Valilerimizden Sayın Mehmet KILIÇLAR’ı ziyarette Eskişehir, özellikle de Sivrihisar’daki yerli tohumlar da gündeme gelmiş, bu hususta gerekenin yapılabileceğini söylemişti. 1.Ulusal Ali Numan Kıraç Tarım Kongresi ile ilgili görüşmemizde de ESOGÜ Ziraat Fakültesi Dekanlarımızdan Sayın Prof. Dr. TOSUN’ da Eskişehir ve Sivrihisar’daki yerli tohumların ıslahı ile ilgili proje bazında çalışma yapabileceklerini vurgulamıştı.

Valimiz Sayın KILIÇLAR ve ESOGÜ Ziraat Fakültesi dekanımızın Sayın Prof. Dr. Hasan TOSUN’ un, yerli tohuma karşı tutumları umut vericiydi. Defalarca da köşemizde yer verdiğimiz, sohbetlere de konu yaptığımız yerli tohum alanında, Eskişehir’ de arzu edilen boyutta bir gelişme olmadı.

Ve nihayet! Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, "Bir avuç tohum, bir ömür bağımsızlıktır" sloganıyla her kente örnek tekil edecek yerel tohumları “Yerel Tohum Merkezi”nde üretip koruma altına alarak, çiftçilere ve vatandaşlara ücretsiz dağıtmaktadır.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından her yıl düzenlenen takas şenlikleri ve online başvurularla, Türkiye çapında yerel üretimi artırmak ve tarımda dışa bağımlılığı azaltma hedeflerine destek verilmelidir.

Ülkemiz ve Eskişehir’de özellikle de Sivrihisar’da yetişen Kepen’ in lahana ve pırasası, Koçaş’ ın patlıcanı, Geçek’ in üzümü, Dümrek’ in nohudu, Okçu fasulyesi, Günyüzü’nün kavunu, İstiklâlbağı mercimeği ve mülk’ ün soğanı ve diğer ürünlerin, kendilerine has özellikleri ve damak zevkleri nedeniyle aranan ürünlerdir.

Hatırlıyorum da çocukluk yıllarımızda, hayvanların etleri, sütleri, köyde yetişen, domates, patlıcan, biber, kayısı, karpuz ve üzümün tadı bambaşka idi. Pişen, ekmek ve tatlının kokusu, metrelerce uzaktan hissedilirdi. Pişirilen, ekmek ve börek lezzetli olur, yemeye doyamazdık.

Köylü, tüm ürünleri kendileri yetiştirirdi. Köylü ekeceği tohumu, senenin ilk mahsulünden ayırır, bez torbalar içinde kirişlere asarlardı. Çünkü tohum, onlar için veli nimetti. Onların yaşam sigortalarıydı.

Son yıllarda yerli tohumlarımıza gereken değer verilmediği gibi siyasi otorite, radikal kararlarla da arzu edilmeyen gidişe ivme kazandırdı. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kaldırıldı, 2006’da çıkarılan 5555 Sayılı Tohumculuk Kanunu ile standardizasyon sorunu yarattığı gerekçesiyle yerel tohumların satışına yasaklama getirildi. Başka ülkelerden de tohum ithalatı yapılmaya başlandı.

Türkiye'nin yıllık tohum ithalatı, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre genellikle yıllık 250–300 milyon dolar civarında seyretmektedir ATO'nun araştırmasına göre; Türkiye, tarımsal teknolojide yeterince gelişememenin bedelini son 8 yılda 860 milyon dolarlık tohum ithal ederek ödüyor.

İthal edilen yalnız domates tohumu değil, İsrail, Fransa, Hollanda, ABD ve diğer ülkelerden de diğer sebze tohumlarını da ithal ediyoruz. Üstelik bu tohumların, pek çoğunun genetiği değiştirilmiş duruma. Genetiği değiştirilmiş ürünleri neslimize ve insan sağlığına verdiği zarar ise ortada.

Türkiye ve Eskişehir, kendi öz ürün tohumlarına sahip çıkmak ve geliştirmek zorundadır. Bu yapılmıyor, milyonlarca dolar verilerek, genetiği değiştirilmiş ürün tohumları ithal ediliyor. İnsanımızın sağlığı da riske sokuluyor.

Türkiye, her alanda olduğu gibi tarımda da kendi teknolojisini üretmek ve istihdam yaratmak zorundadır. Çünkü ülkemiz insanın büyük bir bölümü, hala kırsal kesimde ikametgâh etmektedir. Küçümsenmeyecek ölçülerde de tarım alanlarımız, Ziraat Fakültesinde yetişmiş ziraat mühendislerimiz var.

Ülkemize, tarım alanında araştırma yapabilecek, eğitimli gençlerimiz de var ama kendilerine yeterli imkan verilemediği için, arzu edilen yarar sağlanamıyor. Buna rağmen de istenen seviye olmasa da özel sektörde, hibrit f1. Sebze tohumu üreten şirketlerimiz, mevcut. Bu şirketlerimiz, biber, domates, patlıcan, marul, kabak ve vb. sebze tohumu üretilmektedir.

Türkiye’de, Ar-Ge’ nin önemi anlaşılmış olacak ki 5746 sayılı kanunla büyük avantajlar sağlandı. Yeni yasayla, Ar-Ge merkezi olarak tanımlanan; sermaye şirketleri içinde, ayrı bir birim olarak örgütlenmiş, münhasıran yurt içinde Ar-Ge faaliyetlerinde bulunan ve en az 50 Ar-Ge personeli istihdam eden, yeterli birikimi ve yeteneği olan birimler de teknoparklar gibi desteklerden yararlanabilecek. Eskişehir, yerli tohum alanında, bu teşviklerden yararlanabilir.

Şu bir gerçek ki tohum ıslah çalışmaları, sebat ve basiret gerektiren bir çalışmadır. Belki bunu başaran işletmelerimiz de var. Ancak yabancı ülkelerden, daha ucuz tohum alınabildiği veya yatırım maliyetinden korkulduğu için mi bilinmez, insanımız tohum üretmekten kaçıyor.

Oysa yerli tohumlar, sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği için toprağa bereket, sofralara sağlık katan milli değerlerimizdir. Binlerce yıldır yerel iklim ve toprak koşullarına uyum sağlamış genetik çeşitliliğe sahip, sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliğinin temelidir. Hastalıklara karşı doğal dirençli, daha besleyici ve lezzetli ürünler sunarken, kimyasal gübre/ilaç kullanımını azaltır ve tohumun yeniden ekilebilmesiyle dışa bağımlılığı da ortadan kaldıracak veya azaltacaktır.

Küresel ısınma, değişen iklim koşullarına dayanıklı yerli tohumların önemini artırırken, yerel iklime adapte olmuş bu tohumlar, kuraklık ve hastalıklara direnç göstererek gıda güvenliğini sağlamakta ve biyoçeşitliliği korumaktadır. Türkiye'de Sorgül buğdayı gibi yerel tohumların yeniden yaygınlaştırılması ve yerli üretim sertifikalı tohumların artırılması sürdürülebilir tarım, sağlıklı nesillerin ve sağlıklı yaşam için yerli tohumlar bir zorunluluktur.