Bir kurum ya da kuruluşta “verimli iş üretimi” için gerekenler belli…

Sıralansalar uzunca bir liste oluşur.

Listenin ilk sıralarında da “çalışma barışı”, bir başka anlatımla da “huzur” yer alır.

“Verimli iş üretimi” konusundaki önemleri tartışılmaz.

“Olmazsa olmaz” dense yeridir.

Diğer tüm gerekenler eksiksiz olarak yerine getirilmiş olsun… Eğer “huzur” yoksa “verimli iş üretimi” de olmaz.

Bu İşte Büyükşehir Belediyesi ve ESKİ Genel Müdürlüğü…

Bünyelerinde “çalışma barışı” diye bir şey söz konusu değil… “Huzurdan eser yok” dense yeridir.

“Kutuplaşma” gözle görülür boyutlara ulaşmış durumda…

Çok farklı nedenleri var.

En etkili olanı da kuşkusuz “ayırımcılık”…

“Gizli saklı yapıldığı” falan yok.

Açıktan açığa yapılıyor… Hem de “Mum dibine ışık vermez” atasözünü çürütecek boyutta…

“Çok özel” kişilere “çok özel yevmiye zammı” yapılıyor…

Atamalarda “liyakat” kavramı akılların ucundan bile geçirilmiyor.

“Yakınlık derecesi” her şeyin önünde…

Böylesine “kör göze parmak” dedirtecek türden “ayırımcılık” yapılan bir kurumda huzur olur mu?

Elbette ki hayır…

Huzursuzluk büyük boyutlara ulaşmış durumda…

Görmemek olanaksız…

Çok net olarak görülüyor.

İşin başında bulunanların görmemesi düşünülemez.

Elbette ki görüyorlardır.

Ne yazık ki, “huzursuzluğu giderme” konusunda en küçük bir çabaları yok.

Bir başka çabaları var.

“Huzursuzluğun kamuoyuna yansımasını önlemek” için çaba harcıyorlar.

“Dışarıya bilgi sızdıran personel avına çıkmış” durumdalar.

Yaptıkları inanılır gibi değil…

Söylenilenlere bakılırsa personelin bilgisayarlarını toplamışlar.

Gösterilen gerekçe “bakım, onarım…”

Ancak bu gerekçeye inanan yok.

Bu arada “odalara kamera sistemi kurma önerisi de gündemde” imiş…

Önerinin hangi aklın ürünü olduğunu bilemiyoruz…

Umarız ki uygulamaya konulmaz…

Konulsa ne olacak?

Olmaz ya…

Tut ki “hafiyelik” çabaları ve “baskı” uygulamaları olumlu sonuç versin de “dışarıya bilgi sızdırılması” önlensin…

Yapılanlar kamuoyuna yansımayınca “işler yoluna girecek” mi?

Büyük boyutlara ulaşan huzursuzluk giderilecek mi?

Elbette ki hayır…

Böylesi yöntemlerle huzursuzluk giderilemez.

Tam aksine daha da büyük boyutlara ulaşır.

Öyle olmasına öyle de umursayan kim?

İşin başındakiler “baskı” ile “otorite sağlama” peşindeler.

Sürekli yeni yöntem geliştiriyorlar.

Uyguladıkları yöntemlerden birisi de “peşinen istifa dilekçesi almak…”

Üst düzey makamlara yapılan atamalar sırasında uygulanıyordu zaten…

Şimdi sözleşmeli personel için de uygulanmaya başlamış.

Sözleşmeler her yıl yenileniyor.

Geçerlilik süreleri bir yıl.

İstifa dilekçesi almaya gerek var mı?

Elbette ki yok.

Büyükşehir Belediyesi’nde sözleşmeli personelin sözleşmeleri Ocak ayından geçerli olmak üzere yenilendi.

Sözleşmeleri yenilenirken de personelden “istifa dilekçesi” istenir.

Öyle “rica” falan söz konusu değil…

“Sözleşmenin yenilenmesini istiyorsan istifa dilekçesi vereceksin. İstifa dilekçesi vermeyen personelin sözleşmesi yenilenmeyecek” denir.

Böylesi bir isteğe kim karşı koyabilir?

Hiç kimse…

Sözleşmeli çalışanlar hiç istemeseler bile el yazıları ile istifa dilekçesi yazıp verirler.

Yapılana akıl sır erdirmek olanaksız…

Kabullenilecek bir yanı da yok.

Bunlar nerede yapılıyor?

“Çağdaş ve demokrat olmak” ile övünen bir zatı muhteremin başında bulunduğu Büyükşehir Belediyesi’nde…

Bu nasıl bir “çağdaşlık” ve “demokratlık” ise…

Böylesi uygulamalarla yaratılan “korku havası” altında “huzurlu bir çalışma” olabilir mi?

Kesinlikle olmaz…

Huzursuzluğun “huzurdan eser yok” denilebilecek boyutlara ulaştığı bir kurumda “verimli iş üretimi” olabilir mi?

Söz konusu bile olamaz…

Büyükşehir Belediyesi ve ESKİ Genel Müdürlüğü’nde de “verimli iş üretimi” olmuyor.

Bu anlayış değişmediği sürece de olmaz…