Geçtiğimiz günlerde bir ihbar geldi.
Sıcak Sular bölgesinde bir esnaf Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Sebahattin Tetik’in, araç trafiğine kapalı olduğu saatlerde dükkânının önünde aracını yıkadığını iddia etti.
İddiayla da kalmadı.
Tetik’in aracını yıkadığı anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti.
İddiaya göre olay, 13 Ağustos 2026 tarihinde saat 17.54’te yaşandı.
UKOME kararına göre söz konusu sokak, 1 Nisan-31 Ekim tarihleri arasında 09.00-20.00 saatlerinde araç trafiğine kapalı.
Yani saat 17.54’te o sokakta araç bulunmaması gerekiyor.
Ama görüntülerde bir araç var.
Üstelik araç sokak içerisinde hortumla yıkanıyor.
Görüntüyü kayda alan Nevzat Avcı’nın da “CHP’li belediye meclis üyesi olursan şehrin göbeğinde böyle araba yıkarsın” dediği duyuluyor.
Burada bir düzeltme yapalım.
Sebahattin Tetik artık CHP’li değil.
CHP’den istifa ederek YENİ Parti’ye geçti.
Dolayısıyla bugün sorulması gereken soru “CHP’li meclis üyesi bunu nasıl yapıyor?” değil.
Asıl soru şu!
YENİ Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Sebahattin Tetik, araç trafiğine kapalı olan bir sokağa aracını nasıl soktu?
İşte meselenin düğümlendiği yer burası.
Çünkü ortada bir araç var.
Sokak araç trafiğine kapalı.
Saat de yasak saatler içerisinde.
O halde araç oraya nasıl girdi?
Dubalar nasıl açıldı?
Kim açtı?
Kim izin verdi?
Yoksa dubaların anahtarı bazı kişilere mi veriliyor?
Daha önce de buna benzer bir konuyu gündeme getirmiştim.
O dönem Figen Kahya’nın son model Mercedes’ini Adalar’ın ortasında görmüştük.
“Biz vermedik” şeklinde bir yanıt gelmişti.
Peki şimdi ne diyeceksiniz?
Bu aracın o sokağa girmesine kim izin verdi?
Eğer gerçekten bir anahtar kullanıldıysa, o anahtar kimin elinde?
Meclis üyelerine özel bir uygulama mı var?
YENİ Partili meclis üyelerine kıyak mı geçiliyor?
Aynı kolaylık AK Partili meclis üyelerine de sağlanıyor mu?
Diğer siyasi partilerin meclis üyelerine de aynı imkân tanınıyor mu?
Yoksa mesele tamamen başka mı?
Bunların hepsinin açıklığa kavuşması gerekiyor.
Çünkü burada konu sadece bir aracın sokağa girmesi değil.
Konu kuralların herkes için aynı uygulanıp uygulanmadığı.
“Eşitlik” deniliyor.
“Kıyak yapmıyoruz” deniliyor.
Peki o zaman bir belediye meclis üyesi, araç trafiğine kapalı bir sokakta, dükkânının önünde hortumla aracını yıkarken ortaya çıkan bu görüntüyü nasıl açıklayacak?
Daha doğrusu belediye yönetimi bu görüntüyü nasıl açıklayacak?
Çünkü bu işin bir tarafında meclis üyesi varsa diğer tarafında da belediyenin uygulaması var.
Ve bu nedenle konu bir şekilde Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’u da ilgilendiriyor.
Sayın Başkan, kamuoyuna “eşitlik” diyorsanız, bu olayda da eşitliğin nasıl sağlandığını anlatmanız gerekiyor.
Araç neden oradaydı?
Sokağa nasıl girdi?
Dubalar nasıl açıldı?
Kim izin verdi?
Meclis üyelerinize özel bir uygulama var mı?
Bunların yanıtını vermek zor değil.
Bir de işin başka bir boyutu var.
Diyelim ki bütün bunların cevabı bulundu ve aracın sokağa girmesinde bir usulsüzlük olmadığı ortaya çıktı.
Peki hortumla araç yıkamaya ne diyeceğiz?
Bir dış yıkama ücreti bugün 600 lira olsun.
Mesele 600 lira değil, biliyorum.
Mesele şu:
Şehrin göbeğinde herkesin gözü önünde hortumla araba yıkamak halkçı bir görüntü mü?
Eğer öyleyse biz de yanlış anlamışız demektir.
Benim arabam yok.
Çarşıda oturuyorum.
O zaman ben de yarın evimin önünde halı yıkayayım.
Hem de hortumla.
Ama bakın…
Zabıta göndermek yok.
Çünkü mesele tam da burada başlıyor.
Vatandaşa uygulanan kural ile meclis üyesine uygulanan kural aynı mı?
Eğer aynıysa, gereğini yapın.
Değilse, neden olmadığını açıklayın.
Nereden bakarsanız bakın, ortada cevaplanması gereken tuhaf sorular var.
Ve biz de o soruların peşindeyiz.
Dubaların anahtarı kimde?
He bu arada…
Halkçılık konusu yanlış anlaşılmış sanırım.
Halkçılık halkın arasında araba yıkamak değil; halkın ödediği bedeli, halkın uyduğu kuralları ve halkın hakkını kendin için de aynı şekilde gözetmektir.