Harun Karacan AK Parti’de Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildikten sonra kolları sıvadı. Bir taraftan genel merkezde ziyaretçilerini kabul ederken sorumlu olduğu sivil toplum kuruluşlarını da en üst düzeyde ziyaret ederek üzerine düşen sorumluluğun bilinciyle hareket ediyor. Bu arada sadece Eskişehir‘e değil Türkiye’nin değişik illerine de ziyaretlerde bulunup hem parti teşkilatları ile tanışıp görüşüyor hemde gittiği yerlerdeki sivil toplumun nabzını tutuyor. Kısacası eskilerin tabiri ile “Demir asa demir çarık Karacan Anadolu yollarında” çalışmalarını sürdürüyor. Geçmişte Eskişehir’de hemen her ilçeye giden, esnafı ziyaret eden, eş dostla selamlaşmayı ihmal etmeyen toplumun her kesiminden isanlar ile diyalog kurabilen Harun Karacan artık sadece Eskişehir’e değil aynı zamanda Türkiye genelinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla çalışmalarını yoğunlaştırmış durumda. Bir bakıyorsunuz Ankara’da bir bakıyorsunuz Aksaray, ertesi gün Şanlıurfa’da … Kısacası Karacan’ı artık Eskişehir’de geçmişteki sıklıkla görmek o kadar kolay olmayacak gibi görünüyor.
+++
ALTI KÖŞE KASKETLİ ADAM
Dün Demokrat Parti’nin Pazar toplantısında Mahmudiye İlçe Başkanı Necdet Sevim’in duygusal konuşması beni aldı eskilere götürdü. “Benim çiftçim, benim köylüm” söylemlerinin itibar gördüğü 1970’lerden 90’lara uzanan çizgideki merkez sağ siyasetin ana teması “Altı köşe kasketli adam” ifadeleri Demokrat Partilileri ağlatmış…
Tabii ki Türkiye o günlerdeki Türkiye değil, en azından siyasete bakış açısından böyle değil. Ama Sevim’in ifade ettiği gerçek, Türkiye’de tarımın, çiftçinin durumunu ortaya koyuyor. Sevim diyor ki “Benim bu toprakları işleyebilmek için Alman’ın İtalyan’ın tekniğine de ihtiyacım yok. O altı köşeli kasketli adamın ayak izi varsa o tarlada, ben bu hizmetin hakkından gelirim. Yeter ki o altı köşeli kasketli insan ölmesin. Neticede 6 köşeli kasketli insanın o tarlada izi varsa o üründe teri varsa benim ekmeğimin tadı olur tuzu olur.”
Bugün tarım ve hayvancılık için söylenecek çok fazla bir şey yok. Köylü yani altı köşeli kasketli adam ölürse işte o zaman işimiz çok zor.
+++
UMUT VAR, HEYECAN DA…
Eskişehirspor tüm olumsuzluklara rağmen lige fena başlamadı. Geçtiğimiz yıl ki kadrosundan 6 ismi kaybetmiş, hiç transfer yapamamış, puan silme cezaları ile yüzyüze gelmiş, ağır borç yükü altında ezilen bir Eskişehirspor’un lige süper bir başlangıç yaptığını söylemek zor. Ancak unutmamak lazım gelirki henüz sezon başı kampı bile yapmadan kendi tesislerinde teknik direktörsüz lige hazırlanan ve yaş ortalaması da ligin üzerindeki bir takımın ilk deplasman maçında aldığı beraberliği küçümsememek gerek. Çok genç veiyi top oynayan, alışkanlıklarından vazgeçmemiş bir kadro karşısında Eskişehirspor yerine bir başka takım olsaydı fark yerdi. Gördük ki bu takım haftalar ilerledikçe çok daha iyi hale gelecek. Benim umudum var, takıma da heyecan katmak gerekiyor. Bu heyecanı da tranfserler katamıyorsa taraftarlarımız katmak zorunda. Dilerim iç saha cezamız bittiğinde bu heyecanı da yakalarız… Ben takımı beğendim, karamsar olmaya gerek yok… İstanbul beraberliğine üzülenlere diyorum ki “ Diğer takımları da İstanbul karşısında seyredinde bu maçın yorumunu ondan sonra yapın!”