Bu yazı bazılarına sert gelebilir.

Kimileri "Zamanı mı şimdi?" diye sorabilir.

Ben ise tam tersini düşünüyorum.

Çünkü bazen yaşananlar, yıllar önce söylenen sözlerin doğruluğunu ispat eder.

O yüzden bu yazıyı siyasi polemik olsun diye değil, hayatın değişmeyen bir gerçeğini hatırlatmak için yazıyorum.

Hiçbir güç sonsuz değildir.

CHP bugün sancılı bir süreçten geçiyor.

Dün koltuğunda oturanlar bugün o koltukta değil.

Dün karar verenler bugün o kararların muhatabı.

İşte hayatın en acı ama en öğretici tarafı da bu...

CHP'nin seçilmiş İl Başkanı Talat Yalaz'ın parti üyeliği düşürüldü.

İhraç kararı kesinleşti.

Artık CHP üyesi değil.

Bugün yaşanan olaya tek başına bakarsanız sıradan bir disiplin süreci gibi görebilirsiniz.

Ama hafızası olanlar için mesele bundan ibaret değil.

Hatırlayın...

Delege seçimleri döneminde parti içinde farklı düşünen insanlar vardı.

Azınlıkta kalmışlardı.

Seslerini duyurmaya çalışıyorlardı.

Demokratik haklarını kullanmak istiyorlardı.

Karşılarında ise uzlaşmayı değil, güç gösterisini bulan bir anlayış vardı.

O gün Odunpazarı Belediyesi'ni "TOMA"ya benzetmiştim.

Çünkü farklı düşünenleri dinlemek yerine üzerlerinden geçmeyi tercih eden bir siyaset anlayışı hakimdi.

İnsanlar görevlerinden uzaklaştırıldı.

İstifaya zorlananlar oldu.

Disipline sevk edilenler oldu.

Partiden ihraç edilmek istenenler oldu.

O gün bunların yanlış olduğunu yazdım.

"Yapmayın." dedim.

"Bugün kullandığınız güç yarın sizin karşınıza çıkar." dedim.

Dinlemediler.

Çünkü güç insana en çok yanıldığı anda kendisini haklı hissettirir.

Bugün ise tablo tersine döndü.

Bu kez mahkeme kararlarını arkasına alan başka bir güç var.

Dün başkalarını tasfiye eden anlayış, bugün tasfiyenin ne demek olduğunu bizzat yaşıyor.

İşte bu yüzden Talat Yalaz'ın yaptığı "Gün ola devran döne" paylaşımı bana ironik geliyor.

Çünkü devranın döneceğini en iyi bilmesi gereken isimlerden biri kendisiydi.

Ne var ki insan, gücün merkezindeyken devranın bir gün kendisine de uğrayacağını çoğu zaman unutuyor.

Siyasette en tehlikeli hata, koltuğu kalıcı sanmaktır.

En büyük yanılgı ise yetkiyi, hesap sorulamaz bir ayrıcalık olarak görmektir.

Oysa siyaset, rövanş alma yeri değil, adalet sınavıdır.

Dün alkışlanan kararlar bugün eleştiriliyorsa, bunun sorumluluğunu yalnızca bugünün aktörlerinde değil, dünün uygulamalarında da aramak gerekir.

Kimsenin mağduriyeti, başkasına yaşattığı mağduriyeti unutturmaz.

Kimsenin bugün uğradığı haksızlık iddiası, dün sessiz kaldığı ya da destek verdiği yanlışları da silmez.

Siyasetin en değişmez kuralı şudur…

Bugün kapıyı başkasının yüzüne kapatırsanız, yarın aynı kapının sizin yüzünüze kapanmasına şaşırmayacaksınız.

Ve evet...

Talat Yalaz artık CHP üyesi değil.

Bu yalnızca bir üyelik meselesi değildir.

Bu siyasette güce yaslanarak hareket eden herkes için ibretlik bir hatırlatmadır.

Çünkü koltuklar geçicidir.

Yetkiler geçicidir.

İmzalar geçicidir.

Alkışlar geçicidir.

Ama insanların hafızası kalıcıdır.

Ve o hafıza bugün tek bir cümleyi fısıldıyor!

Adalet, yalnızca işine geldiğinde savunulacak bir ilke değildir.

Onu başkası için istemeyenler, bir gün kendileri için de bulamazlar.

İşte o gün gerçekten devran dönmüş olur.