AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ile “Nasıl Olacak Bu İşler” programımızda buluştuk.
Gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunduk.
Gürhan Başkan’ın keyfi yerindeydi.
Ben de “Madem keyfi yerinde, birkaç sert soruyu araya sıkıştırayım” dedim.
Sözü YENİ Parti ön seçimine getirdim.
Odunpazarı İlçe Başkanlığı ön seçiminde yaşanan kavgayı sordum.
Albayrak’ın cevabı oldukça sertti.
“Kendi dünyalarındaki iç kavgaları, koltuk sevdaları... Koltuklara o kadar aşık olmuşlar ki, bırakmamak için ne desen yapacaklar. Git belediye başkanına, ‘Belediye başkanlığın devam edecek, şu böbreğini ver’ deseler böbreğini verecek duruma gelmişler. Ama bu şehrin hizmetini yapma noktasında bir sevdaları var mı? Yok. Bir arzuları var mı? Yok. Tek düşündükleri şey koltuklarını kaybetmeme telaşı.”
Sert sözler…
Ama insan ister istemez düşünüyor…
Ya haksız değilse?
Bir ilçe başkanlığı için yaşananları gördük.
Kavga, gerilim, saflaşma…
Sonra adına “demokrasi” dedik.
Elbette kongrelerde yarış olacak.
Farklı fikirler olacak.
Adaylar birbirleriyle mücadele edecek.
Bunlar siyasetin doğasında var.
Ama siyaset koltuğa oturmak için verilen bir mücadeleye dönüşürse işin rengi değişiyor.
Çünkü dışarıdan bakıldığında ortaya şu görüntü çıkıyor:
“Bunlar daha kendi aralarında anlaşamıyor, yarın koskoca bir şehri nasıl yönetecek?”
Klişe belki…
Ama siyasetçinin en çok korkması gereken cümlelerden biri.
Çünkü vatandaşın gördüğü kavga, sandıkta unutulmuyor.
Bugün bir ilçe başkanlığı için birbirine girenlerin, yarın daha büyük koltukların etrafında nasıl bir mücadele vereceğini düşünmek bile insanı düşündürüyor.
Ben o gün yaşananlara gerçekten şaşırdım.
Bir koltuk için bu kadar mücadele…
Bir makam için bu kadar hırs…
O koltuk bu kadar değerliyse, üzerine oturan ne yapacak?
Gürhan Albayrak’ın sözleri belki ağırdı.
Ama bir cümlesi bütün tartışmayı özetlemeye yetti:
“Belediye başkanlığın devam edecek, şu böbreğini ver deseler böbreğini verecek duruma gelmişler.”
İşte siyaset tam da burada ikiye ayrılıyor:
Koltuk için böbreğini verecek kadar siyaseti sevenler…
Bir de o koltuğa oturduğunda şehre hizmet etmek için kendinden vermeyi göze alanlar.
Hangisine ihtiyacımız olduğunu ise sanırım hepimiz biliyoruz.
Çünkü siyasette koltuğa tutunmak marifet değil; o koltuğa değer katabilmek marifet.