Unutmuyorum o günü (!)

Unutmayacağım da…

Tarih 15 Temmuz 2016…

Saat 11.00 civarı…

Tatilden dönüyoruz ve Bursa’ya giriş yapamıyoruz..

Uzun uzun araç kuyrukları…

Herkes araçlarından inip ileriye doğru merakla yürüyor.

"Kaza mı var ne var"

Kimse öğrenemiyor.

Yığılıp yığılıp azar azar ilerliyoruz..

Baktık olmuyor Bursa’nın içine girdik biraz daha hava serinlesin devam ederiz dedik.

Hem belki de yol açılır..

Ama benim içimde inanılmaz bir sıkıntı.

Yemek yedik gezdik dolaştık lakin ellerim yüzüm ve yüreğim arasında..

Yolumuza devam edip evimize gelmek istiyoruz ama yine de kolay değil..

Yine yer yer kuyruklar var ama yine sebebini öğrenemiyoruz..

Trafik neden yavaşlatılıyor kimse anlamadı.

Bursa’dan Eskişehir‘e 5 saatte geldik.

Benim yüzüm alev topu gibi yüreğim ağzımda.

Hasta mıyım? Hayır.. Ama yüreğim ağzımda..

Komşularım bile anladı bendeki sıkıntıyı.

Acile gittik.

Doktor “neyiniz var “ diyor.

Yüzüne bakıyorum…

Bir yerim de ağrımıyor hocam ama ben iyi değilim dedim. Kalbim sanki ağzımda atıyor..

Allah Allah dedi.

Tansiyon normal ateş yok.. Çok yanmışsınız yol da yorucu geçmiş belki ondandır.

Bir ağrı kesici iğne doğru geri evine..

Daha kapıdan girer girmez eşimi yeğeni aradı.

“Amca televizyonu aç”

Ben odama doğru ilerlerken o son ses televizyonu açtı..

Telefonu açık ekran karşısında….

Son ses o hafızalarımızdan silinmeyen darbe bildirisi..

Doğruldum ve ekranın karşısına koştum..

Darbe ne demek?(!)

Kim neden neye darbe yaptı?

Şu geçmişte dinlediğimiz gibi darbelerden mi?

Peşi sıra sorular soruyoruz ama kimse birbirine cevap veremiyor.

Çocuklar ağzı açık şaşkın.

Anne ne olacak şimdi?

O zaman daha küçükler tabi..

Telefonu kapattı eşim..

Baktım sessizce banyoya doğru adımladı..

Biz de merakla izliyoruz.

Yüksek sesle inşirah suresini okumaya başladı ve abdestini aldı.

Bir film izliyorduk adeta..

Sonra odasına geçti teçhizatını hazırladı sessizce..

Çok soru soruyorsunuz o an.

Savaş mı bu?

Sen şimdi nereye gidiyorsun?

Biz ne yapalım?

Kim bu darbeyi yapanlar?

Okudukları bitti, hazırlığı bitti ve geldi hepimize tek tek sarıldı evin babası.

Alınlarımızdan öptü…

“Türkün ve ümmetin düşmanı bitmez.. Baki olan Devlettir. Ben şimdi şubeme geçiyorum.

Cebimdeki bütün paramı çekmeceye bıraktım.

Sakın dışarıya çıkmayın siz de abdest alın ve dua edin..”

Gözleri taşmak üzereydi ama inanılmaz yürekliydi..

Ağlasam rahatlayacağım ama o o kadar dirayetli iken ben de kendimi bırakamazdım.

Çocuklarımın yüzlerindeki o ifadeyi ölsem UNUTMAM (!)

“Siz de ben de bizden de önemlisi Vatan da Allaha emanet “dedi..

Çıktı gitti…

Benim içimi sıkan bedenime sığdırmayan buymuş meğer..

İçime memlekete sığmamış ben vatana sığmamışım..

Uğruna ölünecekse CAN FEDA…

Sonrası malum..

Bir işaret yetti milleti sokaklara dökmeye..

Bir işaret yetti milletin Türk milleti olduğunu hatırlamaya ve hatırlatmaya..

Geride kalan çocuklar kadınlar kimsenin aklına gelmedi gelemezdi.

Siper edilen bedenler feda edilmiş ömürler vatan toprağına karışacaksa bundan tereddüt edilemezdi.

Kapatılan köprüler caddeler yağma edilen marketler.

Bankamatik kuyrukları..

Ve herkesin aynı anda Darbe ne demek ve gerektiğinde Türk milleti nasıl vatanını ölümüne savunur dersini aldığı ve adeta zafer kazandığı o muazzam günler..

Ne olduğunu anlamayan emir kulu askerler,

Ve onları bu hain plana aiet eden üniformalı hainler..

Sanıyordum ki aylar sürer.. Sanıyordum ki memleket alt üst olur ve yıllarca kendine gelemez.

Sadece 22 saatte tüm hainlere hadleri bildirildi..

Bildirildi lakin bu topraklar yine de yeniden şehitlerimizin kanları ile sulandı.

37’si Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’nın bombalanması sonucu olmak üzere tam 63 polis şehit verildi..

300 e yakın askerimiz şehit düştü..

Toplam 250 Vatan evladı şehit düşerken 2.193 kardeşimiz de Gazilik mertebesine erişti..

Kulaklarımıza mıh gibi işlenen o söz,

“İnsan bir kere ölür”

15 Temmuz milli iradenin milli birliğin en net resimlerindendir.

Gerçek demokrasiyi tüm dünyaya gösterdiğimiz tarihi yine şehitlerimizin kanları ile yazdığımız eğilmediğimizin yıkılmadığımızın delilidir..

Bir memleketin saha bakımdan büyüklüğü onun gerçek büyüklüğünü ifade etmez ve bir milleti millet yapan arazisi değildir.

Bu vatan toprağın kara bağrında, sıra dağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyunca, onun uğrunda, kendini tarihe verenlerindir.

Şehitlerimizin ruhu şad olsun..

Türk milletinin feraseti ve şuuru tüm dünyaya ders olsun..

Allah bizi bizden zannettiklerimiz ile sınatmasın..