Eskişehir’de yeni bir tartışma gündemde.
CHP İl Başkanı Volkan Enver Kılıç, yaşananları “İkinci Ahbap Tartışması” olarak nitelendirmiş.
Tabii Volkan Bey bir şeyi bilmiyor.
Bu konuyu gündeme getiren benim.
Kendisi bizi yargı yoluyla susturmaya çalışsa da meseleyi kamuoyunun önüne taşıyan benim.
Bugün kendisinin üzerinden muhalefet yaptığı konu, dün benim gündeme getirdiğim konunun ta kendisi.
Gelelim meselenin aslına...
7 Şubat’ta CHP İl Örgütü tarafından bir dayanışma gecesi düzenlenmek istendi.
Ben de o günlerde bu gecenin şartlarını, amacını ve zamanlamasını sorguladım.
Çünkü 6 Şubat depremlerinin acısı henüz bu kadar tazeyken, böylesi bir tarihte eğlence düzenlenmesini doğru bulmadım.
“Ağlayan insanların acısı dururken eğlence olmaz” dedim.
Masaları da eleştirdim.
Ön masanın fiyatı ayrı, arka masanın fiyatı ayrıydı.
Ben de sordum:
Zengine vitrin, garibana arka masa mı?
“Bu geceyi iptal edin” dedim.
Etmediler.
Geri adım atmak istemediler.
Çünkü Özge yazdı, “gece iptal edildi” olacaktı.
Sonra kamuoyu tepkisi büyüdü.
İnsanlar katılmama kararı aldı.
Bunun üzerine gecenin “eğlence” kısmı kaldırıldı.
Sazsız, sözsüz bir dayanışma yemeğine dönüştürüldü.
Ve o günlerde kamuoyuna çok önemli bir şey söylendi.
Gecede toplanan paralar depremzedelere bağışlanacaktı.
Ben de bu açıklamanın ardından teşekkür ettim.
Çünkü bir gazeteci olarak amacım kavga çıkarmak değil, yanlış gördüğüm bir noktayı kamuoyunun gündemine taşımaktı.
Ancak mesele burada bitmedi.
Benim gündeme taşıdığım konunun ardından Talat Yalaz ve yönetimine muhalif Koca Çınar grubu da meselenin üzerine gitti.
Özellikle Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik çok basit ama çok önemli bir soru sordu:
Depremzedeler için toplanan bu paralar nerede?
Aradan zaman geçti.
Volkan Bey konuyu yeniden gündeme getirdi.
Fakat bana göre asıl sorulması gereken soruları sormadı.
Çünkü ortada çok ağır iddialar var.
Ve ben bir insan hakkında hüküm vermeden önce, o suçlamanın kim tarafından ve hangi delile dayanarak yapıldığına bakarım.
Talat Yalaz ise daha sonra herhangi bir bağış toplanmadığını söyledi.
İşte asıl düğüm burada.
Çünkü o gün kamuoyuna söylenenle bugün söylenen birbirini tutmuyor.
Benim kanaatim şu:
O gün yaşanan tepkinin daha fazla büyümemesi, kamuoyuna karşı mahcup olunmaması ve “Özge yazdı, gece iptal edildi” görüntüsünün oluşmaması için ortaya bir söylem atıldı.
“Depremzedelere bağışlayacağız” denildi.
Belki o an bunun hesabının sorulacağı düşünülmedi.
Belki de “Zaman geçer, unutulur” denildi.
Ama unutulmadı.
Bugün Volkan Enver Kılıç’ın ortaya attığı iddiaların doğru olduğunu düşünmüyorum.
Siyaset yapmak başka, insanları töhmet altında bırakmak başka şeydir.
Ancak aynı şekilde, kamuoyuna verilen sözlerin de bir bedeli vardır.
Bugün sorulması gereken yalnızca “Para nerede?” sorusu değildir.
Daha önemli soru şudur:
O gün neden böyle bir söz verildi?
Eğer gerçekten bağış yapılacaksa, makbuzu gösterilir.
Nereye, ne zaman, ne kadar bağış yapıldığı açıklanır.
Yapılmadıysa da çıkılır, açıkça söylenir.
Bu kadar basit.
Siyasette en tehlikeli şey, insanın kendi söylediği sözün altında kalmasıdır.
Çünkü dün kamuoyunu sakinleştirmek için söylediğiniz bir cümle, bugün karşınıza çıkıp hesap sorabilir.
Benim bu meselede kimsenin avukatlığını yapmaya niyetim yok.
Ama kimsenin de savcılığına soyunacak değilim.
Ben gazeteciyim.
Sorulması gereken soruyu sorarım.
Belge varsa belgeyi gösteririm.
Yanlış varsa yanlış derim.
Doğru varsa doğruyu teslim ederim.
Fakat birilerinin dün söylediğini bugün inkâr etmesini de görmezden gelmem.
Ve bazen insanın karşısına rakibi değil, kendi söylediği söz çıkar.
O yüzden Volkan Bey’e de, Talat Bey’e de, bu tartışmanın bütün taraflarına da tek bir cümleyle bitirelim:
Dün yediğin hurmalar, bugün seni tırmalar.
Ve unutmayın…
Kamuoyuna atılan her söz, günün birinde sahibine geri döner.
Mesele de tam olarak budur.
Söz verdiyseniz hesabını vereceksiniz.
Suçladıysanız belgesini göstereceksiniz.
Talat Yalaz’ın dün verdiği sözün, Volkan Kılıç’ın bugün savurduğu suçlamanın altında ezildiği yerde bize düşen tek şeyi yapmak ikisine de aynı soruyu sormak…
Sözünüzün belgesi nerede, hesabı nerede?