Eskişehirspor’un içinde bulunduğu durumu uzun uzadı anlatmaya gerek yok.
Kısaca “borç batağında” dense olur.
Acil müdahale zorunlu…
Zorunluluk yerine getirilmez ise yarın bugünden de kötü olur.
Kulübün başında bir yönetim kurulu var.
“Ben bu yükün altından kalkamam” diyor.
Demelerine gerek yok.
Yükün altından kalkamadıkları da kalkamayacakları da belli…
Personel maaşları bile aylardır ödenemiyor.
“Vah Eskişehirspor vah” dememek elde değil…
Yönetimin yapamadığını taraftarlar yapmaya çalışıyorlar.
“Personel maaşlarının ödenmesi” için kampanya başlattılar.
Takdir etmemek olanaksız…
“Büyük” olduklarını bir kez daha gösterdiler.
Onların çabaları ile personel maaşlarının ödenememesi gibi bir “ayıp” ortadan kalkabilir.
Ne yazık ki bu, Eskişehirspor için “çare” olmaz…
Eskişehirspor’un daha büyük dertleri var.
“Çare” için varlıklarını göstermeleri gerekenler belli…
Listenin başında Bakan, Büyükşehir Belediye Başkanı ve milletvekilleri yer alıyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın geride kalan süreçte destek sağladığı biliniyor.
Bugün tablo karşısında kayıtsız kalması düşünülemez.
Ancak ne yapacağı da meçhul…
Eskişehir’in 6 milletvekili var.
Aralarında somut çaba harcayan tek milletvekili bile yok.
Somut çaba harcamak şöyle dursun Harun Karacan dışındakiler tek laf bile etmediler.
Harun Karacan “birlik çağrısı” yaptı.
Aynı çağrıyı yapanlar oldukça fazla…
Ne kadar çok kişi tarafından yapılırsa yapılsın boşuna… Bir işe yaramaz.
Somut bir şeyler yapmak gerek…
Harun Karacan ve diğer milletvekillerine düşen de bu…
“Derde derman” için gözlerin çevrildikleri arasında Büyükşehir Belediye Başkanı da var.
Kente karşı sorumluluğu büyük…
Eskişehirspor da kentin vazgeçilmezi…
Doğal olarak Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında bulunan kişi “Eskişehirspor’dan bana ne” diyemez.
Büyükşehir Belediye Başkanı açıkça “bana ne” demiyor.
“Bana ne” demiyor da ne yapıyor?
Yaptığı bir şey yok.
Ha bire akıl veriyor…
İşin ilginci verdiği akla kendisi bile inanmıyor.
“Çare” olarak sürekli yinelediği bir öneri var.
“Şirketleşme…”
Son basın toplantısında bir kez daha yineledi.
“Şirketleşme konusunu akademi başkanlığım, rektörlüğüm döneminde de belediye başkanlığım sırasında da sürekli söylüyorum, uyarıda bulunuyorum. Dernek sistemi ile kulüp yönetilemez. Rakipleriniz dernek değil şirket. Onlarla rekabet edemezsiniz.”
Ve benzeri sözler…
Kısacası “şirketleşme şart” diyor.
Peki sonra ne diyor?
“Kardeşim ben hissedar olmam. Ben hissedar olacak olsam, tasarrufumu değerlendirmek istesem buraya yatırmam, başka bir yere yatırırım ya da altın alırım.”
Şaşırmamak elde değil…
Hem “şirketleşme şart” diyeceksiniz hem de “şirket kurulsa bile ben hissedar olmam” diyeceksiniz.
Büyükşehir Belediye Başkanı olarak siz hissedar olmayacaksınız da kim olacak?
Bu sözler “Eskişehirspor’dan bana ne” demek anlamına gelmiyor da ne oluyor?
Evet…
Büyükşehir Belediye Başkanı açıkça “Eskişehirspor’dan bana ne” demiyor.
Ama gerek böylesi söylemler gerekse sergilediği tavırlar ile “bana ne” demeye getiriyor.
Bu konuda göstergeler oldukça fazla…
Basın toplantısında “güç birliği” soruluyor.
Verdiği yanıta bir bakın…
“O güç birliği olmaz. Yapı bozuk. Yine kendilerini ibra ettiler…”
Kısa bir yanıt…
Ancak ağır suçlamalar içeriyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı öyle “yapı bozuk, kendilerini ibra ettiler” deyip geçiştiremez.
Söyledikleri açmak durumunda…
“Yapı bozuk” derken ne demek istiyor?
“Hesaplarda ibra edilmemesini gerektiren yanlar var” mı da “yine kendilerini ibra ettiler” diyor?
Öyle ortaya bir laf atıp kenara çekilemez…
Ne biliyorsa açıkça ortaya koyması gerekir.
Sürekli yineliyoruz…
Kendileri Büyükşehir Belediye Başkanı… Yalnızca “akıl vermesi” yetmez.
Bulunduğu konum gereği işin ucundan tutmak zorunda…
Ancak öyle bir niyeti yok.
Bundan sonra da olmaz…
Aslında öyle “laf cambazlıkları” ile işin içinden sıyrılmaya çalışacağı yer de “Eskişehirspor’dan bana ne” dese daha doğru bir iş yapmış olur.