Büyükşehir Belediyesi’nde son dönemlerde oluşan bir beklenti vardı.

Haftalardır “kelleler gidecek” denilip duruluyordu.

Dahası sürede veriliyordu.

Sonunda denilen oldu.

Üstelik de verilen süre dolmadan.

“İlk kurban” Hüseyin Okçu…

Geçtiğimiz haftaya kadar Genel Sekreter Yardımcısı konumunda bulunuyordu.

Konumunu kaybetti.

Yalnızca konumunu kaybetse neyse… Büyükşehir Belediyesi ile ilişkisi kalmadı.

Artık emekliler safında…

Bir bürokratın emekliye ayrılması son derece doğal bir gelişme… Emekli olma hakkını elde eden kamu görevlisi dilekçesini verip emekliye ayrılır.

Hüseyin Okçu da öyle yapmıştır.

Öyle yapmış olsa da emekliliği için “doğal” ya da “gönüllü” demek olanaksız…

“Zorunlu emeklilik” demek daha doğru olur.

“Emekli ol” buyruğunu dinlemese başına getirilecek olan belli…

Göreve başlarken alınan istifa dilekçesine günün tarihi atılıp işleme konulacaktı.

Büyükşehir Belediyesi’nden ayrılışının “kelle alma” olarak nitelendirilmesi boşuna değil… Ayrılış “gönüllü” değil de “zoraki” olduğu için öyle nitelendiriliyor.

“Kelle alan” belli… Büyükşehir Belediye Başkanı…

Nedeni ile ilgili olarak söylenenler oldukça fazla…

Aralarında öne çıkan bir söylem var.

O da “baş köstebek olduğu yolunda oluşan kuşku…”

İnanılır gibi değil…

Dün de dile getirdik…

Hani “şaka gibi” denilir ya… İşte öyle bir şey…

Neyse…

Hüseyin Okçu için “ilk kurban” denilebilir.

“Tek kurban” olarak kalır mı?

Büyükşehir Belediyesi koridorlarındaki havaya bakılırsa “evet” demek olanaksız…

Devamı gelecek gibi…

Bu konuda “gösterge” sayılabilecek bir gelişme var.

Hüseyin Okçu döneminde işe alınan bir mühendisin görev yeri değiştirildi.

Yeni görev yeri Gümüşkonak… Günyüzü İlçesi’ne bağlı bir yerleşim birimi…

Kent merkezine uzaklığına ve ulaşım olanaklarına bakıldığında “kuş uçmaz kervan geçmez bir yer” demek yanlış olmaz…

Bir mühendisin böylesi bir yere gönderilmesi “tayin” değil “sürgün” olarak nitelendirilir.

Görevlendirmenin amacı da “cezalandırma” zaten…

Operasyon, bu mühendis ile sınırlı kalmayabilir.

Yer aldığı “saf” nedeniyle “kaza kurbanı” olan başka bürokratlar da olabilir.

Ancak, “baş hedef” seçilen bir bürokrat var.

O da Engin Çakmak… Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri…

Yanlış anlaşılmasın… Şu an için Büyükşehir Belediye Başkanı ile “sorunlu” olduğu söylenemez.

“Baş hedef” seçenler belli… İsimlerini sıralamaya gerek yok.

“Yakın çevre” dense olur.

Engin Çakmak, Genel Sekreter olsa da “yakın çevre” kapsamına giremedi.

Girmek isteyip istemediğini bilemeyiz… Ancak istese bile giremezdi zaten…

“Yakın çevre” kapsamına girmek kolay değil… “İmkansız” denilecek kadar zor.

“Yakın çevre” tarafından “baş hedef” seçilmesi boşuna değil…

Nedeni belli…

“Geleceğe yönelik kişisel hesaplar” denilebilir.

“Yakın çevre” kapsamında yer alanlar arasında milletvekili olanlar da var milletvekili olma hesabı yapanlar da… Aynı şekilde belediye başkanlığı hayali kuranlar da var.

Hesapların tutturmanın, hayalleri gerçekleştirmenin yolu belli…

“Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından tercih edilen olmak…”

Başka bir yolu yok.

Kendi aralarında pek sıkıntı çıkmıyor… “Dayanışma içinde” gibiler.

Nedeni de malum…

“Yakın çevre” dışında güçlü bir rakip var.

O da Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Engin Çakmak…

7 Haziran milletvekili genel seçimlerine aday olarak katılma istedi.

Ancak sıralamaya giremedi.

İsteği ortadan kalkmış değil…

Kendisi ne derse desin boşuna… İlk milletvekili genel seçimlerinde şansını bir kez daha deneyecek.

Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ne düşündüğünü, daha açık bir anlatımla da Engin Çakmak’a destek verip vermeyeceğini bilemeyiz…

Ancak Engin Çakmak’ın Genel Sekreter olarak kalması “yakın çevre” kapsamındakiler için “ciddi risk” oluşturuyor.

“Riskin ortadan kaldırılması” şart…

Onun için Engin Çakmak’ı “baş hedef” seçmiş durumdalar.

“Kuyusunu kazmak” için çaba harcıyorlar.

Açıktan açığa yaptıkları bir şey yok.

Yaptıklarını “arkadan dolanma” olarak nitelendirmek yanlış olmaz…

Amaçlarına ulaşabilirler mi?

Sorunun yanıtı Büyükşehir Belediye Başkanı’nda…

Onun da sağı solu belli olmuyor.

Onun için bir tahminde bulunmak olanaksız…

“Yakın çevre” amacına ulaşabilir de ulaşamayabilir de…

Bekleyip göreceğiz…

Ancak şu da bir gerçek… Engin Çakmak için “tehlike çanları” çalmaya başlamış durumda…