Müslümanların, iki büyük bayramından biri olan ve Şevval ayının ilk üç günü Ramazan bayramıdır. O gün, fıtır sadakası verilmesinden dolayı "Fıtır bayramı" adı da verilmektedir.
Bir aylık oruçtan sonra, yeme-içmenin mubah olduğu; insanların birbirlerini ziyaret ettikleri, hediyeleştikleri, çocukların, fakirlerin ve kimsesizlerin sadaka verilerek sevindirildiği günlerdir. Dini bayramlarda, İslâmî kardeşliğin, toplumun her kesiminde canlı olarak yaşanır.
Ramazan Bayramı, İslam takvimine göre Ramazan ayı boyunca tutulan oruçların ve ibadetlerin ardından, Şevval ayının ilk üç gününde kutlanan dini bir bayramdır. "Fıtır Bayramı" veya "Şeker Bayramı" olarak da bilinen bu dönem, Müslümanlar arasında yardımlaşma, sevgi, kardeşlik ve affetme duygularının pekiştiği günlerdir.
Bayramlar, kişi/kişiler arasında karşılıklı sevgi ve saygının arttığı, insanların dargınlıkları unuttukları barıştıkları, yeni dostlukları edinildiği, fertlerinin birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşma, yardımlaşma, birbirlerinin gönlünü alma ve yakınlaşma, mutluluk ve sevgi huzuru dolu dolu yaşama günlerdir.
İnsanımız, Ramazan Bayramı’nda birbirine karşı diğer günlerden daha fazla güler yüzlü davranmalıdır. Neşeli görünmeli, insanlarla selamlaşıp bayram sevincini paylaşmak, bu günü daha bir anlamlı kılacak davranışlardır.
Bayram günleri, barış ve sevinç günleridir. Elbette bir arada yaşayan aile ve toplum fertleri arasında anlaşmazlıklar, sürtüşme ve tartışmalar olabilir. Bu normaldir. Ama bunları dargınlık safhasına vardırmamak gerekir. Bilhassa bayramlarda, akrabalar ziyaret ile aradaki bağlar kuvvetlendirmelidir.
Bayramlar, dini şuur ve duygularını kuvvetlendirir. İnsanlara, yeni bir heyecan ve çalışma zevki kazandırır Yaşamdan zevk almasını da sağlar. Hz. Peygamber, müminlerin üç günden fazla dargın durmalarının uygun olmadığını belirterek, “Akraba ve komşulara iyilik etmek ve onlarla iyi geçinmek Kur an-ı Kerim’in tavsiyesidir” buyurmuştur
Hadis-i şeriflerde de “Din kardeşiyle, üç günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Eğer selamını almazsa günaha girer. Selam veren kimse de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.” buyrulmuştur.[Ebu Davud]
Bayramlar, sosyal dayanışma ve barış şuurunun fertlere kuvvetle hâkim olduğu günlerdir. Dargınların kucaklaşması, aralarında kin, nefret bulunan aile ve şahısların, düşmanlık ve husumet duygularının sevgiye dönüşmesi, küçüklerin büyüklere saygı, büyüklerin küçüklere sevgi göstermesi, hastaların ziyaret edilmesi, verilecek küçük hediyelerle çocukların sevindirilmesi, hısım ve akrabanın bir kere daha yeniden kaynaşması, genellikle bayram günlerinde olur.
İslamiyet’ de, Allah’a ibadetten sonra, anne ve babaya saygı ve iyilik emredilmiş, onlara karşı “öf” bile demek yasaklanmıştır. Onları ziyaret etmek ellerini öpmek hayır dualarını almak gerekir.
Bayramlarda, akraba ve komşularla tebrikleşerek, karşılıklı sevgi duyguları hissettirilimeli, karşılaştığımız herkesle selamlaşarak tebrikleşmeli. Tanıdıklarımızı ziyaret ederek, hal ve hatırları sorulmalı ve gönülleri almalıdır. Hastanelerde ve evlerde yatan hastaları ziyaret edilmeli, şifa dilekleri sunmalı, yetimlerin ve kimsesiz çocukların başını okşamalı, onlara anne ve baba gibi davranılmalıdır.
Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç çocuklara, yardım elleri uzatılmalı, onların da bayram sevinci yaşamaları için ortam sağlanmalı, Hayır dua bekleyen ölülerimizin mezarlarına giderek onlara dua etmeli, ruhları için hayır ve hasenatta bulunulmalıdır. Tanıdıklarımızdan, dargın olanlar barıştırılmalı ve araları bulunmalıdır. Çocuklara hediyeler dağıtmalı ve onları sevindirmelidir.
Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç çocuklara, yardım elleri uzatılmalı, onların da bayram sevinci yaşamaları için, ortam sağlanmalı, hayır dua bekleyen, ölülerimizin mezarlarına giderek, onlara dua etmeli, ruhları için hayır ve hasenatta bulunulmalıdır. Tanıdıklarımızdan, dargın olanlar barıştırılmalı ve araları bulunmalıdır. Çocuklara, hediyeler dağıtmalı ve onları sevindirmelidir.
Hastanelerde ve evlerde yatan hastaları, ziyaret etmeli, şifâ dileklerimizi sunmalı. Yetimlerin ve kimsesiz çocukların başını okşamalı, onlara anne ve baba gibi davranmalı. Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç çocuklara, yardım elleri uzatılmalı, onların da bayram sevinci yaşamalarını sağlamalıdır.
Bazen bayramlarda, "Nerede o eski bayramlar" dedik. Anılarımız hatırladık hatta yaşadıklarımızı paylaştık. Ancak her şeye rağmen bayramlar, en güzel günler, bunların değerini bilelim, şevk ve heyecanı, bayramlarda, dolu dolu yaşayarak, sevgi ve saygı anlayışı, sürekli yaşanmalı ve yaşatılmalıdır.
Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan ayına veda ederken, birlik ve beraberlik duygularımızın perçinleştiği, sevgi, saygı, yardımlaşma ve dayanışmanın ön plana çıktığı, manevi duygularımızı arttığı, her türlü güzelliklerin de yaşandığı, Ramazan Bayramı’nız kutlu olsun.