Ramazan Ayı’nın ilk 10 günü geride kaldı.

Toplu iftar sofraları birbirini izliyor.

İftar sofrası kuranlar arasında Büyükşehir Belediyesi de var.

İzlediği yöntem diğer belediyelerden farklı…

İftar sofraları mahallelerde kurulmuyor.

Büyükşehir Belediyesi yemekhanesi değişmez adres…

Davetliler her gün değişiyor.

Geçtiğimiz günlerde de muhtarlar ağırlandı.

Büyükşehir Belediye Başkanı’nın muhtarlara hitaben yaptığı konuşmada dikkat çekici bölümler var.

Büyükşehir Belediye Başkanı diyor ki

Aşevinde hazırlanan mütevazi yemeklerle bir iftarda daha birlikteyiz. Daha zengin bir yemek sunmamız mümkün değil. Dinimiz tasarruflu olmamızı gerektiriyor…”

Söyledikleri böyle…

Neden söylendiklerini anlamak çok zor…

Menüyü “fakir” bulanlar mı oldu yoksa?

Hiç zannetmiyoruz…

“Mütevazi yemekler” nelerdir bilemiyoruz…

Ne olurlarsa olsunlar, hiç önemli değil… İftara gelen insanların “yemek seçmesi” diye bir şey söz konusu olamaz.

Hem ne demişler?

“Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.”

Sözler garipsenecek türden…

Ancak söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı… Boşuna söylemez o sözleri…

Ne olduğunu bilemiyoruz ama vardır bir nedeni…

Neyse…

Neymiş efendim… “Dinimiz tasarruflu olmamızı gerektiriyor” imiş…

Doğru bir söz…

Doğru olmasına doğru da uyan kim?

Herkes bir yana o sözleri söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kendisi uyuyor mu?

“Evet” demek olanaksız…

Şöyle geçmişe dönüp bir bakın… Nerelere ne paralar harcandı.

Çok gerilere gitmeye gerek yok.

Yapımına başlanmasının üzerinden yıllar geçtikten sonra tamamlanabilen hayvanat bahçesine harcanan paraları düşünün…

Tamamlanması fazlasıyla rötarlı olduğu için ilk yapılanlar hasar gördü. Onların tadilatı için bile dünyanın parası harcandı.

Hayvanlar için harcanan para da oldukça yüklü… Yalnızca penguenler için harcanan para bile “dudak uçuklatan” türden…

Siz, bir hayvanat bahçesinin hem yapımı hem de yapılanın tadilatı için dünyanın parasını harcayacaksınız…

Siz “fahiş” denilebilecek ücretlerle penguen alacaksınız…

Sonra da kalkıp “dinimiz tasarruflu olmamızı gerektiriyor” diyeceksiniz…

Şaşırmamak elde değil…

Sözlere ve söyleyenin yaptıklarına bakınca insanın dilinin ucuna kadar gelen çok şey var.

Ama neyse…

En hafif tanımlamayla “haydi canım sen de” deyip geçelim…

****

Yapılması gereken belli de

Eskişehirspor, Süper Lig’in eşiğinden döndü.

Süper Lig’e yükselemediği gibi ciddi tehlikelerle karşı karşıya da kaldı.

Acil müdahale şart…

Aksi takdirde olacakları düşünmek bile insanı ürkütüyor.

Bu, herkesin gördüğü acı gerçek… Sürekli dillendiriliyor da…

Tehlike dillendirilirken öneriler de sıralanıyor.

Sonunda da “birlik ve beraberlik şart” deniliyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Dündar Ünlü de bir açıklama yaptı.

Açıklaması hem “savunma” hem de “eleştiri” içeriyor.

Onların yanı sıra öneri de var.

“Eskişehirspor takımının mevcut durumdan kurtulabilmesi ve tekrar süper lige çıkabilmesi için öncelikle ayrıştırıcı ve karalayıcı dilin bir kenara bırakılması, kişi ve kurumlar üzerinden siyasi prim elde etme çabasından da uzaklaşarak, şehrin tüm dinamiklerinin bir araya gelerek herkesin ön yargısız ve sorumluluk bilinci içerisinde topyekun bir mücadele başlatması gerekmektedir.”

Söylediklerine itiraz etmek olanaksız…

Doğru sözler…

Ancak ilk kez söyleniyor değiller…

Aynı sözler yıllardır söyleniyor.

Söylenmesine söyleniyor da gerçeğe dönüştürülmüyorlar.

Evet… “Birlik ve beraberlik içerisinde topyekun mücadele” gerçekten şart… Bugün değil dün de şarttı.

Bugüne kadar yerine getirilemedi.

Bugün getirilebilir mi?

Keşke getirilebilse… Ancak getirileceği konusunda ümitli olmak çok zor…