Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Haziran ayı olağan toplantısının ikinci oturumu geride kaldı.

İkinci oturumdaki hava ilk oturumdakinden çok farklı… “Taban tabana zıt” dense olur.

İlk oturum “sakin” geçmişti.

Kapsadığı süre de oldukça kısa olmuştu.

İkinci oturum “uzun” sayılabilecek bir süreyi kapsadı.

Bunun nedeni “gündemdeki konu sayısının fazla olması” falan değil…

Gündemdeki konu sayısı 42…

34’ü “jet hızıyla” karara bağlandı.

Süreyi uzatan konu sayısı 8…

Gerginliği yaratan da onlar…

Büyükşehir Belediye Başkanı ile Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcileri karşı karşıya geldiler.

Bir “orta yol” bulamadılar.

Aslında aramadılar da… Aramış olsalar belki bulabilirlerdi.

Sonuçta Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcilerinin istediği doğrultuda karara bağlandılar.

Bağlanmasına bağlandılar da alınan kararlar Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından kabul görmedi.

Bazıları için “veto” yetkisi kullanıldı, bazıları da yargıya taşınacak.

Daha önce de dile getirdik…

Tartışma yaratan konular için “Eskişehir için yaşamsal öneme sahip” demek olanaksız…

Birisi, yeni hizmet binası…

“Yapılmasın” diyen yok.

Yapılması konusunda görüş birliği var.

Tartışma yaratan “yer tercihi…”

İyi bir diyalog ile bu konuda uzlaşma sağlanabilir.

Sağlanabilir de uzlaşma arayan kim?

Neyse…

Bu konudaki değerlendirmelerimizi daha önce aktarmıştık.

Yinelemeye gerek yok.

O zaman da belirttik…

Yeni hizmet binası konusunda asıl önemli olan bir yan var.

O da “İTÜ’lü sevdası”nın bir kez daha kendisini göstermesi…

Dile getirirken sorduk da… Sahi bu “İTÜ’lü sevdası” neden ve nasıl oluştu ki?

Sormasına sorduk da henüz yanıtını bulmuş değil…

Yanıt konusunda bir ümidimiz de yok.

İşe gelmeyen her soru gibi bu da duymazdan görmezden gelinecektir.

Neyse…

ŞEFFAFLIK OLMAZSA

Tartışma yaratan bir başka konu da Büyükşehir Belediyesi’ne ait mülklerin kiralanması…

Sazova Parkı içerisinde büfeler var.

Büyükşehir Belediye Başkanı, büfelerin “belediye şirketine devredilmesini” istiyor.

Ortaya koyduğu gerekçeler var.

“İhale yoluyla kiralandıklarında istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Kiracılarla çıkan sorunları çözmek çok zor oluyor. Belediye şirketine devredildiğinde ise hem kiracılar daha titiz seçilebiliyor hem de ortaya çıkan sorunların çözümü kolay oluyor.”

Karşı çıkılabilecek bir gerekçe değil…

“Haklı” yanları oldukça fazla ama…

Yine “ama” sı var işte…

Yıllardır sürdürülen uygulama ortada…

Büyükşehir Belediyesi’ne ait işletmeler, belediye bünyesinde oluşturulmuş olan şirketlere devrediliyor.

Devredilen işletmelerin bazıları belediye şirketi tarafından işletiliyor.

Ancak büyük bölümü kiraya veriliyor.

Büyükşehir Belediyesi’nin şirketten aldığı kira ile şirketin kira geliri arasında dağlar kadar fark var.

Örnekleri oldukça fazla… En somut örneklerden birisi de Haller Gençlik Merkezi…

Büyükşehir Belediyesi’nin şirketten merkezin tamamı için aldığı kira, şirketin bir işletmeden aldığı kira kadar bile yok.

Büyükşehir Belediyesi’nin gelir kaybı çok büyük…

Haydi “ha şirket, ha belediye ne fark eder” denilsin…

Ancak işin bir diğer yanı var.

Belediye şirketlerini hali ortada… Büyük bölümü zor durumda… “Borç batağı” içinde olanlar da var.

Nasıl bu hale geldiklerini anlamak olanaksız…

Belli ki iyi yönetilmiyorlar.

Dahası da var.

Belediye şirketlerinin hesapları özel yeminli mali müşavir tarafından inceleniyor.

Büyükşehir Belediye Meclisi’nin “şirket hesaplarını denetleme yetkisi” yok.

Yetki olmasa da şirketlerin hesapları Meclis denetimine açık tutulabilir.

Bu yapılmıyor.

Meclis üyelerine “şirket hesaplarını inceleme” olanağı sağlanmadığı gibi hesaplar hakkında bilgi de verilmiyor.

Şirketlere yönelik olarak yöneltilen soruların sayısı oldukça fazla…

Bir teki bile yanıtlanmış değil…

Şirketlerin hesapları “devlet sırrı” gibi gizleniyor.

Şeffaflığın “Ş” si bile yok.

Dedik ya… Halleri de ortada…

Kendilerine büyük olanaklar sağlanmasına karşın zarar ediyorlar.

Akıl sır erdirmek olanaksız…

Şeffaflık olmayınca da kuşku duymamak elde değil…

Öyle olunca da Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ortaya koyduğu gerekçe “haklı” olmaktan çıkıyor.

İşletmelerin belediye şirketine devredilmesine karşı çıkanlar “daha haklı” oluyorlar.

Belediyeye ait bir işletmeyi, hesaplarını denetleyemediği bir şirkete kim devreder?

Hiç kimse…

Belediye Meclis üyeleri de devretmiyorlar işte…

Merak ediyoruz… Aynı tablo ile karşılaşmış olsa Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kendisi ne yapar?

Sorunun yanıtını tahmin etmek zor değil…

Kendinin kontrol edemediği bir işe kesinlikle “evet” demez.

Onun için Meclis üyelerine hiç kızmasın…

Kızacağı yerde biraz şeffaf olsun… O zaman uzlaşma yolu bulmak kolay olur.