CHP’den istifa eden Özgür Özel liderliğinde kurulan 'YENİ Parti' siyaset dünyasına adımını atarken partinin ismi farklı yorumları da beraberinde getirdi.
Bazı kişiler partinin ismini alkollü bir içecek markasına benzeterek mizah yapmaya kalksa da aslında son derece güzel bir isim bulunduğunu kabul etmek gerekiyor.
Öncelikle başlatılan hareketin ruhuna ve kuruluş felsefesine uygun bir isim.
Aynı zamanda sade, kulağa hoş gelen, logoda kısaltma gerektirmemesi sebebiyle de akılda kalıcı ve göze çarpan bir isim.
Ama isim özgün mü derseniz; elbette hayır efendim.
Nitekim siyasi tarihimize baktığımızda 7 Ekim 1993'te Turgut Özal'ın kardeşlerinden Yusuf Bozkurt Özal liderliğinde “Yeni Parti” ismiyle bir parti kurulmuş, ilerleyen yıllarda ise bu parti Demokrat Parti ile birleşmişti.
Yine 28 Haziran 2008 tarihinde “Yeni Parti” ismiyle başka bir parti daha kurulmuştu. İlk olağan kurulunda Tuncay Özkan’ın genel başkanlığa seçildiği bu parti ise 20 Mayıs 2012 tarihinde genel başkanlığını Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu'nun yaptığı Hak ve Eşitlik Partisi ile birleşmişti.
Nitekim Özgür Özel ve ekibinin kurdukları partinin ismi “yeni” gibi gözükse de aslında epey eski.
Gelelim partinin logosuna. İsim gibi logo da son derece güzel. Harflerin karakteri, dizilimi ve renk içeriği fevkalade.
Ama “isim” gibi partinin “logosu” da özgün değil.
Logodaki harflerin yazı karakteri ve renk içeriği; internet üzerinden dizi, film ve belgesel izlenmesini sağlayan abonelik tabanlı bir dijital yayın platformu olan Netflix ile birebir aynı.
Fikri ve Sınai Haklar Kanunu’na da aykırılık teşkil eden bu durumun yakın zamanda Yeni Parti’nin kurmaylarına sorulacağına ve akabinde de bu benzerliğe tesadüf diyerek reddedeceklerine şimdiden emin olabilirsiniz.
Hatta bunu iktidarın bir oyunu olarak nitelendireceklerine de…
Gelelim yine partinin ismiyle ilgili bir diğer uyumsuzluğa.
Parti kurucular kuruluna bakıyoruz, tamamı eski isimler. Mahmut Tanal var, Cemal Enginyurt var, Utku Çakırözer var. Hatta sekiz dönem milletvekilliği yapmış siyasetçi bile var.
Oysa böyle bir oluşum yerine her kesimi kapsayacak ve kucaklayacak kişilerle yeni yüzlerin de yer aldığı daha kolektif bir kurul oluşturulabilirdi. Ve bu şekilde de çoğunluğun mutlak baskısını reddeden çoğulcu politikalar geliştirilerek çok daha geniş kitlelere hitap edilebilirdi.
Bu açıdan da toplumda hayal kırıklığı yaşattığı kesin.
Ve son olarak efendim parti programına baktığımızda da yine bilindik ifadeler bizi karşılıyor: "Güçlü meclise dayalı, kuvvetler ayrılığı ilkesini esas alan bir parlamenter sistem kurulacak” ve “bu kara düzen yıkılacak” söylemleri…
Bu hususta da farklı olan bir şey yok yani.
Nitekim her ne kadar ismi “yeni” olsa da, kurulan partide hemen her şey “eski” efendim.
Yorum sizlerin…
Bendeniz cuma günü yine buradayım.
Beklerim efendim.

GÜNÜN SÖZÜ:
En zor şey, karanlık bir odada kara kediyi aramaktır. Özellikle odada kedi yoksa.
- Konfüçyus