Bıktık siyaset konuşmaktan değil mi ?
Hatta belki de gündemde ne varsa konuştuk yazdık anlattık..
İstiyorum ki bugün yine güncel ama daha enteresan bir şey paylaşayım sizlerle.
Efendim ben her gün trafikte olmak zorunda olduğum bir iş ile meşgulüm.
Uzun yol şoförü değilim ama yolların da Asalet’ iyim :)
Lakin o Eskişehir’in en önemli sıkıntısı trafik ve otopark benim için herkesten daha çok sıkıntı tabi…
Bugün işyerimin diğer şubesine gitmem lazım ama arabam ile çıkmam mümkün değil.
Zira park yeri yok..
Ve benim acelem var
Ticari taksi çağırmak için şu caddelerdeki taksi çağırma düğmesine bastım..
Hemen de geldi.
Şaşırdım da..
Bindim ve ilk kırmızı ışıkta şoförün solundan bir bey yaklaştı.
“Abi müşteri benim” dedi.
Nasıl yani ???
Abla arkadaki araba senin çağırdığın taksi demez mi?
Trafiğin ortasında indim ve arkadaki ticari taksiye bindim..
Ne oldu ben anlamadım dedim..
Abla siz düğmeye bastınız değil mi dedi.
Evet…
O yoldan geçen ve o elektrik direğinin önünde bekleyen herhangi bir taksi durağının aracı.
Oysa herkesin bölgesi var sizi alamaz dedi..
Yani beni yolda kapmış :)
Ve benim çağırdığım taksi o araç beni alırken görmese düğmeye basan müşterisi için boşu boşuna gelmiş olacaktı.
Vay arkadaş dedim içimden..
Sonra başladı taksici abi anlatmaya.
Abla bizi denetleyen kimse yok, sahip çıkan kimse yok, şoförler odası da bu durum karşısında son derece kayıtsız..
Yaptırım yok.
Aslında bu tür durumlarda taksi duraklarına ceza verilmeli.
Döküldü adamcağız..
Aklıma şoförler odası başkanı Kadir Ağır’ı aramak geldi..
Ama istedim ki yazayım da tarihe not düşelim taksici arkadaşlarım da havada kaptığımız ablamız bizim derdimiz ile dertlendi diyebilsin.
Sayın başkanım, indi bindi, kısa mesafe ya da taaaa öte mahalle..
Taksimetre ne yazarsa yazsın,
Bugün bu kalem maalesef taksi şoförlerinin derdini kaleme almak zorunda bırakıldı..
Hayat pahalı, ulaşım zor..
Hatta hele Eskişehir’de aracınız olsa bile benim gibi bazen ticari taksiye binmek zorundasınız.
Demem o ki,
Ben kırmızı ışıkta yolun ortasında bir taksiden inip arkadakine binmek zorunda bırakılmamalıyım.
O taksici kendi bölgesine sadık kalmalı..
Diğer taksici ise düğmeye basıp kendisini çağıran yolcuyu diğer taksicinin peşine düşüp geri almamalı..
Düğmeye bastım sizi çağırıyorum Sayın Kadir Ağır…
Bence sadece ben değil sizi çağıran “buradayız” diyen ve her gün canı cebinde ekmeği aslanın kanına karışmış abiler de sesini duyurabilmeli..
Ve ben bu köşe yazımı Eskişehir’in bitmeyen trafik sorunu yüzünden arabama binemeden yolda yürürken yazdım..
Ticari taksicileri de birbirine düşürmekten korktum.