1 Mayıs, bir zamanlar “yasaklı ve korkulan bir gün” idi.
“Korkulan gün” olmaktan çıktı.
Ancak “yasaklı” olmaktan tam anlamıyla kurtulamadı.
“İşçi Bayramı” olarak kabullenilip “resmi tatil” ilan edilse de kutlamaların önüne konulan yasaklar var.
2017 yılının 1 Mayıs’ı yaklaştı.
Her yıl yinelenen tartışmalar yine başladı.
Eskişehir’deki durum Türkiye genelinden farklı…
Bu yıla kadar kutlamalar için konulmuş bir “yasak” yok.
Bu yıl da olmaz sanırım…
Eskişehir’de bugüne kadar “bölünmüşlük sorunu” yaşandı.
“Birlik ve Dayanışma Günü” de olan 1 Mayıslarda birlik ve dayanışmayı sağlamaları gerekenler “ayrıştırıcı” oldular.
Aynı meydanda ortak kutlama yerine ayrı meydanlarda farklı etkinlikler gerçekleştirdiler.
Yaptıklarının “anlaşılır” bir yanı yok.
Ortaya koydukları değişik gerekçeler var.
“Komite başkanlığı”, “konuşma sırası” ve benzeri türden şeyler.
“Eften püften şeyler” dense de olur.
Ortaya konulanlar arasında sergilenen tavrı “haklı” çıkartacak bir gerekçe bulmak olanaksız…
Bölünmüşlüğün yarattığı sıkıntılar var.
Her şeyden önce “taraf olmak” istemeyen insanlar “iki arada bir derede” kaldılar.
Kutlamalara katılım istenilen düzeyde olmadı.
Bölünmüşlüğün yarattığı sorunlar her 1 Mayıs öncesinde dile getirildi.
Uyarılar yapıldı… “Yapmayın”, “etmeyin” denildi.
Ama hepsi boşuna…
2012 yılının 1 Mayısından sonra büyük yanlış ısrarla sürdürüldü.
1 Mayıs yaklaştı ya kamuoyunda oluşan bir soru var.
Ortak kutlama yapılabilecek mi?
Soru henüz kesin yanıtını bulmuş değil…
Kutlamalarda “öncü” konumunda olan örgütlenmeler belli…
İlk sırada işçi sendikalarını bünyelerinde toplayan Türk-İş ve DİSK yer alıyor. Onların arkasından da meslek örgütlenmeleri ve memur sendikaları geliyor.
Yöneticileri arasında ilk temas gerçekleşti.
Türk-İş, DİSK, TMMOB, TTB ve KESK temsilcilerinin ilk buluşması sonrasında bir açıklama yapılmış değil…
Ancak ilk buluşmada “sorun çıkmadı” gibi görünüyor.
“Sıhhiye Meydanı’nda ortak kutlama yapmak için prensip anlaşması sağlanmış” durumda…
Bu olumlu bir gelişme…
Sonrasında yapılacak olanlar da belli…
Dile getirilecek “ortak talepler” belirlenecek… Pratiğe yönelik görevler paylaşılacak.
“Ortak talepler” konusunda sorun yaratacak bir yan olamaz.
Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar ortada… Bu koşulların yarattığı acil gereksinimler de belli…
Onun için “ortak talepler” belirlemesi çok zor olmasa gerek.
Pratiğe yönelik görevlendirmeler, özellikle de “komite başkanlığı” bugüne kadar sorun oldu.
“Bölünmüşlük nedeni oldu” bile denilebilir.
“Komite başkanı” şu kişi olsa ne olur, bu kişi olsa ne olur?
“Resmi muhataplık” dışında bir anlamı yok.
“Sorun” olmasını anlamak da kabullenmek de olanaksız.
Umarız ki bu yıl sorun haline getirilmez.
Şu ana kadarki gelişmeler olumlu…
Ama geçmiş yıllarda tanık olunanlar karşısında “kesin” bir yargıya varmak çok zor.
“Ortak kutlama” konusunda “prensip anlaşması” sağlanmış olsa da “sorun çıkma” endişesi var.
“Ortak kutlama” genel istek…
Doğru olan da o…
“Birlik ve Dayanışma Günü” gibi bir günde “bölünmüşlük” olacak şey değil…
Ancak, geçmiş yıllardaki bölünmüşlükten yararlananlar da var.
“Ortak kutlama” onların işine gelmeyebilir.
“Pişmiş aşa su katmak” isteyenler olabilir.
“Sorun çıkma” endişenin en önemli nedenlerinden birisi de bu…
“Ortak kutlama” konusunda “prensip anlaşması” yapan örgütlenmeler bu konuda çok dikkatli olmalı… Umarız ki öyle olur.
Sözü daha fazla uzatmaya gerek yok.
Geçmiş yıllarda yapılan ayrı kutlamalar kimseye bir şey kazandırmadı.
Tam aksine ciddi sıkıntılar yarattı.
Bu yıl aynısı yaşatılmamalı.
İlk buluşmada atılan olumlu adımların devamı getirilmeli…
“Birliktelik” açıklaması da fazla geciktirilmemeli…
Bir an önce yapılmasında büyük yarar var.
Yapılacak ortak açıklama ile her şeyden önce “cayma” düşüncelerinin önü alınır.
Hem 1 Mayıs’a ne kaldı ki…