Bakın ben böyle yazılar yazmayı çok seviyorum…
İnsan sevdiği bir bürokratı meslek etiği olarak eleştirmek zorunda kalınca da vicdanen rahat olsa da mutlaka keyfi biraz kaçıyor. Kaçırmayın işte.
Ünlüce’nin Eskişehir’de oluşturduğu yeni imaj var. Sessiz sedasız bir değişim içine girdiğini gözlemliyorum.
Bazı yöneticiler yaptıklarını anlatmak için konuşur, bazıları ise yaptıklarının konuşmasını bekler.
Ayşe Ünlüce’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine baktığımızda, giderek daha fazla ikinci gruba yaklaşan bir yönetim anlayışı görüyoruz. Yani kim ne derse desin işler konuşuyor.
Açıklanan Eylül Ayı İlerleme Bülteni de bunun son örneklerinden biri.
Tarımdan kentsel dönüşüme, ulaşımdan altyapıya, eğitimden kültür ve sanata kadar uzanan geniş bir çalışma alanı ortaya konuldu.
ÇİDEM’in açılması, Gündoğdu’daki kentsel dönüşümün ilerlemesi, 450 araç kapasiteli “Park Et, Devam Et” otoparklarında sona yaklaşılması, kırsal ilçelerde eğitim desteğinin sürdürülmesi ve yol-altyapı çalışmalarının devam etmesi, belediyeciliğin yalnızca kent merkezindeki görünür işlerden ibaret olmadığını gösteriyor.
Neyse şimdi isim vermeyeceğim ama bazı belediyeler gibi çöpü temizlemekten yıkamaktan bile aciz değil.
Ben isim vermedim :)
Ünlüce döneminin belki de en belirgin özelliği ise düzenli hesap verme ve yapılan işi görünür kılma çabası. Hata varsa da düzeltiriz diyebiliyor başkan.
Her ay kamuoyunun karşısına çıkıp “Bu ay ne yaptık?” sorusuna cevap vermek, belediye yönetiminde önemli bir iletişim biçimi.
Çünkü vatandaşın yöneticisinden beklediği yalnızca büyük projeler değil; mahallesindeki yolun, kırsaldaki üreticinin, çocuğunun eğitim desteğinin, kent merkezindeki ulaşımın ve sosyal hizmetlerin nasıl ilerlediğini de bilmek. Marifet hizmet etmek de değil bu hizmeti satmak yani anlatmak derim ya hep.
Bu açıdan Ünlüce’nin oluşturduğu imajın temelinde gösterişten ziyade istikrar kavramı bulunuyor.
Bir başka dikkat çekici nokta ise çalışma alanlarının çeşitliliği.
Özellikle ilk Uluslararası Porsuk Festivali kentin kültürel kimliğinin uluslararası ölçekte görünür kılınmasına yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir.
Eskişehir’in Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından “Şeref Bayrağı” ile ödüllendirilmesi de bu dönemde kentin uluslararası görünürlüğünü artıran gelişmelerden biri oldu. Çok havalıydı.
Fakat Ünlüce’nin kamuoyu imajını yalnızca festivaller ve kültür etkinlikleri üzerinden okumak eksik olur. Nasıl şehircilik ve turizm festival merkezli olmamalı ise bu değerlendirmeyi de sadece bu çerçevede yapmak adil olmaz.
Bütün bunların sonucunda Eskişehir’de Ayşe Ünlüce için oluşan imajı tek bir kelimeyle tanımlamak gerekirse, belki de “istikrar” demek mümkün.
Çünkü bir belediye başkanının gerçek sınavı tek bir büyük proje değildir.
Asıl sınav; seçimden aylar ve yıllar sonra da aynı çalışma temposunu sürdürebilmek, farklı kesimlerin sorunlarına dokunabilmek ve yapılan işleri düzenli biçimde kamuoyuyla paylaşabilmektir.
Ünlüce’nin son dönemdeki yönetim pratiğinde görünen şey tam olarak bu.
Elbette Eskişehir’in çözülmeyi bekleyen sorunları var. Ulaşım, trafik, kentsel dönüşüm, altyapı, spor ve daha birçok alanda beklentiler devam ediyor. Nitekim kentte spor altyapısına ilişkin eleştiriler de kamuoyunda gündeme geliyor.
Ancak bir yönetimin imajını değerlendirirken yalnızca sorunların varlığına değil, sorunlara karşı ortaya koyduğu çalışma temposuna da bakmak lazım değil mi?
Bakacağımız çok şey var..
Bugün itibarıyla Ayşe Ünlüce’nin Eskişehir’de oluşturduğu tabloya bu açıdan bakıldığında, sakin, düzenli, proje odaklı ve yaptığı işi kamuoyuna periyodik olarak anlatan bir belediye başkanı profili giderek daha belirgin hale geliyor.
Belki de Ünlüce döneminin en önemli farkı burada.
Büyük sözlerden çok, her ay biraz daha görünür hale gelen işler…
Ve Eskişehir açısından bakıldığında, bir belediye başkanının geride bırakabileceği en kalıcı imajlardan biri de tam olarak budur:
Çalışıyor, anlatıyor ve yaptığı işin sonucunu şehrin günlük hayatında görünür kılmaya çalışıyor.
Çok mutlu bir köşe yazısı oldu. En azından bence..