Bundan sanırım iki yıl önceydi.
Bir televizyonda program yapıyorduk.
Orada söylemiştim.
O zaman böyle CHP’li belediye başkanlarının AK Parti’ye geçmesi gibi bir durum yok.
Her şey olağan ve sıradan…
Böylesi olağan durumda bir düşüncemi aktarmıştım.
Bendeki de nasıl cesaretse artık?
İnsan gerçekten düşüncelerinden ötürü linç yiyebiliyor, ötekileştirilebiliyor, alaya alınıyor.
Ben bunu defalarca yaşayan biriyimdir aslında.
Çünkü genellikle radikal şeyler düşünürüm.
Ve zamansız düşünürüm.
Öyle bir an da dedim ki…
“Bence Ayşe Ünlüce AK Partili…”
Çok şaşırdılar.
Hatta ben de bir ara sesli düşündüğüme, üstelik bir televizyon programında sesli düşündüğüme pişman oldum.
Bana göre Ayşe Ünlüce hiçbir zaman fanatik bir CHP'li görüntü çizmedi.
Hatta solcu siyasetçi görüntüsü de vermedi.
Hatta kendisine solcu demek abesle iştigaldir.
Bana her zaman devlet insanı görüntüsü verdi.
Ve sağ ideolojiye yakınlığı da ortada…
Nitekim bir açıklamasında CHP'den şu an için istifa etmeyeceklerini söylerken şu minvalde ifadeler kullanmıştı:
"Belediyelerde durum farklı işliyor. Biz siyaset yapmıyoruz, bürokrasiden geliyoruz ve kamu hizmeti yapıyoruz."
İşte tam da burada ayrışıyorum.
Bu bakış açısı bana göre siyasetin ruhuna uymuyor.
Çünkü siz seçimle geliyorsunuz.
Sizi göreve getiren şey yalnızca isminiz değil temsil ettiğiniz siyasi parti, onun programı ve seçmene verdiği vaatlerdir.
Bu cümleler bile sağcı bir insanın kuracağı cümlelerdir.
Sol bir ideolojiye ait kişiler bu cümleleri kuramaz.
Söylediklerine asla katılmadığımı belirtiyorum.
"Biz siyaset yapmıyoruz." demek, bana göre seçmenin verdiği siyasi desteği ikinci plana itmek anlamına geliyor.
Elbette belediyecilik hizmet üretmektir.
Fakat…
Siz o göreve siyasi partinin desteğiyle gelmediniz mi?
Halk her şeyden önce isme değil, siyasi partiye bakıp oy veriyor.
İşte buna çok kızıyorum.
Geldikleri yeri unutup, halkı sanki ikna edeceklerini düşünerek ve halkın hiçbir şey bilmediğini düşünerek, “Arkadaşlar biz kamu hizmeti yapıyoruz, siyasetçi değiliz” bahanesine sığınıyorlar.
Oy isterken öyle değildi?
Sandıklara davet ederken “bürokrasi” demiyordunuz?
Bunlar bir kenarda dursun.
Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Eskişehir yürüyüşüne Ayşe Ünlüce de katıldı.
O gün bu konuda yazmak istemedim.
Bugün yazmanın daha doğru olduğuna inanıyorum.
Yürüyüşte sanki orada bulunması gerektiği için bulunan bir görüntü verdi.
Bu benim kişisel gözlemim.
Ayşe Ünlüce'yi meydan siyasetinin, sloganların ve sert muhalefet dilinin doğal bir parçası olarak göremiyorum.
Bana göre onun siyaset tarzı bu değil.
Geçtiğimiz günlerde yine bir açılışa katıldı Ünlüce…
ETİ tarafından Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle Eskişehir-Kütahya karayolu üzerinde inşa edilen Takmak Orman Yangın İlk Müdahale Ekip Binası açılışına…
AK Partililerin yoğunlukta olduğu demeyeceğim, direkt AK Parti hizmetiydi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın da katılım gösterdiği bir AK Parti hizmetiydi.
Elbette bu bir kamu yatırımıydı.
Ancak açılışın siyasi atmosferi de göz ardı edilecek gibi değildi.
Tam da CHP ile iktidar arasındaki gerilimin yüksek olduğu bir dönemde protokolde yer alması dikkat çekti.
Ben açıkçası protokolde kendisini yadırgamadım.
Hatta bulunduğu yere yakıştığını düşündüm.
Fakat aynı şeyi kamuoyunun önemli bir kısmı için söylemek mümkün değil.
Birçok kişi "Ayşe Ünlüce'nin burada ne işi var?" sorusunu sordu.
Çünkü aynı günlerde CHP'nin düzenlediği bazı siyasi etkinliklerde beklenen görünürlüğü göstermemesi de bu tartışmaları besledi.
Örneğin CHP’nin görevden alınan İl Başkanı Talat Yalaz, partinin anahtarını yüksek seçim kuruluna teslim ettiği yürüyüşte yoktu.
Hatta AK Parti tarafından Emek Seçim Ofisi açıldı.
Gözlerim aramadı desem yalan söylerim.
Ben oraya da gider dedim.
Neyse ki gitmemiş.
Son günlerde Ayşe Ünlüce'nin siyasi geleceğiyle ilgili çeşitli iddialar sosyal medyada ve bazı yayın organlarında gündeme geliyor.
Bu iddiaların doğrulandığına ilişkin kamuoyuna yansımış resmi bir bilgi bulunmuyor.
Ben ise uzun zamandır farklı bir değerlendirme yapıyorum.
Bana göre Ayşe Ünlüce'nin siyaset anlayışı, klasik CHP çizgisinden daha farklı bir yerde duruyor.
Eğer günün birinde siyasi tercihini değiştirecek olursa, bunun beni şaşırtmayacağını düşünüyorum.
Çünkü bugüne kadar verdiği görüntü, kullandığı dil ve benimsediği yönetim anlayışı bana göre daha merkez sağa yakın bir karakter taşıyor.
Bu nedenle böyle bir tercih yapması hâlinde, benim açımdan sürpriz olmaz.
Belki kamuoyunda büyük tartışma yaratır.
Ama ben bunun, yıllardır gözlemlediğim siyasi duruşunun doğal bir sonucu olacağını düşünürüm.
Hatta ve hatta ben demiştim derim.