Ramazan Ayı’nın sonu yaklaştı.
Esnaf ve tüccarların aya dair beklentileri vardı.
“Ramazan alışverişleri ile piyasanın canlanmasını” bekliyorlardı.
Beklentilerine karşılık buldukları söylenemez.
Piyasada “canlanma” denilebilecek bir hareketlenme olmadı.
Lokanta ve kahvelerde bile beklenen iş yapılamadı.
Eski ramazanları bir anımsayın.
İftar saati yaklaştığında lokantaların masaları cadde ve sokaklara taşar, rezerve yaptırmadan yer bulmak çok zor olurdu.
Lokantalarda masaların dışarıya taşması şöyle dursun kapalı bölümlerindeki masalar bile doldurulamadı.
Kahvehaneler açısından da durum çok farklı değil…
Hepsinin camlarında “Sahura kadar açığız” duyurusu yapıldı.
Yapılmasına yapıldı da boşuna…
Sahura kadar açık kalan kahve sayısı çok az…
Açık kalanlardaki müşteri sayısı da beklenen düzeyde değil…
“Sinek avladı” denilebilecek kahve sayısı da oldukça fazla…
Lokantacılar da kahveciler de “nerede o eski ramazanlar” demekten kendilerini alamadılar.
Onlar bu halde iken diğer esnaf ve tüccarların halini düşünün…
Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok.
“Esnaf ve tüccarlar hayal kırıklığına uğradılar” dense yeter.
Ramazan Ayı’nda umduğunu bulamayan esnaf ve tüccarların yeni ümidi “bayram alışverişleri…”
“Piyasanın canlanmasını” bekliyorlar.
Beklemesine bekliyorlar da çok ümitli oldukları söylenemez.
Daha önceki Ramazan aylarını bir anımsayın…
Ramazan ayı yarılandığında işyerleri sabahın erken saatlerinden gecenin ilerleyen saatlerine kadar açık kalırlar, iftar saatlerinde bile kapanmazlardı.
Ticaret bölgeleri de akşam saatlerinde gündüz saatlerinden daha hareketli olurdu.
Ya bu yıl?
Geçmiş yıllardan eser yok.
İşyerleri Ramazan ayının son haftasında akşamları da açık kaldılar.
Kalmasına kaldılar da boşuna…
Piyasada “canlanma” denilebilecek bir gelişme yok.
“Piyasayı canlandırmak” için açıklamalar yapılıyor.
Son olarak Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen ve Tüketiciyi Koruma Derneği Başkanı Sülahi Özalp ortak bir açıklama yaptı.
Sülahi Özalp dedi ki
“Hediyelik ürünler, giyim ve diğer ürün çeşitlerinde tüketicilerimiz alışverişlerini bulundukları yerdeki mağaza ve dükkanlardan yaparlarsa mağduriyet yaşamazlar. Unutmayalım ki mesafeli satışlardaki sıkıntılar her geçen gün artmakta ve çoğu zaman tüketicilerimiz cayma haklarını kullanamamaktadır.”
Ekrem Birsen de dedi ki
“Eskişehir halkımızın özellikle esnaf ve sanatkarlarımızı tercih etmelerini bekliyoruz. Tüm Eskişehir halkı giyim kuşamda, şekerlemede, tatlıda gönül rahatlığı ile esnaf ve sanatkarlarımızdan alışveriş edebilir. Alışveriş alternatifleri içerisinde mutlaka yerleşik esnaflarımız olsun.”
İki başkanın açıklamalarında ortak bir nokta var.
“Alışverişlerinizi yerli esnaf ve tüccarlardan yapın” diyorlar.
Dediklerine itiraz etmek olanaksız… Söyledikleri doğru…
Alışverişlerde yerli esnaf ve tüccarları tercih etmek gerek…
Bu tercihin tüketicilere sağlayacağı yararlar oldukça fazla…
Eskişehir’de tatlı ve şekerleme sektöründe yıllardır faaliyet gösteren işyerleri var.
“Hile hurda” gibi bir şey söz konusu bile olamaz.
Ne alınırsa alınsın gönül rahatlığı ile tüketilebilirler.
Olmaz ya, aksi bir durum olduğunda işyerine gidip hesap sorabilirler.
Yalnızca bu bile “tercih nedeni” olabilir.
Yerli esnaf ve tüccarların tercih edilmesi kent ekonomisi açısından da önemli… Verilen para kentte kalır.
Söylenecek daha çok şey var.
Söyleniyorlar da zaten…
Söylenmesine söyleniyorlar da işe yarayacaklar mı?
“Evet” demek olanaksız…
Bunun nedeni “tüketicinin yanlış tercihi” falan değil…
Asıl neden belli…
Tüketicinin içinde bulunduğu durum…
Cebine giren para belli… Arttığı falan yok.
Artmadığı gibi alım gücü sürekli düşüyor.
Bu haldeyken nasıl alışveriş yapsın?
Yapamıyor.
Tüketicilerin alışveriş yapacak hali olmadığı için “alışveriş tercihi” konusunda düşünmesi de söz konusu değil…
Ne söylenirse söylensin boşuna…
Toplumun ezici çoğunluğunda para yok.
Esnaf ve tüccarlar Ramazan ayında hayal kırıklığına uğradılar.
“Bayram alışverişi” konusunda da sonuç değişeceğe benzemiyor.
Yine hayal kırıklığına uğrayacak gibiler.
Umarız ki öyle olmaz.