Siyaset bu…

Bazen birisi bir cümle kurar.

Günlerce tartışılır.

Üzerinden çok zaman geçer.

Çat diye aklınıza düşer.

İşte tam da böyle bir cümleden bahsediyorum.

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ile 6 Mart 2026 tarihinde bir röportaj yapmıştım.

Ramazan ayıydı.

İftar çadırına konuk olmuştuk.

Sohbet ettik, gündemi değerlendirdik.

O günlerde yine gündemin önemli başlıklarından biri CHP’ydi.

Daha doğrusu benim gündemimde CHP vardı.

Bir türlü CHP’den kopamıyorum.

O dönem CHP Eskişehir örgütü içerisinde kurulan ve adına “Koca Çınarlar” denilen oluşumu gündeme taşımıştım.

Bu oluşum CHP İl Örgütüne karşı gelişen bir parti içi muhalefet hareketiydi.

Siyasette parti içi eleştiriler elbette normaldir.

Her partide farklı görüşler, farklı kanatlar, farklı beklentiler olabilir.

Ancak CHP’de yaşanan tartışmanın boyutu, klasik bir iç değerlendirmeden daha fazlası gibi görünüyordu.

Tam da bu nedenle AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’a “Koca Çınarlar” hareketini nasıl değerlendirdiğini sordum.

Verdiği cevap ise oldukça iddialıydı.

Şöyle demişti:

“İki-üç ay önce bir şey söylemiştim hatırlarsanız. CHP bu dönem paramparça olacak demiştim. İşte bunun ayak sesleri başladı. CHP’nin kadın kollarından ayrılanlar, AK Parti’ye katılanlar, mecliste olup da bize katılanlar oldu. Gerçekten CHP her zaman için kendi iç dünyasında bu kargaşayı yaşamış bir partidir. Ve artık bu dönemde bunun zirveye çıktığı bir zamanı yaşıyoruz. Onun için yine söylüyorum. Bu dönem paramparça olacaklar.”

Gürhan Bey sözlerini sadece parti içi tartışmalarla sınırlı tutmamış, CHP’nin kendi içerisindeki mücadelelerin hizmet üretme noktasında sorun oluşturduğunu savunmuştu.

Ben de röportajın başlığını o cümleden seçmiştim:

“CHP bu dönemde paramparça olacak.”

Tahmin edileceği gibi bu başlık CHP cephesinde tepkiyle karşılandı.

“Bu nasıl başlık?” diyenler oldu.

Eleştirenler oldu.

Ancak gazeteciliğin doğası budur.

Bir siyasetçi bir röportajda en dikkat çekici, en iddialı, en çok konuşulacak cümleyi kuruyorsa gazeteci de onu haberin merkezine taşır.

Benim yaptığım da buydu.

Taraf tutmak değil…

Söyleneni kamuoyunun önüne koymaktı.

Aslında Gürhan Albayrak ile bu konuda birkaç ilginç anımız daha var.

Bana söylediği bazı cümlelerin daha sonra bırakın Eskişehir gündemini ülke gündemine oturduğunu gördüm.

Hatta bomba gibi patladığını…

Bu yüzden bazen röportaja giderken içimden şöyle geçiriyorum:

“Bakalım Gürhan Bey bugün ne söyleyecek? Hayırlısı Allah’ım, sen büyüksün Allah’ım!”

Bugün geldiğimiz noktada ise dönüp o röportaja bakıyorum.

Gürhan Albayrak’ın o gün kurduğu cümle yeniden karşıma çıkıyor.

“CHP bu dönem paramparça olacak.”

O gün bu sözler bazılarına göre siyasi bir değerlendirmeydi.

Bazılarına göre ise fazla iddialı bir çıkıştı.

Bazılarına göre CHP’yi yıpratmak için yapılan bir haberdi.

Ama siyaset sözlerin değil sonuçların konuşulduğu bir alan değil mi?

Bugün CHP’de yaşanan tartışmalara, ayrışmalara, parti içerisindeki farklı seslere baktığımızda o gün söylenen sözün neden bu kadar dikkat çektiğini daha iyi görüyoruz.

Elbette siyasette hiçbir süreç sonsuza kadar aynı kalmaz.

Partiler zaman zaman kriz yaşar, zaman zaman toparlanır.

Ama bir gerçek var:

Siyasette en tehlikeli şey dışarıdan gelen eleştiriler değil, içeriden yükselen çatlak seslerdir.

Çünkü dışarıdan gelen saldırılar partileri kenetleyebilir.

Ama içeride başlayan mücadeleler, en güçlü görünen yapıları bile sarsabilir.

Gürhan Albayrak’ın 6 Mart akşamı iftar çadırında söylediği o cümle, belki de o gün sadece bir siyasi yorumdu.

Bugün ise siyasi hafızada yerini alan bir öngörü olarak duruyor.

Bazen gazetecilik geleceği görmek değildir.

Sadece bugünün içindeki yarını işaret eden cümleyi yakalamaktır.

Ve o gün yakalanan cümle şuydu:

“CHP bu dönem paramparça olacak.”

Aradan geçen zaman gösterdi ki…

Gürhan Albayrak o gün bir iddia ortaya koydu, ben ise o iddianın içindeki manşeti gördüm.
Aradan geçen zaman hem o sözün hem de o haberi neden yaptığımızın cevabını verdi.