Bayram denildiğinde insanın aklına güzel şeyler gelir. Bayram mutluluk demektir, bayram paylaşmak, bayram buluşmaktır. Hasret kalmışların birbirleriyle buluştuğu, küçüklerin büyükleri ziyaret edip hal hatır edip hayır dualarını aldıkları zamanlardır. En azından bizim bayramlarımız böyledir. Ama gelin görünki bu bayramda dünyanın çeşitli bölgelerinde İslam Coğrafyası üzerinde mazlumlar, masumlar, mağdurlar zulüm altındadır. Dua bekleyenler, rablerine sığınıp yaşama tutunma uğradıkları zulümler karşısında hayata tutunma mücadelesi içerisindeler..
Hep söylenir “Bu bayram bayram gibi olsun!” diye… Ama ne hikmetse özellikle İslam dünyasında müslümanların uğradıkları zulümler özelliklede mübarek bayram arefelerine gelmektedir. Medeniyetin, adaletin ve doğruluğun, demokrasinin temsilcisi olduklarını iddia eden medeni dünya nerede olursa olsun zulümlere sessiz kalmakla yetinip, birkaç basit kınama lütfunda(!) bile bulunmadan olayları seyrediyor…
Tıpkı bundan 95 yıl önce ülkemiz üzerinde yaptıkları zulümlere seyirci kaldıkları gibi. Zulmün bizzat kendileri tarafından yapıldığı dönemlerdeki gibi…
Diyordum ki hiç olmazsa bu bayramda insanlar mutlu olsun, yüzleri gülsün ama ne yazık ki yine insanlık sınavı geçemedi yine mazlumlar, masumlar zulüm ve yarınlarından endişeli bir bayrama daha giriyor…
Bugün masumlar ve mazlumlar için dua zamanı.
Öte yandan sevdiklerinizle, ağız tadıyla bayram geçirmek isteyen tüm dostlarımıza , yola çıkacaklara tavsiyem ‘aman kurallara uyun.’ Zaten yeterince sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. En azından bu bayramda kendi dertlerimize ağlamayalım. Birde olanın olmayana borcunun olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Eşinizi, dostunuzu, komşunuzu, büyüklerinizi asla unutmayın… Paylaşın, ziyaret edin, ellerini öpün, sırtlarını sıvazlayın. Bunlara çok ama çok ihtiyacımız var.
Bayramınız mübarek olsun…
+++
KÖTÜ YÖNETMEK DE MARİFET…
Eskişehirspor Kulüp Başkanı Sinan Özeçoğlu geçtiğimiz gün katıldığı bir televizyon programında çok çarpıcı açıklamalar yapmış. En çarpıcı sözleri ise “Bir kulüp bu kadar kötü yönetilemez.” Sayın başkanın söylediği bu sözler ilginç. “Kötü yönetmek istesen bu kadar kötü olmazdı” zaten. Ancak Eskişehirspor’u kötü yönetmek hatta bu kadar kötü yönetmek bir marifettir. Bunun için özel eğitim almış olmak gerekir mi tartışılır.
Borç yükü şu ana kadar 151 milyon TL olarak belirlenmiş. Bunları geçtik asıl sıkıntı kongre sürecinde bile fatura kesilecek kadar birilerinin ne acelesi vardı acaba? Kötü yönetmek konusunda bir tez yazılmak istenirse Eskişehirspor kulübü bu konuda ciddi bir tez konusu olabilir anladığım kadarıyla.. Hep anlattık ve anlatmaya devam ediyoruz. Bu kulüple ilgili hep “Kral çıplak” diyenler ağır eleştiriler aldılar. Çünkü gerçekleri dile getirmek, toz pembe rüyalarda yaşamak birilenin hep işine geldi. Ama şimdi acı gerçekler ile yüzleşiyoruz ya… Kişiler üzerinden değerlendirmeler yapıp “birilerini kahraman, birilerini hain” ilan etmek geleneği şu son süreçte öylesine iflas etti ki…
On yıllarca “şeffaf yönetim, hesap verebilir yönetim” sloganları atıldı, “önce güven” sözleri verildi: sonuç ne oldu?