Bayram tatili sona erdi.
Çalışanlar iş başı yaptılar.
Aralarında kötü bir sürpriz ile karşılaşanlar var.
“Kimler” mi?
Büyükşehir Belediyesi’nde “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” yöntemiyle çalıştırılan işçiler… Kısaca “taşeron işçileri” dense de olur.
Dün iş başı yaptılar.
İş başı yapmalarıyla işten ayrılmaları bir oldu.
Kendilerine gelen bir telefon ile “işten çıkartıldıklarını” öğrendiler.
İlk duyduklarında “şaka” zannettiler.
Ancak şaka maka değil… Başlarına getirilen acı da olsa gerçek.
Ay sonuna kadar iki gün daha çalışacaklar.
Sonra da işsizler ordusunun saflarına katılacaklar.
Arayan yeni şirketin sekreteri…
“Ay sonu itibariyle işten çıkartılmış bulunuyorsunuz. 1 Temmuz’dan itibaren işe gelmeyin” derken bir gerekçe göstermiş değil…
İşten çıkartılanların sayısı konusunda da yapılmış bir açıklama yok.
Tahminler var.
“300’ün üzerinde” deniliyor.
Tahminlerin doğru olma olasılığı yüksek…
İşten çıkartmalar için “kötü bir sürpriz” dedik.
Aslında “sürpriz” demek çok doğru değil…
Anımsanacaktır.
Şubat ayında hazırlanan bir liste var.
Daire başkanlarının tercihleri doğrultusunda hazırlanmıştı.
Hazırlanırken de “Mart ayında çıkartılacaklar” denilmişti.
Ancak “Nisan ayında referandum var. Siz ne yapmak istiyorsunuz, referandum öncesinde işçi çıkartılır mı” diyenler olunca işten çıkartmalar askıya alınmıştı.
Anlaşılan o zaman yapılan hazırlık şimdi uygulamaya konuldu.
İşten çıkartmalar taşeron işçilerin tamamını kapsamıyor.
Temmuz ayında da çalışmaya devam edecekler var.
Onlar da tedirginler.
“Diken üzerindeler” dense yeridir.
İşten atılmaktan korkuyorlar.
Korktuklarının başlarına gelip gelmeyeceğini bilemiyoruz.
Ancak söylenilenlere bakılırsa onlar için de “kötü bir sürpriz” var.
“Haziran ayından itibaren maaşlarında indirim yapılacak” deniliyor.
Söylenilen indirim oranı “düşük” değil…
“Yüzde 10 ile yüzde 20 arasında…”
Kamu kurum ve kuruluşlarında toplu sözleşmeler imzalanıyor.
Şu veya bu oranda da olsu maaşlara zam yapılıyor.
Büyükşehir Belediyesi’nde ise “maaş zammı” şöyle dursun zaten yetersiz olan maaşlar daha da azaltılıyor.
Olacak şey değil…
Ancak bu olmayacağı da oldururlarsa şaşırmamak gerek.
Dedik ya… İşten çıkartmalar “sürpriz” değil… “Beklenen oldu” denilebilir.
Beklenen olmasına oldu nasıl olduğunu anlamak çok zor.
Okurlarımızdan anımsayanlar olacaktır.
Daha önce de birkaç kez dile getirdik.
31 Aralık 2016 tarihinde “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” yöntemiyle çalıştırılan işçi sayısı 1.450…
01 Ocak 2017 tarihinde yapılan ihalenin kapsadığı işçi sayısı ise 1.826…
Artış yaklaşık 400…
Artışın yapıldığı dönem “çalışma sezonu” değil…
Onun için artışa anlam vermek olanaksız…
Nedeni defalarca soruldu.
Sorulmasına soruldu da boşuna…
Soruyu yanıtlaması gerekenler ağızlarını açıp tek laf etmediler.
Şimdi “çalışma sezonu” devam ediyor.
“En yoğun dönemi” dense olur.
Yapılması gerekenler oldukça fazla…
Yapılacak fazla işin olmadığı Kış döneminde işçi sayısında yaklaşık 400 artış yapılıyor… “Çalışma sezonu” devam ederken, ortada yapılacak onca iş varken 300’ün üzerinde işçi çıkartılıyor.
Bu nasıl bir iştir?
Anlayan varsa beri gelsin…
Yapılan işe akıl sır erdirmek olanaksız…
“Adaletli” olduğu da söylenemez.
Büyükşehir Belediyesi’nde çalışanlara yönelik ilginç uygulamalar var.
Daha önce de defalarca dile getirdik.
Bazı ayrıcalıklı personele “yevmiye zammı” yapıldı.
“Eş-dost, hısım-akraba” tanımlamasına uyan personele yapılan “yevmiye zammı” tam anlamıyla “büyük kıyak” oldu.
Siz bazı personele “özel yevmiye zammı” yapacaksınız… Ne iş yaptıkları belli olmayan “yakın çevre” mensuplarına “danışmanlık” ve benzeri uygulamalar ile maaş ödeyeceksiniz… Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte yürüyüp “Adalet istiyoruz” diye bağıracaksınız…
Sonra da “bütçe yetersiz” diyerek 300’ün üzerinde işçiyi sokağa atacaksınız.
Söyleyin bakalım…
Adalet bunun neresinde?
Hiçbir yerinde yok.
İşten atılan işçilerin dünyası karardı.
Ne yapacaklarını bilemiyorlar.
Şimdi onlar da toplanıp hep birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüş kortejine katılsalar… “Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde adalet arıyoruz” diye haykırsalar…
Onlar için kim “haksızlar” diyebilir ki?
Evet… Adalet… Ama herkes için adalet…