Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı… Kent içi ulaşımdan sorumlu bir birim…
Önemi tartışılmaz…
Önemli olmasına önemli de sahip olduğu önemin gerektirdiği gibi yönetiliyor mu?
“Evet” demek olanaksız…
Daire Başkanı geçtiğimiz aylarda değiştirildi.
Nasıl değiştirildiği de malum…
Bugüne kadar bir benzeri görülmüş değil…
Neyse…
Ulaşım Dairesi Başkanlığı, Büyükşehir Belediyesi ana hizmet binasında bulunuyor.
Bünyesindeki birimler ise değişik yerlere dağılmış durumda…
Bu dağınıklığın sorun yaratıp yaratmadığını bilemiyoruz.
“Bir sorun yaratıyor” olsa gerek ki, Daire Başkanlığı bünyesindeki birimleri tek merkezde toplama gereksinimi duyulur.
Karar da alınır.
Gereksinimi karşılamak için bulunan bir yer var.
O da otobüs Büyükşehir Belediyesi Otobüs Terminali’nin üst katındaki bürolar… Sayıları 20’ye yakın.
Yer bulunmasına bulunur da değerlendirilmesi için çözülmesi gereken bir sorun var.
O da büroların dolu olması…
Gereksinim duyulan bürolar otobüs firmalarına kiralanmış durumda… Dahası kira sürelerinin dolmasına da daha süre var.
“Bürolara acil gereksinim var” ya çözüm yolu aranır.
Bürolarda kiracı olan otobüs firmalarının yetkilileri ile görüşülüp “büroları boşaltmaları” istenir.
Otobüs firmalarının yetkilileri, kira süreleri dolmadan büroları boşaltmak isterler mi?
Elbette ki hayır…
İsteğe olumlu karşılık vermezler.
Olumsuz yanıta karşın görüşmeler devam eder.
Otobüs firmalarının yetkililerini ikna etmek için bir teklif sunulur.
Denilir ki
“Kira sürenizin dolmadığını biliyoruz ama bizim bu bürolara acil ihtiyacımız var. Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nı buraya taşıyacağız. Siz bu büroları boşaltın, biz de aşağıdaki bilet satış merkezlerindeki kiralarınızda indirim yapalım.”
Firma yetkililerine sunulan teklif bu…
Firma yetkilileri teklifi kabul ederler.
Gerçi aralarında sonradan “oyunbozanlık” edenler olur ya neyse…
Firmaların zemin katta bulunan bilet satış merkezlerinin (yazıhanelerin) kiralarında indirim yapılır.
Firmalar da anlaşma doğrultusunda üst katta bulunan büroları boşaltırlar.
Bürolar boşaltılmasına boşaltılır da hemen kullanılabilecek durumda değillerdir ki…
Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nın taşınabilmesi için geniş çaplı bir tadilat gerekir.
Tadilat için kollar sıvanır.
Sıvanmasına sıvanır da daha ilk adımda ciddi bir maliyetle karşılaşılır.
Yalnızca bilgisayar sistemi için gerekli olan kabloların maliyeti bile yaklaşık 200 Bin Türk Lirası tutar…
Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı harcamalara bakınca 200 Bin TL için “çok para” denilemez…
Hayvanat bahçesine alınan penguenler için dünyanın parası ödenirken bilgisayar sistemi için gereken 200 Bin TL’nin lafı bile edilmez.
Neyse…
Kablo sisteminin maliyeti bu kadar olunca tadilatın toplam maliyetini düşünün…
“Dünyanın parası” tutar.
Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nı taşımayı planlayanların gözü korkar.
Tadilat çalışmalarını başlatmazlar.
Gelecekte başlatırlar mı?
Bilemiyoruz…
Ancak havalarına bakılırsa “Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nın taşıma işinden vazgeçmiş” gibiler.
Aktardıklarımız, Büyükşehir Belediyesi koridorlarında konuşulanlar… Doğruluk derecelerini bilemiyoruz.
Eğer doğru iseler yapılanlar karşısında şaşırmamak elde değil…
Bu iş “çocuk oyuncağı” değil ki… Ciddi bir iş…
Bir birimin yeri değiştirilecekse, yapılması gerekenler belli…
Önce uygun bir yer bulunur… Sonra taşımanın yaratacağı maliyet hesabı yapılır… Yer ve maliyet uygun ise kararı alınıp planlama yaşama geçirilir.
Öyle “kervan yolda düzülür” anlayışı ile hareket edilmez ki…
Bu taşıma işinin planlayıcıları her kimlerse bu anlayışla hareket etmişe benziyorlar.
Klasik sözümüzü yineleyelim…
Olacak şey değil… Ama yine oldurmuşlar işte…
Neyse…
İşin bir diğer yanı daha var.
Otobüs firmalarının yetkilileri ile görüşüp büroların süresinden önce boşaltılması sağlandı.
İyi de bu “hatıl gönül sayesinde” olmadı ki… Zemin katta bulunan yazıhanelerin kiralarında indirim yapıldı.
Bunun yarattığı sonuç ortada…
Üst katta bulunan bürolardan elde edilen kira geliri tamamen ortadan kalktı.
Dahası zemin katta bulunan yazıhanelerden elde edilen kira geliri de yapılan indirim nedeniyle baya azaldı.
“Çifte gelir kaybı” söz konusu…
Parasal tutarını bilemiyoruz…
Ancak “az para” olmadığı kesin…
İsterse “az para” olsun…
O para kimsenin parası değil… Kamunun parası…
Hani “her kuruşunda tüyü bitmedik yetim hakkı var” denir ya… İşte öyle bir para…
Öyle kolayca harcanamaz… Gözden de çıkartılamaz.
Söylenilenler doğru ise “kervan yolda düzülür” anlayışı ile yaratılan bir “kamu zararı” var.
Hesabını sormak gerek…
Gereken yapılır mı?
Güldürmeyin adamı…
Bugüne kadar yapıldı mı ki bugün yapılsın…