Eskişehirspor Başkanı Sinan Özeçoğlu görevi “gönüllü olarak” mı üstlendi?
Kesinlikle hayır…
Nasıl üstlendiği malum…
Sezonun tamamlanmasıyla birlikte oluşan bir “yönetim krizi” var.
Arka arkaya toplanan kongrelerde çözüm bulunamadı.
Çözümsüzlük nedeniyle “kayyıma kalma tehlikesi” oluştu.
Sonunda dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı devreye girdi.
Seri görüşmelerde bulundu.
Görüşmeler sonunda Sinan Özeçoğlu bir “Eskişehirspor sevdalısı bir işadamı” olarak “Eskişehirspor’a karşı görevini yerine getirmek” için başkanlık teklifini kabul etti?
Sinan Özeçoğlu’nun devir aldığı “güllük gülistanlık bir tablo” muydu?
Kesinlikle hayır…
Mali genel kurulda açıklanan borç tutarı 116 Milyon Türk Lirası…
Çok büyük bir borç…
İşin kötüsü “gerçek borç” da değil…
Gerçek borcun tutarı 165 Milyon Türk Lirası…
Açıklanandan yaklaşık 49 Milyon Türk Lirası daha fazla…
Bu işin parasal boyutu…
Onun yanı sıra bir de para ile çözülemeyecek olumsuzluk var.
O da “transfer yasağı…”
Daha önce kesinleşen ama kamuoyundan gizlenen yasak, kongreden hemen bir gün sonra uygulamaya konuldu.
Dahası da var.
Geçmiş dönemde yerine getirilmeyen yükümlülükler nedeniyle 3 puan silindi.
Daha fazla puan silinmesini içeren büyük tehlike de kapıya dayanmış durumda…
Devir alınan tablo ile ilgili olarak söylenebilecek daha çok şey var.
Ancak sözü uzatmaya gerek yok.
“Büyük enkaz” dense yeter.
Başkan Sinan Özeçoğlu’nun görevi üstlendikten bu yana sergilediği performans da ortada…
“Kötü” demek olanaksız…
Yaptıkları ortada…
“Transfer yasağı” olmasına karşın sahaya çıkacak bir takım oluşturdu.
Bir önceki sezon forma giyen futbolculardan büyük bölümünü kadroda tutmayı başardı.
Böylesi bir takımın başına teknik adam bulmak kolay mı?
Elbette ki hayır…
O zor iş de başarıldı.
Takım teknik direktörsüz bırakılmadı.
Futbolcu alacakları ödenmeye başlandı.
Aylardır maaş alamayan ve maaşlarının ödenmesi için kampanya düzenlenen personelin maaşları ödendi.
Yapılan daha çok şey var.
Hepsini sıralamaya gerek yok.
Kısacası Sinan Özeçoğlu “mucize yaratmaya” çalıştı.
Çalışmasına çalıştı da “büyük enkaz” yalnızca onun çabaları ile kaldırılabilecek türden değildi.
Acil destek gerekiyordu…
Sürekli dile getirildi.
Ne yazık ki hepsi boşuna oldu.
Sinan Özeçoğlu da sonunda tıkanıp kaldı.
Dün de “benden bu kadar” dedi.
Gerekçelerini de sıraladı.
“…Kulübümüzün son yıllarda yaşadıkları, sponsor bulma çabalarımızın önünü tıkadı. Bunları yeniden dile getirmek niyetinde değilim.
Geldiğimiz bu noktada görüştüğümüz kişilerin bazıları, yıllardır oluşturduğu ve kendilerine ‘değişmez’ hakim olarak kıldıkları anlayışları kimisi yönettiği kurumun maddi durumu, bazıları kaybettikleri konumlarından, bazıları da konumunun gereklerini yeterince hayata getirememesi nedeniyle Eskişehirspor’umuza kaynak bulunması konusunda hiçbir şey yapmadı…”
“…Camiamız çok büyük bir camia, ancak yaşanan sıkıntılar artık ‘birkaç iyi insanın’ çözebileceğinin çok ötesine geçmiştir.
Uzun süredir durumun ne kadar kötü olduğunu anlatmak için çeşitli uyarılar yaptım. Üzülerek söylemeliyim ki, bu uyarılarım kaynak bulma konumunda olan bazı kişiler için gerekli etkiyi yaratmadı…”
“Benden buraya kadar” demesinin nedeni özetle böyle…
Kendisine “haksızsın” denilebilir mi?
Kesinlikle hayır.
Haklı, hem de yerde göğe kadar haklı…
O sıkıntıları dile getirdikçe sorunları çözebilecek konumda olanlar “Eskişehirspor’dan bana ne” der gibi bir tavır sergiledi.
Biz de defalarca dile getirdik…
“Sinan Özeçoğlu görevi bırakırsa ne olacak” dedik…
Demesine defalarca dedik…
Ne yazık ki, hepsi boşuna oldu.
Sonunda da korkulan oldu.
Şimdi ne olacak?
Kestirmek olanaksız…
Soruya yanıt bulmakla yükümlü olanlar belli… Bugüne kadar “bana ne” diyenler.
Evet beyler… Ne olacak şimdi?
Söyleyin bakalım.