Eğer Uğur İnceman ve Semih Şentürk o penaltıları tecrübelerine yakışır biçimde kullanıp Günay’ın üstüne nişanlamayıp gole çevirselerdi ne olacaktı?  Söyleyeyim, birileri Kulüp Başkanı Halil Ünal’ın Eskişehir’in ortasına heykelinin dikilmesini isteyecek, bunun için belki de kampanyalar düzenleyecekti.

Neden mi?

Çünkü dünya kadar borç içerisinde teslim aldığı bir kulübü her türlü borç batağına rağmen çok güçlü bir kadro kurarak yeniden süper lige taşıdığı için… Erkan Zengin, Semih Şentürk, Uğur İnceman, Bruno Mezenga, Ofoedu gibi isimleri Eskişehirspor’a kazandırdığı için… Hürriyet Gücer, Tarık Çamdal, Akaminko  gibi isimleri Eskişehir’e döndürdüğü için… Boffin, K. Ahmet, Kaan Kanak gibi isimleri kadroda tutmayı başardığı için… Hakan Çinemre, Ramazan Övüç gibi genç isimleri kiraladığı için… Dorukhan ve H. Hüseyin gibi isimleri Eskişehirspor alt yapısından A takıma çıkmaları adına sağladığı özveri için… Mustafa Denizli gibi bir futbol efsanesini Eskişehir’in başına getirdiği için…

+++

 PEKİ ŞİMDİ NE OLDU?

Penaltılar kaçınca doğal olarak takım süper ligin kapısından döndü. Böyle olunca birileri açıktan olmasa bile alttan alta kongre çağrısı, başkan ve yönetimin değişimi taleplerini dillendirmeye başladılar. Neden? Çünkü  Halil Ünal onlara göre, ‘sözünü tutmamıştı.’ Doğrusunu isterseniz sözünü tutmuş diyemem. Çünkü tablo ortada… Yine birilerine göre Halil Ünal ve yönetimi gider başka isimler gelirse sorunlar çözülecekmiş… Öyle olduğu için de yeni isimler, yeni simalar dillendirilip ‘Halil gitsin!” demeye getiriliyor.

Tamam Halil gitsin de, kim gelsin? Halil cebinden para vermedi de, 21 milyon TL'lik borç kıskacı için elini cebine atmadı da, yerine gelecek olan 21 milyon TL’yi ben cebimden vereceğim mi diyor… Ya da yeni gelecek başkan ve yöneticilerin kaynakları bir yanlarında çıkı içerisinde mi duruyor?

+++

HEPSİ HİKAYE, HEPSİ MASAL…

Bir gerçeğin tespitini yapalım. Ne Halil Ünal ve yönetimi, ne de yeni gelecek başkan ve yönetimi elini cebine atıp Eskişehirspor’un dertlerine derman olacak parayı verecek değil. Elbette yöneticiliğin bir bedeli vardır ama kimse öyle 21 milyon, 32 milyon gibi  büyük paraları cebinden çıkarıp Eskişehirspor için harcamaz, harcayamaz. Çünkü Eskişehir’de öyle açıktan kazanılmış haydan gelip huya gidecek bir para yok. Yapılacak olan kaynak üretip, üretilen kaynakların verimli kullanılmasını sağlamaktan öte bir şey değil. Hazır paralar sadece gündelik sıkıntıları öteleyebilir. O halde bugünkü yönetim de, gelecek yönetimler ve isimler de aynı şeyi yapacağına göre neden ‘Halil gitsin başkası gelsin!’ deniliyor.

İsimler üzerinden değil, sorunlar ve çözümler üzerinden Eskişehirspor gerçeğine bakmadığımız sürece isimler gelir gider sorunlar hep baki kalır. Halil Ünal babamın oğlu değil, başka isimler de… Derdi Eskişehirspor olanlar emin olun böyle düşünüyordur. Böyle de düşünmelidir. Bir penaltıyla göklere çıkarıp, yine bir penaltıyla yerin dibine başkan ve yönetimleri soktuğumuz sürece gerçeklerle yüzleşemeyiz...