1 Mayıs “Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü “ olarak da tanımlanır.

Bu tanımlamaya karşın Eskişehir’de tanık olunanlar malum… Tanımlamayla uzaktan yakından ilgileri yok.

“Birlik ve dayanışma içerisinde olmak” yerine “bölünmüşlük tablosu” oluşturuldu.

Hem de yıllarca…

Tablonun oluşumu ile ilgili olarak ortaya konulan gerekçeler var.

Ancak aralarında bölünmüşlüğü “haklı” çıkartacak olanı yok.

“Eften püften şeyler” dense olur.

Onun içindir ki, bölünmüşlük anlaşılamadı.

Kabullenilmedi de…

Tepki ile karşılandı, “sonlandırılması” istendi.

5 yıldır karşılıksız kalan istem sonunda karşılık buldu.

1 Mayıs denilince akla gelen ana örgütlenmeler arasında “ortak kutlama” konusunda “prensip anlaşması yapıldığı” biliniyordu.

Bilinmesine biliniyordu da “son anda cayma olması” endişesi de varlığını koruyordu.

Endişenin ortadan kalkması için “ortak kutlama için resmi açıklama” gerekiyordu.

Gereksinim karşılandı.

Türk-İş, DİSK, KESK, TMMOB ve EBTO temsilcileri bir araya gelerek tavırlarını ortaya koydular.

Porsuk Bulvarı’ndaki bir araya gelişte konuşanlar Nejat Kılıç, Ali Özçelik ve Faik Alkan… Farklı örgütlenmelerin temsilcileri…

Karşı karşıya bulunulan sorunları ve talepleri dile getirdiler.

Konuşmalarda yapılan ortak bir vurgulama var.

O da “sorunların çözümü için birlikte mücadele etme gereksinimi”…

Bu, yeni ortaya çıkmış bir gereksinim değil… Hep var.

Sağlanması konusunda 1 Mayıs bir “fırsat” idi.

Ne yazık ki, bugüne kadar kullanılmadı.

Sonunda yanlıştan dönüldü.

Ortak açıklamayla birlikte “son anda cayma” endişesi de ortadan kaldırıldı.

Artık dönüş yok.

1 Mayıs “Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü” Eskişehir’de de birlik ve dayanışma içerisinde kutlanacak.

“Ortak kutlama” için tercih edilen alan belli… Sıhhiye Meydanı…

Sıhhiye Meydanı, bugüne kadar çok sayıda etkinliğe sahne oldu.

1 Mayıs kutlamaları da yapıldı o meydanda…

Aralarında “güzel” olanlar var elbette ki… Ancak Sıhhiye Meydanı bu 1 Mayıs’ta etkinliklerin en güzeline sahne olacak.

Tahminimiz bu… Umarız ki yanılmayız.

***

“Tartışma bitirici organ” tartışma yaratırsa

Referandumun üzerinden 10 gün geçti.

Buna karşın tartışmalar henüz noktalanmadı.

Sandıkların açılmasıyla birlikte başlayan tartışmalar sürüyor.

Giderek sertleşiyor da…

Daha önce yapılan oylamalar arasında da tartışma yaratanlar oldu.

Aralarında bugünkünün benzerini bulmak olanaksız…

Bu kez ki çok farklı…

Değişik nedenleri var.

En önemlisi de kuşkusuz Yüksek Seçim Kurulu’nun sergilediği tavır.

YSK, seçimler konusunda en yetkili organ…

Aldığı kararlar konusunda itiraz edilecek bir organ yok.

İl ve ilçe seçim kurullarına itirazlar yapılır.

O kurulların aldığı kararlar YSK’ya götürülür.

Orada alınan karar da “son nokta” olur.

Bin anlamda “tartışma bitirici bir organ” olan YSK’nın “tartışma yaratıcısı” olması olacak şey değil.

Ancak olduruldu.

Referandum sonrasında ilk tartışmayı başlattı.

Yalnızca tartışma başlatsa neyse… Seçim sonuçlarına yönelik olarak “kuşku” doğmasına da neden oldu.

Sonrasında yaptıkları da farklı değil…

Alınan her karar ve yapılan her açıklama yeni bir tartışmaya neden oldu.

Şu an itiraz süreci henüz noktalanmadı.

Açıklanan sonuçlar “kesin” olsa bile “resmi” değil…

“Son nokta” yine YSK tarafından konulacak.

Peki o “son nokta” inandırıcı olacak mı?

Açıklanmasıyla birlikte tartışmalar noktalanacak mı?

Kesinlikle hayır…

YSK’ya karşı ciddi bir “güven bunalımı” oluşmuş durumda…

Bu durum değişmediği sürece alacağı her karar “tartışılır” olacaktır.

Yüksek Seçim Kurulu gibi bir organın bu duruma düşürülmesi gerçekten üzücü… Gelecekte yapılacak seçimler açısından da endişe verici.

Ne yapılır, nasıl yapılır bilemeyiz.

Ancak, YSK bu halden kurtarılmalıdır.

Bunu yapacak olan da yine YSK üyeleridir.

Gerekeni yaparlar mı?

Keşke yapsalar… Ama hiç ümit yok.