Kalabak Su dağıtımında “sıkandalar zinciri” oluşturan kriz, Ağustos ayında başladı.

Suyun başında bulunanlar, “en kısa sürede çözülür” dediler.

Bugün 10 Kasım 2020…

Aradan geçen süre, 3 aydan daha fazla…

“En kısa sürede çözülür” denilen kriz, henüz çözülmüş değil…

Varlığını hala sürdürüyor.

O “en kısa süre” dedikleri ne kadar bir süreydi ki?

“Süre” denilince…

Ekim ayı ortalarında falan… Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, ESKİ Genel Müdür Vekili Ahmet Şekerci ile Kalabak Suyu’nda sorumlu olanları görüşmeye çağırır…

“Evladım, dağıtım ne zaman normale girer” diye sorar…

Görüşmeye gidenler de “Ekim ayı sonunda normale döner” yanıtını verir…

Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen, bu yanıt üzerine “teşekkür ederim evladım” der.

Büyükşehir Belediye Başkanı, kendilerine “evladım” deyip “teşekkür etti” ya, görüşmeye katılanlar çok sevinirler.

Öyle mutlu olurlar ki, hep birlikte pikniğe gidip kutlama bile yaparlar.

Beşikderesi’nde yaptıkları kutlama pikniğine Ali Çalışkan’ı da davet ederler.

Nede olsa “aynı cephede yer alıyorlar” ya…

Söylenilenler böyle…

Doğru mudur bilemeyiz artık…

Ekim ayı bitti, Kasım ayının 10’na gelindi.

Kalabak Su dağıtımı hala normale dönmüş değil…

Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, kendisine “Ekim ayı sonunda normale döner” diyenleri çağırıp “ne oldu evladım” der mi ki?

Bilemeyiz artık…

Ancak, sorsa iyi olur.

Neyse…

KAYIP BÜYÜK

Kalabak Su dağıtımında, “skandallar zinciri” oluşturan kriz varlığını sürdürüyor.

Vatandaşlar, Kalabak Suyuna ulaşmakta hala sıkıntı çekiyorlar.

Ancak, eskisi kadar yoğun yakınma yok.

Bunun nedenleri belli…

Aylardır “su” diye feryat ettiler.

Feryatlarını duyulmadı.

Duyulsa bile soruna bir çözüm bulunamadı.

Vatandaşlar, artık feryatlarının bir anlam taşımadığını anlamış durumdalar.

Onun için boşuna boğazlarını yormuyorlar.

Yakınmaların azalmasının tek nedeni bu değil…

Önemli bir neden daha var.

ESKİ yetkililerinin tavrı yüzünden Kabak Suyundan ümidini kesen vatandaşlar, başlarının çaresine baktılar.

Buldukları çare de belli…

Su piyasasında çok sayıda özel firma var.

Pazardaki paylarını artırmak için yıllardır çaba harcıyorlardı.

ESKİ yetkililerinin iş bilmezliği yüzünden onlara gün doğdu.

Kalabak Suyundan ümidini kesen vatandaşlar, özel firmaların sularına yöneldi.

Suya ulaşmaları çok kolay…

Sipariş verdikten sonra, en geç 1 saat içerisinde istedikleri su kapılarına geliyor.

Parasal kayıpları da büyük değil…

Aldıkları sular, litre hesabı yapıldığında neredeyse Kalabak Suyu ile aynı fiyata geliyorlar.

Uzun süre içtikleri için alışanlar da çok fazla…

ESKİ yetkililerin bunun farkında olmayabilirler.

Ancak sakalar işin farkındalar.

Müşteri kaybetmenin endişesini yaşıyorlar.

Kalabak Suyu, Eskişehir su pazarında büyük bir kayba uğradı.

Kriz öncesinde günlük olarak 55-60 Bin damacana piyasaya sürülüyordu.

Krizle birlikte 20 Bine kadar düştü.

Bugünlerde de 35-40 Bin civarında günlük üretim yapılıyor.

Hala ciddi kayıp var.

Bu kayıp “kamu zararı” yaratıyor.

Kamunun uğratıldığı zarar, öyle az uz değil…

2019-2020 yılında yapılan Kalabak Suyu satışı 22 Milyon damacana…

Bu ESKİ Genel Kurulu’na sunulan raporlarda yer alan rakam…

2020-2021’de “19 Milyon damacana satışı yapılacağı” öngörülüyordu.

Dönemin tamamlanmasına 2,5 ay kaldı.

Öngörülen sayıya ulaşmak olanaksız…

En iyi tahminlerle ulaşılabilecek sayı 15 Milyon…

Kayıp, en az 15 Milyon adet…

Büyükşehir Belediyesi’nin damacana satış fiyatı 3, 25 TL…

15 Milyon la çarpın bakalım…

Ortaya çıkan rakam 11 Milyon TL’nin üzerinde…

Krizin faturası bu…

Korkunç bir rakam…

“Yönetim zafiyeti”, “beceriksizlik” ve benzeri nedenlerle oluşan büyük krizin, yalnızca su satışında yarattığı kayıp en az bu kadar…

Başka kayıplar da var.

Hepsi hesaplandığında ortaya çıkan rakam daha da büyür.

Daha önce de defalarca dile getirdik.

Kaybedilen para kamunun parası… “Her kuruşunda tüyü bitmedik yetimlerin hakkı var.”

Öyle çar çur edilemez...

Edildiğinde de görmezden gelinemez, hesabı sorulur.

Bu konuda Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan soruşturma sürüyor. Nasıl sonuçlanacağını bilemiyoruz.

Büyükşehir Belediye Başkanlığında öyle “hesap sorma” niyeti yok.

Krizden şu veya bu boyutta pay sahibi olanların hepsi, hiçbir şey olmamış gibi yerlerinde oturuyorlar.

Dahası… Söylenilenler doğru ise, Büyükşehir Belediye Başkanı’nda “teşekkür” alıp “kutlama pikniği” bile yapıyorlar.

Ne diyelim?

Denilecek çok şey var.

Ama neyse…