Halk otobüsçülüğü henüz yok olmuş değil…

Kent içi toplu taşımacılıkta hala işlevi var.

Halk otobüsçülüğü var olmasına var da artık Halk Otobüsçüleri Odası diye bir meslek örgütü yok.

Uzunca bir süredir varlığı yalnızca kağıt üzerindeydi.

Şimdi kağıt üzerinde de yok.

“Tarihe karıştı” denilebilir.

Bir meslek örgütü için çok kötü bir son…

Elbette ki, kendiliğinden oluşmadı.

Bu sonu hazırlayan faktörler var.

En önemlisi de “güven bunalımı” ve buna dayalı olarak oluşan “huzursuzluk…”

Halk otobüsçüleri yaklaşık 15 yıldır sürekli mağdur oluyorlar.

Mağduriyeti yaratan genel ekonomik koşullar değil…

Ekonomik koşulların “hiç etkisi yok” denilemez.

Elbette ki var.

Ancak mağduriyetin asıl nedeni başka… Büyükşehir Belediyesi’nin tavrı…

Büyükşehir Belediye Başkanı’nın halk otobüsçülerine yaklaşımı malum… Son derece olumsuz…

“Destek” şöyle dursun “anlayış” diye bir şey de söz konusu değil…

Tam aksine “büyük köstek” var.

Halk otobüsçülerinin karşı karşıya kaldıkları haksızlıklar oldukça fazla…

Sürekli dile getirildiler…

Taleplerin yanı sıra öneriler de sıralandı.

Hepsi boşuna…

Sürekli dile getirilen taleplerden bir teki bile karşılanmış değil… Aynı şekilde önerilerden de bir teki bile dikkate alınmadı.

Talepler de öneriler de duymazdan, görmezden gelindiler.

Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yaklaşımında en küçük bir değişiklik olmadı.

Halk otobüsçüleri, tramvay ücretlerine zam yapılacağı zaman akıllara getirildiler… “Zam bahanesi” olarak öne çıkartıldılar.

Aslında “kullanıldılar” dense de olur.

Zamların hemen hepsi halk otobüsçüleri bahane edilerek yapıldı.

Buna karşın zamlardan sonra halk otobüsçülerinin durumunda en küçük bir değişiklik olmadı.

Büyükşehir Belediyesi yaptığı zamlarla “katmerli kazanç” elde ederken halk otobüsçülerinin eline bir şey geçmedi.

Dahası bir de “zam yaptıran kötü adam” pozisyonuna düştüler.

“Ya biz aslında zam istemiyoruz, havuz sistemindeki haksızlıklar ortadan kaldırılsa yeter. Haksızlıklar kaldırıldığında tek kuruşluk zam almadan çalışırız” dedikleri oldu.

Ancak boşuna…

Hem “haksızlık kurbanı” oldular hem de “kötü adam” olmaktan kurtulamadılar.

Yıllardır hep böyle…

Halk otobüsçüleri, böylesine büyük haksızlıklarla karşı karşıya kalırken Halk Otobüsçüleri Odası yönetimleri ne yaptı?

“Üyelerinin haklarını savundular” demek çok zor.

Haksızlıklara karşı mücadele etmek yerine “Büyükşehir Belediye Başkanı’nı kızdırmamaya özen göstermeyi” tercih ettiler.

Mağduriyetin asıl nedeni belli iken “yaşlıları mağduriyet nedeni” olarak gösterip hiç olmayacak işlere kalkıştıkları bile oldu.

Sıkça olağanüstü kongreler yapıldı.

Ancak değişen bir şey olmadı.

Doğal olarak halk otobüsçüleri ile Oda arasında ciddi bir “soğukluk” oluştu.

“Soğukluk” giderilemeyince de kopuşlar başladı.

İstifalar bir birini izledi.

Sonunda da Halk Otobüsçüleri Odası’nın varlığını sürdürmesi için gereken üye sayısının altına düşüldü.

Öyle olunca da kaçınılmaz son geldi.

Artık Halk Otobüsçüleri Odası diye bir örgüt yok.

Oda olmasa da halk otobüsçüleri var.

Zor koşullarda da olsa faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyorlar.

Aralarında Eskişehir Ticaret Odası’na üye olanlar bulunuyor.

“Örgütlü hareket etmek” amacıyla kooperatifleşme çalışmaları da başlatıldı.

Böylesi çalışmaların nasıl bir sonuç doğuracağını bilemiyoruz.

Ancak gelecekleri “parlak” görünmüyor.

Yılsonunda sözleşmelerinin yenilenmesi gerekiyor.

Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yaklaşımında en küçük bir değişiklik yok.

Yeni sözleşmeler sırasında sergileyeceği tavrı kestirmek zor değil… Yine “olumsuz” olacaktır.

Amacı belli…

Halk otobüsçülerini istemiyor.

Bu, “gizli saklı” bir şey değil…

Her fırsatta açıkça ortaya koydu.

“Şu kadar param olsa halk otobüsçülerini tamamen ortadan kaldıracağım” dediği bile oldu.

Yeni otobüsler geliyor.

Yakında hizmete konulurlar.

Büyükşehir Belediye Başkanı sanki “dediğini yapacak” gibi…

Bugün Halk Otobüsçüleri Odası tarihe karıştı ya… Yakın bir gelecekte halk otobüsçüleri de tarihe karışırsa hiç sürpriz olmaz…

Geleceğe dair olarak bugünden görülen bu… Umarız ki görülen olmaz…