Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan gelişmeler gündeme damga vurmaya devam ederken, partinin Eskişehir cephesinde de birbiri ardına sıcak gelişmeler yaşanıyor.
Listenin başında ise CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz’ın görevden alınarak partiden ihraç istemiyle disipline sevk edilmesi yer alıyor.
Yalaz’ın görevden alınması elbette beklenen bir gelişmeydi. İhraç konusuyla ilgili olarak ise az da olsa bir umut ışığı vardı.
Ancak öyle anlaşılıyor ki süreç bu şekilde sonuçlanacak ve Yalaz’ın CHP çatısı altındaki siyasi serüveni pek yakında noktalanacak.
Kabul ediyorum; Yalaz’ı, son dönemdeki sert ve meydan okuyan ifadeleri nedeniyle pek çok kez eleştirdim.
Ama ne yalan söyleyeyim; Yalaz’ın il başkanlığından alınması anlayabiliyorum lakin kendisiyle ilgili ihraç sürecinin başlatılmış olmasını büyük bir haksızlık olarak görüyorum.
‘Partiden ihraç edilmesine dair gerekli koşullar oluşmadığı’ gibi ‘parti örgütünde büyük emekleri olan ve yaklaşık üç yıla yakın bir süredir de il başkanlığı görevinde gecesine gündüzüne katan bir kişinin bu duruma maruz kalmaması gerekirdi’ diye düşünüyorum.
O yüzden de vicdanların yaralandığı kanaatindeyim.
***
Son yaşanan gelişmelerin ardından ismi gündemden düşmeyen bir siyasetçi daha var:
CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü.
Milletvekili Süllü, bir süredir siyasi linç kampanyası ile karşı karşıya. Kendi cephesindekiler şimdilik ‘saklambaç oynamayı’ tercih ettikleri için muhaliflerden gelen tepkileri tek başına göğüslemeye çalışıyor.
Nitekim geçtiğimiz günlerde bir sendikanın enflasyon verilerine tepki amacıyla düzenlemiş olduğu basın açıklamasında bu duruma bir kez daha tanık olduk. Milletvekili Süllü destek vermek amacıyla gittiği bu eylemde protestolarla karşılaştı. Hatta daha açık bir ifadeyle “kovuldu” efendim.
Ne diye?
‘Yargı kararına saygı duyuyor’ diye.
‘Parti disiplinine bağlı kalıyor’ diye.
Daha en başında ‘tarafını dürüst bir şekilde ortaya koydu’ diye…
Ama bu durum, bazı tatlı su kurnazlarının işine gelmiyor elbette.
O yüzden de “emeklilerin haklarını savunmak amacıyla faaliyet gösterdiği öne sürülen ve bu amaçla eylem düzenleyen bir sendikanın, görev ve maksadının dışına çıkarak siyasi bir tavır ortaya koymasını eleştirmek” yerine yaşananlara kıs kıs gülmeyi tercih ettiler.
***
Neticede efendim; konumuz haksızlığa maruz kalmak ise Jale Nur Süllü’nün, Talat Yalaz’dan aşağı kalır bir yanı yok.
Farklı saflarda yer almalarına rağmen aynı kaderi yaşamalarının aslında tek bir sebebi var.
O da “idealist” olmaları.
Ne güce doğru evriliyorlar, ne de önlerine çıkan zorluklar karşısında geri adım atıyorlar.
Farkında olup olmadıklarını bilmiyorum ama her açıdan olduğu gibi siyasi ikballeri adına da en doğrusu bu aslında.
Nitekim; siyasette omurgalı bir duruş ortaya koymak, kısa vadede kazandırmayabilir.
Ama uzun vadede kaybettirmeyeceği kesin…
Yorum sizlerin.
Bendeniz yarın yine buradayım.
Beklerim efendim…
GÜNÜN SÖZÜ:
Bugün ter dökmeyen, yarın zaferi kutlayamaz.
- Anatole France)
