Siyaset yapmak ile partizanlığı karıştırmamak lazım.

Hele söz konusu belediye başkanlığı ise hizmeti getirecek, hızlandıracak hatta kızmayın ama adeta bağıra bağıra, göstere göstere yapmak lazım.

Demem o ki, söz konusu belediyecilik ise hizmet öncelik; siyaset ise millete hizmet edecek önemli bir olgu…

Bu bir kamu görevi neticede…

En ufak şahibe süte karışmış sirke gibi milletin gözünde sizi bitirebilir.

Bu, hem şahsi itibarı zedeler hem de işte o siyasi etiketinizi…

Öyle tuhaf ve maalesef kirli bir siyaset anlayışı son iki yılın gündeminde ki inanılır gibi değil.

Aklıma birden “Kelâmınız kemâlinizin altındadır.” hadisi geliyor.

İsnad edilen değil, ispat edilen birçok usülsüzlük, irtikap, rüşvet gibi yüz kızartıcı daha birçok kamu suçu her gün başka bir Cumhuriyet Halk Partili belediyeli bir şehrimizde gözaltılar ve tutuklanmalar yaşanmaya devam ediyor.

Yüzü kızaran var mı ?

Güya toplandılar, gittiler. “Yenilendik.” dediler ama aynı düzensizlik ve aynı mahpus iradenin işareti ile ne kadar yeni olunabilir ki?

Sahi, İmamoğlu Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti mi? (!)

Yeni partiye geçti mi? (!)

Sol, soldan kalktı. Sola oturdu.

Ve sizi temin ederim, sadece siyasi ikbal planları yapanlar bayram çocukları gibi pür neşe, ful sevinç koşa koşa güya yenilendi.

Ya da sürü geçmezsek bizi taşlarlar korkusu yaşayanlar böyle tercih etti.

Oysa yüzler hep aynı, zihniyet keza yine aynı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde ise vallahi yeni yüzler görmeye başladık.

Bu ara tek yöne, hep sola focusluyuz.

Diğer taraftan, insanın aklı havsalası almıyor.

Bunca kirlilik ve yasal süreç devam ederken kimi, hangi yeniliğe, hangi yangına davet ederler ki?

Aklı başında ve Türk siyaset tarihini bilen, bölünen birçok partinin akıbetini bilen ya da araştıran bir siyasetçi, her şeye rağmen bu geçişe nasıl ikna olur?

Dolayısı ile ben Ayşe Ünlüce ve Habil Dökmeci başkanları çok aklı başında buluyorum.

Kendilerine ve belki de fethettikleri yüreklere, son derece itimad ediyorlar…

Ya da itidalli davranıyorlar…

Bu adeta dibi görünmeyen deniz…

Bakın, benden yazmamı bekledikleri şeyi özellikle yazmıyorum.

Belki Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalacaklar ama inanın bu bile ehven-i şer bana göre…

Hatta bence, onlara göre…

Şöyle bakınca “Kurulur kurulmaz ana muhalefet partisi olduk.” diyenlerin akıbetini kestirmek çok mümkün değil ama

unutmayın, yön hızdan önemlidir.

Ve tüm baskılara rağmen dik duran belediye başkanlarımıza son söz olarak şunu ifade etmek isterim:

Kuşlar gibi gökyüzünde uçmak güzeldir.

Asıl maharet, rüzgar yönünü değiştirdiğinde kendi yönünü kaybetmemektir.

İşlerine gelmeyince eline sapanı alacak kimseleri yol arkadaşı zannetmekten artık vazgeçin efendim.

Kalın sağlıcakla.