükü azaltılmalı, ara elaman yetiştirmek için de Maden Yüksek Okulları açılmalıdır. Yeni maden fakülteleri açılmayarak mevcut maden fakülteleri ile yetinilmeli ancak Maden fakültelerindeki öğretim uygulamalı olmalıdır.
Eskişehir’de bir "MADEN KURULTAYI" düzenlenmeli, İldeki madenlerimiz, her yönü ile tartışılarak, izlenecek politikalar ve stratejiler belirlenmelidir. En önemlisi de il bazındaki madenlerin çıkartılması için, Eskişehirli işadamları arasındaki ortaklıklar teşvik edilmeli, sanayinin motoru olması için de her türlü kolaylıkta sağlanmalıdır.
Ülkemizde ve Eskişehir'de, ilgili birim ve kişi/kişiler, zaman zaman madenlerle ilgili açıklamalarda bunuyor ve öneriler de getiriyor ama ilgililer tarafından dikkate alınmıyor. Bu insanlarımızdan biri de, TEKAM Müdürlerinden Prof. Dr. Sayın Muammer Kaya'dır.
Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Muammer Kaya'yı, Kaymaz Altın Maden yatağı ile ilgili mücadelemizde tanıdık. Madencilik sorunları ve çözüm önerilerini hukuki, mali, eğitim, teknoloji, çevresel ve ettik açıdan ele alıyor.
Sayın Prof. Dr. Kaya'ya göre, madencilik endüstrileşmenin ve ekonomik büyümenin, kalbini besleyen, ana damarlardan birisidir. Türkiye'de, refah ve gelişmişlik düzeyinin yükselmesi de, doğal kaynakların ve yer altı servetlerinin yerinde ve ekonomik kullanması ile eşdeğerdir. Doğal kaynaklar aynı zamanda enerji alanında ülkelerin lokomotifidir.
Ülkemizde ve Eskişehir’de uzun vadede kalıcı ve rasyonel madencilik stratejileri oluşturulmalı, Maden mevzuatı, ülke ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde, yeniden ele alınmalı, atıl sahalarında, ruhsatlarının iptal edilerek, gerçek işleteceklere, yerel yatırımcılara devri sağlanmalıdır. Madencilik Bakanlığı ivedilikle kurulmalı ve madenler devletleştirilmelidir.