Eskişehirspor’da lastik yama tutmadı. Uzatmalı olağanüstü kongrede göreve gelen Sinan Özeçoğlu’nun çabalarının gelinen noktada tek başına çözüme yetmediğini biliyorduk. Özeçoğlu’nun verilen sözlerin tutulması konusundaki girişimlerinden bugüne kadar sonuç alamadığı gerçeğini de…

 Hani derler ya Perşembe’nin g elişi, Çarşamba’dan diye biz Çarşambayı çoktan geçmiştik. İçinde bulunduğumuz gün Perşembe idi… Özeçoğlu’nun tabiriyle eller boş kalmıştı. “Gidilen her kapıdan elleri boş döndük” itiraf değil gerçeğin ta kendisidir…

Batma noktasına gelmiş, borç gırtladığı çoktan aşmış bir kulübe can simidi olması beklenen Özeçoğlu’nun çabaları da zaten yetmeyecekti. Öyle de oldu. İşin içine birde sportif başarısızlık girince durum daha da katlanılmaz bir hale geldi.  Ve Özeçoğlu çıkıp dedi ki “Bizden buraya kadar 22 Kasım’da kongreye gidiyoruz!”

+++

 BENİ BU HAVUZA KİM İTTİRDİ?

Mesleğimizin duayenlerinden Yavuz Donat’ın köşesinde yıllar önce okumuştum. İlginç bir fıkra onu sizlerle de paylaşmak isterim.

Fıkra şöyle  Padişah, havuzu yılanlarla doldurtmuş, “Kim bu havuzu yüzerek geçerse kızımı ona vereceğim. Temel havuza atlamış, yüzmüş geçmiş.” Padişah "kızım artık senin" deyince... Temel "istemiyorum" diye tepki göstermiş... Padişah şöyle demiş: “Temel dile benden ne dilersen.”  Temel’de, “Padişahım, ha bu havuza beni kim itekledi, onu bulmanızı isteyrum.”
Sahi Sinan Özeçoğlu ve ekibini bu havuza kim ittirdi? Bu kadar ağır bir yükün altına girerken olağanüstü kongrede Özeçoğlu ve arkadaşlarının göreve gelmesi için üç defa erteleme yaşandı. Şimdi değişen ne var? Sayın Özeçoğlu, verilen sözlerin tutulmadığını söylüyor. Kim ne söz verdi de yerine getirmediyse onları da açıklamalı Özeçoğlu.. Böylece kendisini ve arkadaşlarını havuza ittirenlerde ortaya çıkar…

+++

İTİBAR BU KADAR YERLEDE Mİ?

 Dün başkan Özeçoğlu’nu dinlerken yüreğim burkuldu. Takım deplasmana gidiyor, otelde rezervasyon yapılmış, otel yöneticileri diyorlar ki “Kardeşim otele girmeden önce bir durun bakalım. Paralar peşin, kırmızı meşin!” buyurun buradan yakın, bu işi nasıl yorumlarsanız yorumlayın. Eskişehirspor gibi bir markanın bu kadar yerlerde sürünmesinin sorumlusu kimdir? Burada itibarı yerlerde sürünen sadece Eskişehirspor markası değil aynı zamanda Eskişehir’in onurudur.  Bu kadar onur kırıcı tablonun oluşmasında dahli bulunanlar utanıyorlar mıdır acaba?

Ne yazık ki Eskişehir ve Eskişehirspor’a birileri hakikaten zarar vermek istese bu kadar ağır hasar ve zarar veremezlerdi. 50 yılı, yani yarım asri geride bırakan efsaneyi bu hallere düşürenler utansın diyeceğiz de utanmak içinde yüz olması gerekir.

 Ne diyelim 22 Kasım’a bir kala yeniden bir hareket başlar mı göreceğiz…