Eskişehirspor’da beğenelim, beğenmeyelim yeniden bir Halil Ünal dönemi başladı. Kongrede ve dışarıda her türlü eleştiriyi yapanların hiç birisi kulübü sahiplenme cesaretini gösteremedi. Sosyal medya dahil bir anlamda linç kampanyası yürütülmüş olmasına rağmen herkesin teslim bayrağını çektiği noktada Ünal kürsüye çıkıp “Kimse yoksa ben varım!” deme cesaretini gösterdi. Yaklaşık 200 milyon TL borcun konuşulduğu, acil olarak 7-8 milyon ödemenin kapıda beklediği bir ortamda eğer birisi çıkıp bu taşın altına elini değil başını koyuyorsa takdir etmek gerekir. Bu konuda Halil Ünal’ın da takdir edilmesi gerekir.

Ünal işbaşı yaptığı ilk gün değil, kongrenin bitiminin hemen ardından ilk olarak öğreniyoruz ki takımın toparlanmasında büyük payı olan Yücel İldiz hocayı aramış. Hoca diyor ki, “Biz görüştük, ardından ertesi gün akşam yemekte uzun uzun konuştuk. Etik değerlendirmeleri yaptık. Ben eski yönetim döneminde göreve gelmiştim!” Sonrasını değerlendirmeye gerek yok. Olması gereken her şey yapılıyor. Bunlar yol yordam bilmeyi gerektiren haller. Nitekim böyle de olmuş…

+++

İŞE KOYULMAK DEMEK BÖYLE OLUR..

Sadece bu kadar değil. Ünal ikinci olarak sabah kulübe gelirken geçtiğimiz yılda yola çıkarken Sportif Direktör olarak göreve getirdiği ancak sonrasında Alpay Özalan ile anlaşamayarak yollarını ayıran İzzet Erdoğan’ı da yanında getiriyor. Erdoğan’ı sportif direktör olarak görevlendiriyor. Yönetim görev bölümü yapmadan acil ödemeler ile ilgili sorunların çözümü için çabalar başlıyor. Eskişehirspor’da yaklaşık 4.5 aydır para almayan ve bu sebeple TFF’ye başvuran 17 futbolcunun alacaklarının ödenmesi meselesi, FİFA’dan gelebilecek 24 puan silme cezasına karşılık ödenmesi gereken paranın bulunması için çalışmaların yoğunlaşması, transfer tahtasının açılması için Pinto ile görüşmeler yapılması hepsi akşamdan sabaha yapılan işler…

+++

MATEMATİK ŞANSIMIZ VAR…

Bütün bunlar olurken önce Hoca basın mensuplarının karşısına çıkıyor “Arkadaşlar biz görevimizin başındayız. Bu camiayı en iyi yere getirebilmek için çalışmalarımız ve çabalarımız sürecek. Biz saha içinde yapmamız gereken işlerle ilgileniyoruz. İlk yarının kalan üç maçını maç maç değerlendiriyoruz. İkinci yarıda inşallah daha iyi olacak, daha iyi bir başlangıç yapacağız” diyor.

Sportif Direktör ise “Şartlar geçtiğimiz yıldan daha kötü ama kesinlikle bu camiayı mutlu etmek için çalışacağız. Futbolcu kardeşlerimizi mutlu edeceğiz, camiamızı mutlu edeceğiz. Sezon sonunda ister play-off’dan isterse ilk ikiden süper lige çıkacağımıza yürekten inanıyoruz. Ligde öyle büyük kopmalar yok. Hedefimiz ilk yarı itibariyle kalan 3 maçımızı kayıpsız geçerek kendimizi bir an önce devre arasına atmak. Hazırlık kampına gidip geldikten sonra her şey daha güzel olacak” diyor.

Şimdi teknik direktör inandırılmış, sportif direktör inanıyor, sıra futbolcuların inandırılmasında. Futbolcularda inanırsa ki bunların hepsi profesyonel insanlar geriye ne kalıyor ki. Zaten taraftar da böyle inanmış ve başarıya koşan bir takımın arkasında sonuna kadar durur. Zira hala matematik bir şansımız varsa böyle bir ihtimal asla ihmal edilemez…