Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde rektörlük yarışı yine bildik bir senaryoya dönmüş durumda. Konuşan çok, isim sayan çok, kulis yapan daha da çok…

Ama net olan tek şey var.

Herkes rektör olmak istiyor!

Mevcut Rektör Prof. Dr. Kamil Çolak’ın yeniden aday olup olmayacağı bile netleşmiş değil.

Kulislerde bir yandan “devam eder” diyenler var, bir yandan “çekilebilir” yorumları dolaşıyor.

Gerekçe olarak ise herkes farklı bir şey fısıldıyor.

Net bilgi yok, emin olmadığımız şeyleri yazmayalım.

Adaylık ihtimali en çok konuşulan isimlerden biri de Prof. Dr. Emine Gümüşsoy.

Çolak’ın yakın çalışma ekibinde yer aldığı ve destek verdiği iddiaları üniversite koridorlarında sıkça dile getiriliyor.

Ancak bu destek söylemi kadar, karşı tarafta oluşan mesafeli duruş da dikkat çekiyor.

“İstemeyen çok” cümlesi bile artık kulislerin en kısa özeti haline gelmiş durumda.

“Kendisi gibi düşünmeyene tahammülü yok” cümlesi artık üniversite duvarlarını aştı, bana kadar geldi.

Bir başka iddia ise akademik ortamın gündelik sosyalleşme pratiklerine kadar uzanıyor.

İddiaya göre Emine Hoca fakültelerde gün yapıyor.

Dekanlar veya müdürler bu günden çıkıyor.

Şaka değil!

Gerçek!

Bunu bana çok kişi söyledi.

Akademik personel bundan rahatsız.

Ben çok tuhaf buldum.

Düşünsene kısır yerken dekanı belirliyorsun…

Makarna salatası yerden müdürü…

Kısır acıysa ayvayı yedin!

Tercihine de yansıyabilir.

Şaka bir yana…

Atama sürecinin NATO Zirvesi sonrasına kalabileceği de yine kulislerde dolaşan bir başka beklenti. Resmî bir takvim yok ama söylentinin takvimi çoktan yapılmış gibi.

Ve tabii klasik başlık.

Akraba ilişkileri ve nepotizm iddiaları.

Üniversite çevrelerinde bu konu da sık sık gündeme getiriliyor.

Bu konuda belediyeler sürekli hedef gösterilse bütün kurumlar da aynı demek ki…

Sonuç olarak tablo şu.

Üniversitede rektörlük yarışı henüz başlamadı ama herkes çoktan tarafını seçmiş durumda.

Ortada bir seçimden çok, bitmeyen bir kulis trafiği var.

Dedikodu çok fazla!

Herkes aday olmak istiyor!

Herkes yarış halinde!

Emine Hoca’yı tanımam, bilmem ama sık sık telefon alıyorum.

Yazma gereği hissettim artık…

Ben bu dedikodulardan en çok şeye takıldım…

Fakültelerde gün yaparken dekanların belirlendiği kısma…

İşte eğitimin geldiği nokta burasıdır.

Yazmaya da değerdir.

Elbette herkes gün yapabilir de üniversite içerisindeki akademik değerleri yok ederseniz…

Önce kısır yersiniz…

Sonra…

Kısırla dekan seçilen bir düzende akademik ciddiyeti kaybedersiniz…

Kısırın yanına dedikodu iyi gider ama üniversite yönetimi böyle kurulmaz.