Referandum sürecini sıkıntılı geçiren partiler var.
Sıkıntının en büyük olduğu parti de kuşkusuz Milliyetçi Hareket Partisi…
Anayasa değişikliği sürecini başlatan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli… Yaptığı bir çağrı ile “buzdolabına kaldırılmış” konuyu gündeme getirdi.
Konuyu yalnızca gündeme getirmekle kalmadı, Anayasa değişikliğinin TBMM’den geçmesi için yoğun çaba da harcadı.
Referandum sürecinde tavır değiştirmesi olacak şey değildi.
Olmadı da…
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “referandumda evet denilmesi” için çağrı yaptı.
Çağrısının parti tabanında bulduğu karşılık malum… Destek değil, büyük tepki…
Parti tabanındaki karşılık, yalnızca “sözlü tepki göstermek” ile sınırlı kalmadı.
“Hayır” için açıktan açığa çalışma yürütüldü.
Eskişehir’deki çalışmalar biliniyor.
“Hayır” çalışması yürüten Milliyetçi Hareket Partililerin “evet” çalışması yürütenlerden daha fazla ve daha etkili olduklarının söylemek yanlış olmaz.
Bu konudaki en büyük kanıt da sandıktan çıkan sonuçlar.
Son milletvekili genel seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren seçmenlerin çoğunluğu, referandumda “hayır” oyu verdi.
Bu “Eskişehir’e özgü bir durum” değil…
Türkiye genelinde de benzeri bir “kayma” söz konusu…
Ortaya çıkan tabloya bakınca “Milliyetçi Hareket Partisi’nde genel merkez yönetimi ile parti tabanı karşı karşıya geldi” denilebilir.
Genel merkez yöneticileri kabul etmiyorlar.
Daha doğrusu da görmezden geliyorlar.
Ancak onlar ne derlerse desinler herkesin gördüğü gerçek bu…
Aslında “karşı karşıya geliş” yeni değil…
1 Kasım milletvekili genel seçimlerinden hemen sonra başlayan bir süreç var.
Seçim sonuçları parti tabanında büyük tepki gördü.
“Ağır yenilgi” olarak tanımlanabilecek sonuçların faturası da genel merkeze çıkartıldı.
“Olağanüstü kurultay çağrısı” yapıldı.
Genel merkez yöneticileri çağrıyı duymazdan geldi.
Onları bu tavrı üzerine “olağanüstü kurultayı toplamak” için somut adımlar atıldı.
Atılan adımlar parti tabanından büyük destek gördü.
Olağanüstü kurultayın toplanması için gereken imza fazlasıyla toplandı.
Toplanmasına toplandı da genel merkezin tavrının değişmesini sağlayamadı.
Olağanüstü kurultay yapılması gerektiği halde yaptırılmadı.
Olay yargıya taşındı.
Yargı organları tarafından alınan kararlar var.
Ancak hepsi tartışmalı.
Yargı süreci henüz tamamlanmış da değil…
Nasıl noktalanacağını kestirmek olanaksız…
Ne var ki gelişmelere bakıldığında kurultay için “olumlu” noktalanması konusunda iyimser olmak çok zor.
Süreci zorlayanlar da pek ümitli değil zaten…
Neyse…
1 Kasım milletvekili genel seçimlerinden sonra oluşan sıkıntı referandum sürecinde iyiden iyiye büyüdü.
Genel merkezinin “sıkıntıyı giderme” gibi bir düşüncesi yok.
“Parti bizimdir, bizim kalacak” der gibiler.
Söylemlerinin yanı sıra eylemleri de bu doğrultuda…
İhraç ettikleri partili sayısı oldukça fazla…
Artık tarafların aynı parti çatısı altında bulunma olanakları yok.
Yollar “resmen” olmasa bile “fiilen” ayrılmış durumda…
Ayrılığı resmiyete döken partililerde var.
Referandum sonrasında partiden istifalar başladı.
Daha önceki istifalara önceki gün yenileri eklendi.
Partiden ayrılanların söyledikleri aynı…
“Mevcut hali ile üyesi olarak ülkeme ve ülküme hizmet etme imkanım kalmayan Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifa ediyoruz” diyorlar.
İstifa edenler arasında henüz “ağır top” olarak nitelendirilebilecek isimler yok.
Onların karalarını bilemiyoruz.
Ancak istifa etme olasılıkları yüksek…
“Yukarıdan sinyal bekliyor” olsalar gerek.
“Hayır” için aktif çalışma yürüten partililer yıllardır politikanın içerisinde olan isimler.
Milliyetçi Hareket Partisi’ne “veda” etseler bile “politikaya veda” etmezler.
Yapacakları belli…
“Yeni bir parti ile politikaya devam” ederler.
Bu konuda söylenenler oldukça fazla…
Henüz atılmış somut bir adım yok.
Ancak atılması fazla gecikmez.
Bu adımı bekleyenler yalnızca Milliyetçi Hareket Partisi’nden ümidini kesenlerle sınırlı değil… Genel anlamda da ciddi bir beklenti var.
Referandum sonuçları bugün yarın resmiyet kazanır.
Sonrasında da siyasette hareketli günler başlar.