YENİ Parti Odunpazarı İlçe Kongresi resmen yapıldı.

Cevahir Çalıkuşu da resmen göreve başladı.

Artık rahatlıkla söyleyebiliriz:

Odunpazarı’nda Cevahir Çalıkuşu dönemi başladı.

Kongrede ben de vardım.

Cevahir Hanım’ın konuşmasını dinledim.

Yapıcıydı.

Güven veriyordu.

Özgüvenliydi.

Bu anlamda Odunpazarı’na ciddi katkılar sağlayacağı kanaatindeyim.

Kongrenin ardından yönetim listesine şöyle bir göz gezdirdim.

Bazı isimler özellikle dikkatimi çekti.

Mahsuni Ilgın’ın yönetime dahil edilmesini başarılı buldum.

Sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum.

Malumunuz…

Belediye-İş Sendikası kongre sürecinde Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ile karşı karşıya gelmişlerdi.

Kurt, mevcut başkan Kemal Azak’ın karşısına Deniz Kalkan’ı çıkarmıştı.

Deniz Bey seçimi kaybetti.

Sonrasında Kurt, bu kez Çağdaş Sen yapılanması üzerinden Belediye-İş’in içini boşalttı.

Üyeler Çağdaş Sen’e kaydı.

Ben de o dönemde kendileri hakkında “Butlan sendikası” üzerinden bir yazı kaleme almış, yapılanları yanlış bulduğumu açıkça ifade etmiştim.

Bugün de aynı noktadayım.

Dolayısıyla Mahsuni Bey’in bir mücadele verdiğini düşünüyorum.

Bu mücadelenin karşılığında yönetime alınmasını da bir anlamda hakkın teslim edilmesi olarak görüyorum.

Hak yerini buldu diyebiliriz.

Tebrik ederim.

Gün Barış Sevinç de keza öyle…

O konuyu da daha önce gündeme getirmiştim.

Gün Bey de Rahmi Bey mağdurlarından malum.

Rahmi Bey’in birtakım uygulamaları sonucunda Odunpazarı Gençlik Kolları Başkanlığı’nda en yakın arkadaşı Ali Eren Doğan ile yola devam edilmesi kararını yanlış bulduğumu yazmıştım.

Hatta iki yakın arkadaşın arasının açılacağını da söylemiştim.

Öyle de oldu.

Gün Bey zaman zaman sosyal medyasından bize sitem etse de hakkını savunduğumu düşünüyorum.

Dolayısıyla onun da yönetime alınmasını olumlu buluyorum.

Çünkü siyaset biraz da haksızlığa uğrayanın yanında durabilme meselesidir.

Bu açıdan kendisini de tebrik ederim.

Pınar Çelik Arpacı…

Avukat.

Kadın hakları savunucusu.

Yeni ve başarılı bir isim.

Onun da listeye girmesini olumlu buldum.

Rahmi Bey’in önerdiği isimlerin de dikkate alındığı görülüyor.

Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz.

Genel olarak baktığımda listeyi başarılı buldum.

Ama benim her zamanki gibi takıldığım bir nokta var.

Listenin birinci sırasında yer alan Deniz Demirbilek…

Gerçekten…

Ne alaka bu ya?

Bunu kongreden sonra önüme gelen yaklaşık on kişiye söyledim.

Deniz Bey’in bu yazıyı pek hoşuna gitmeyeceğini biliyorum.

Kusura bakmasın.

Kendisiyle kongrede de karşılaştık.

Arkadaşım.

Biraz da ergence takılmayı sever.

Geldi, yanıma selam verdi.

Bakışlardan belli…

“Kazandık, nabeeeer” demeye getiriyor.

Ama konuşamıyor.

Söyleyemese de benden biraz çekinir.

O da haklı…

Ne yapacağım belli olmaz malum.

En sonunda ben sordum:

“Kazandınız mı?”

“Evet” dedi.

“Siz mi kazandınız?” dedim.

“Kim kazandı Özgecim” diye sordu.

“Aday kazandı” dedim.

Sonra gene bir Özgecim…

Manidar bir tavırla:

“Yooo, ekip kazandı.” dedi.

İşte benim söylemek istediğim de tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Daha kongre biter bitmez “biz kazandık” psikolojisi…

Oysa kazanan adaydır.

Burada önemli olan Cevahir Çalıkuşu’nun başarısıdır.

Çünkü listeye bakınca bazı isimler Cevahir Hanım’ın önüne geçmemeli.

Siyasette ekip önemlidir.

Ama ekip adayın önüne geçtiği anda sorun başlar.

Gelelim Deniz Demirbilek meselesine…

Gerçekten Deniz Demirbilek bir listenin birinci sırasında yer almalı mıydı?

İl Gençlik Kolları Başkanlığı yapmış bir ismin yönetime girmesi bile kendi içerisinde tartışılabilir.

Ama madem yazdınız…

Bari sonlara yazın kardeşim.

Gözükmesin!

Ağır olacak ama söyleyeceğim:

Listenin karizmasını düşürüyor.

Deniz’in size ne faydası olur?

Laf taşımayı iyi bilir.

Telefonla seninle arkadaşmış gibi konuşur.

Sonra o konuşmanın başkalarının yanında dinletilmesi ihtimali vardır.

Siyasette bunlar da bir “yetenek” sayılabilir!

Gerisi?

Ortalığı biraz hareketlendirmeye yarar.

Ama benim asıl meselem Deniz’in şahsıyla değil.

Meselem bir siyasi kadronun vitriniyle.

Çünkü ilk sıra önemlidir.

İlk sıra, “Ben buradayım” demektir.

İlk sıra vitrin demektir.

İlk sıra örgütün dışarıya verdiği ilk mesajdır.

Dolayısıyla oraya kimi koyduğunuz, kimi nasıl konumlandırdığınız önemlidir.

Cevahir Çalıkuşu’nun yeni bir başlangıç yapmak istediği bir dönemde, bu listenin de o başlangıcın ruhunu yansıtması gerekir.

Ben listeye genel olarak baktığımda iyi isimler görüyorum.

Mücadele etmiş insanlar görüyorum.

Haksızlığa uğramış insanlar görüyorum.

Yeni yüzler görüyorum.

Potansiyel görüyorum.

Ama bir de Deniz Demirbilek görüyorum.

İşte o yüzden içime tam sinmiyor.

Belki Deniz Bey kızacak.

Belki yine Cevahir Hanım’ı yok sayarak “ekip kazandı” diyecek.

Olsun.

Benim işim zaten herkesi memnun etmek değil.

Benim işim gördüğümü yazmak.

Bazı sözlerimiz bugün anlaşılmaz.

Yarın anlaşılır.

Ben kolay anlaşılan bir gazeteci değilim.

Beni anlamak için biraz zaman, biraz sabır gerekir.

Cevahir Çalıkuşu’na ise şimdiden bir tavsiyem var…

Kongre bitti.

Şimdi asıl mesele başlıyor.

Çünkü artık kimsenin “biz kazandık” deme zamanı değil.

Şimdi Odunpazarı kazanacak mı ona bakacağız.

Ve bunu belirleyecek olan da listenin birinci sırasındaki isim değil…

Cevahir Çalıkuşu’nun ortaya koyacağı siyaset olacak.

Deniz Demirbilek mi?

O da biraz kenarda dursun.

Ekip kazandıysa, artık ekip iş yapsın.

Biz de kimin gerçekten kazandığını zaman içinde görelim.