Aslında bambaşka bir köşe yazısı yazmıştım.

Hafta sonu aldım kahvemi oturdum çalışma masama, bizim gazetenin, ŞEHİR Gazetesi’nin haberlerine bir baktım Gürhan Albayrak anlatmış da anlatmış.

Anlatır sağolsun…

Belki de en anlatan il başkanı…

Ama…

Aması var tabii…

Konuşmak yetmez, icraat gerekir. Siyasette konuşmak kolaydır. İstesin, herkes konuşur.

Basın açıklaması yapmak, gündeme dair değerlendirmelerde bulunmak, toplantılarda mesaj vermek, sosyal medyada görünür olmak… Bunların hepsi siyasetin bir parçasıdır.

Ancak vatandaşın asıl baktığı yer başka…

Artık kimse sadece dinlemek istemiyor.

Sorar vatandaş, dimdik dikilir karşına.

Çok anlattınız başkan da “Peki ne yaptınız?” der.

İşte siyasetin en zor sorusu da budur. Ağırdır.

Altında kalır insan.

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın son dönemde açıklamalarına, değerlendirmelerine ve kamuoyuna verdiği mesajlara baktığımızda, siyasi gündemi yakından takip ettiğini görüyoruz. Kentin sorunlarıyla ilgili konuşuyor, çeşitli konularda görüş ortaya koyuyor.

Fakat Eskişehirli artık yalnızca açıklama duymak istemiyor. Eskişehirlinin beklentisi, açıklamaların somut sonuçlara dönüşmesi.

Yoksa herkes açar radyoyu akşama kadar dinler, dinlemeye de doyar.

Çünkü şehir siyasetinde başarı, kaç basın toplantısı yapıldığıyla değil; hangi sorunun çözüldüğüyle ölçülür.

Bir il başkanının görevi elbette yalnızca icraat yapmak değildir. İktidar partisinin şehirdeki temsilcisi olarak sorunları Ankara’ya taşımak, ilgili bakanlıklarla görüşmek, milletvekilleriyle koordinasyon sağlamak ve kentin taleplerinin takipçisi olmak da önemli bir siyasi sorumluluktur.

Ama bütün bunların sonunda vatandaşın önüne konulabilecek somut bir sonuç yoksa, siyasetin dili bir süre sonra tekrar eden açıklamalardan ibaret kalabilir. Boşa düşmemek lazım başkanım.

Eskişehir’in kronikleşmiş sorunları var.

Ulaşım, trafik, şehir hastanesi ve sağlık yatırımları, üniversitelerin ihtiyaçları, yeni yatırımlar, istihdam, sanayi, deprem riski, kentsel dönüşüm…

Bu başlıkların her biri için vatandaş artık “kim ne söyledi?” sorusundan çok, “ne değişti?” diye soruyor. Mesela diyebilin ki,

“Fark etmeden az daha elden kaçırdığımız sonra zorla kurtardığımız hastane arazilerine şunları yapacağız.”

“Yıkılan eski devlet hastanesi arazisi var ya hani, yani yatak sayısı sürekli eksiliyor ama ben 1000 yataklı devlet hastanesi sözü veriyorum.” diyebilin.

Bu da mı ağır?

İşte tam da burada AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı açısından bir sınav başlıyor.

Çünkü iktidar partisinin il başkanı olmak, aynı zamanda iktidarın şehirdeki güçlü takipçisi olmak demektir. “Takip”(!)

Ankara’dan Eskişehir’e yatırım gelmesini sağlamak, mevcut yatırımların hızlanmasını takip etmek, bürokrasinin çözemediği meselelerde siyasi iradeyi harekete geçirmek ve sonuç almak…

Bunlar görünür bir siyasi performans ortaya koyar. Görünür konuşan değil dikkat edin görünür performans…

Aksi halde siyasetin “konuşan ama sonuç üretemeyen” bir görüntüye sıkışması kaçınılmazdır.

Elbette eleştiri yapmak kolaydır. Ancak burada amaç kişisel bir eleştiri değil; iktidar partisinin Eskişehir’deki temsilcisinden beklenen siyasi performansı tartışmaktır.

Çünkü Eskişehir’in daha fazla açıklamaya değil, daha fazla sonuca ihtiyacı var.

Vatandaş artık kürsüde söylenen sözleri değil, hayatına dokunan değişiklikleri hatırlıyor.

Bir yatırım başladı mı?

Bir sorun çözüldü mü?

Bir proje hızlandı mı?

Ankara’da Eskişehir’in sesi daha güçlü duyuluyor mu?

Verilen sözlerin hangisi hayata geçti?

Sorular bunlar…

Bir saniye daha sert bir kahve yaptım kendime..

Kalemimi de yeniden açıyorum.

Devam…

Efendim siyasette elbette söz önemlidir.

Ama sözün kıymeti, icraata dönüştüğü ölçüde artar.

Bu nedenle AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın bundan sonraki süreçte daha az konuşup daha çok sonuç üretmesi, Eskişehir adına çok daha güçlü bir siyasi mesaj olacaktır.

Çünkü siyasette vatandaşın hafızasında kalan, en güzel cümleler değil; bize siyasetin edebiyatçısı değil icraatçısı, icraatın savaşçısı lazım.

Ve artık Eskişehir’in beklediği şey çok net:

Konuşmak değil, yapmak.

Bakın bu hesapta yoktu içimden geldi Sayın Albayrak,

Murat Keskin gibi özlü bir söz ile bitirmek istedim bu yazıyı:

“Sonradan bilinen kıymetin

Kaybettikten sonra farkına varılan değerin,

Bir de kaçırılan hevesin telafisi olmaz.”

Durun bir tane de ben, en özümden bir söz ilave edeyim:

“Sınırı ve siniri zorlanan kalemler cebe sığmaz.”