‘Yeni’ ifadesi bünyesinde, mahiyetinde o kadar çok şey barındırıyor ki…
İster istemez yükseltiyor insanı.
Her şey çok yeni, herkes çok yeni, anlayış, çizgi, politika hatta vizyon…
Çok yeni…
Şahsen ben, bu Yeni Parti’den çok fazla ‘yeni’ şeyler beklerken hiçbir ‘yeni’ görememenin şaşkınlığını yaşıyorum.
“Parti logomuz hazır.” dediler. Ona bile ‘Yeni’ yazıvermişler, al sana logo… Ben, belki o oklardan birkaçını bari yanlarında götürürler demiştim ama biri bile alınmamış. Atatürk’ün altı ilkesinin altısını da geride, Cumhuriyet Halk Partisi’nde bırakmışlar.
Yüzler aynı, sesler aynı…
Vizyon… Yok vallahi bir şey de demek istemiyorum ama ‘yeni’ olan tek şey artık Atatürk’ün kurduğu partide olmamaları.
“Küstüm, oynamıyorum.” der gibi… Kılıçdaroğlu’na düşman olunan, hatta oldurulan bir anlayış bu yeniliğe ne kazandırır? Neyi kazandırır? Hatta neleri kaybettirir? Düşünmek pek zor da değil.
Kılıçdaroğlu kazanır mı?
Vallahi gülmedim…
Ne zaman kazanmış ki?
“Ana muhalefetin Kemal Kılıçdaroğlu kanadı zaferi…” diye bir ifade, tarih kitaplarında sadece ‘mutlak butlan zaferi’ olarak anılacak.
‘Sandık’ ve ‘zafer’ kelimeleri Kılıçdaroğlu için hiçbir zaman aynı cümlede kullanılamadı ve kullanılamaz.
“Taraf olmayan bertaraf olur.” dediler ama herkes bir taraf olunca da oylar yerlere saçıldı.
İmamoğlu davaları zaten güveni de oldukça sorgulatmışken mutlak butlan sonrası zorla bulunduğu iddia edilen yeni il başkanlarının yüzüne de henüz kimse cesaret edip tüküremedi.
Tam bunları konuşurken İzmir’in dağlarında çiçekler açtıran Ahbaplar milletin paralarını doymak bilmeden yiyip kahkahalar ata ata cezaevine girdi.
“Size bir şey söyleyeyim mi? Bizi soyuyorlar.” diyenler asıl soygunun şakşakçısı olduğu için adliye koridorlarında görüntülendi.
Bütün bu; birbirine ahbap, devlete, devletçiliğe muhalif arkadaşların hepsinin dilinde aynı cümle, aynı slogan var ama bunu artık açıkça yazmayacağım.
Bu önemli değeri ağzında sakız edip şişirip şişirip patlatan güya aydın kesime o sakızın artık çoktan çürüdüğünü de ben söylemeyeceğim.
Yani demem o ki Yeni Parti’de ‘yeni’ olan bir şey yok.
İktidar olma hayali de eski, olamayacakları gerçeği de…
Memleketin solu yok farkında mısınız?
“Solumdasın…” diye devam eden şiir dizeleri vardı.
Siyasetin kalbi, solundan öyle bir darbe aldı ki…
Türk siyaseti katili çoktan ceza evinde ama maalesef, celladına aşık olmak müthiş bir siyasi duygusallık.
Ne duygusallığı? Körlük...
Şimdi, insan düşününce her iki sola da sağlı sollu eleştirileri sıralıyor ama hakikaten ülkenin ana muhalefetinin olmayışı, muhalefette ana meselenin birbirine olan muhalefet oluşu gerçekten tarihi bir olay.
Burada asıl mesele ne biliyor musunuz?
Mesele dernek, bağış, siyaset ne olursa olsun… Dikkat edin hep akçeli işlere bulaşmış ve kötü niyetli, güya siyasetçi, güya sanatçıların Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığını pompalayarak kendilerine menfaat sağlaması…
Bu bir siyaset değil.
Bu bir memleket meselesi ama memleketin politikası değil.
Memleketin, muhalefet gerçeği…
Bir baraj patladı evet.
Gerçekten patladı.
İnsanlar kaçışıyor ama hangi kapıya gitse bilemiyor.
Aklı başka bir şey söylüyor ama diğer taraftan da bir yüzüne tükürülme tehdidi var.
‘İstisna’ denilerek ötelenme var.
Bu memleketin en büyük belası, zaten hep birilerine güdümlü olan siyasetçileri ve maalesef her bir tarafların kimseleri silkeledi.
Hep etiketli tehditler oldu,
Siyasetin tüm enerjisi biraz da böyle emildi..
Üstad Rasim Özdenören’in de işaret ettiği üzere:
İnsan hep eskidir,
Eskimeyen zamandır.
Onurlu insanın pusulası ne güçtür ne de kalabalıklar.
O, aklını hiçbir otoriteye kiraya vermeden yüzünü sadece hakikate döner.
Çünkü vicdan en büyük mahkemedir.
Mevzu ne olursa olsun yaslanacağımız tek şey kendi vicdanımız.
Aslında tamamen şöyle
Şunu unutuyorlar, insan yeni diye sarıldığı çoğu şeyi eski diye kenara koyabiliyor. Siz istikrarlı bir şekilde yeni sözler yeni hedefler üretemezsiniz. Dünün söylemleri ve hareket tarzı ile geleceği yakalayamazsınız.
Eski söylemler sadece eski sahibine hizmet eder yani taklitler asıllarını yaşatır.