Batuhan Gürdoğan ve Ali Cantürk… 12-13 yaşlarında iki çocuk…
Görecek çok günleri vardı daha…
Ne yazık ki göremeyecekler.
“Körpecik bir filiz” iken yaşamdan kopup gittiler.
Yaşamdan kopuşları korkunç… Üzülmemek olanaksız…
Öfkelenmemek de elde değil…
Dikkatsizlikleri var elbette ki… Ancak yaşları dikkate alındığında doğal karşılanabilir.
Onlar daha çocuk… Bilemediler başlarına gelecekleri…
Ya büyüklere ne demeli?
“Biz ne yapabilirdik” diyemezler.
Yapabilecekleri çok şey var.
Bulundukları konumların yüklediği görev ve sorumlulukla yapmaları da gerekiyor.
Bu konuda yapılan iki açıklama var.
Birisinin sahibi Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Muammer Karaman…
Cenazelere katılmış… Ailelerin, arkadaşlarının, öğretmenlerin ve mahalle sakinlerinin üzüntülerine tanık olmuş.
Yaptığı açıklama sorular içeriyor.
“-Mahalle sakinleri, bisikletle parka girişlerine izin verilmediği için çocukların bu tehlikeli geçişe yöneldiklerini ifade ediyorlar. Bisikletli çocuklar parka neden alınmıyorlar?
-Kış mevsiminde su seviyesi neden azaltılmadı?
-Çevrede insanların suya düşmesini önleyecek tedbirler neden alınmadı?
-Suya düşen insanları kurtarmak için gerekli yardım aparatları neden bulundurulmadı?
-Denizi olmayan Eskişehir’e plaj yapmakla övünen belediye, can kurtaracak ekipleri neden kurmadı da hem vatandaşların hem de kendi görevlilerinin canlarını tehlikeye attı?
Şehir içinden geçen Porsuk Çayı’nın etrafındaki peyzaj çalışmalarını ‘çevre ve şehircilik’ başarısı olarak gösteren belediye, aynı çayın aşağı kısımlarında yaşanan ölümlerden kendisini sorumsuz sayamaz.”
Muammer Karaman’ın yönelttiği sorular böyle…
“Yetkili sendika olarak kamu adına sorduğumuz soruların cevaplandırılmasını istiyoruz” diyor.
Soruların muhatapları belli… Büyükşehir Belediyesi’nin başında bulunanlar.
Kendilerinden beklenileni yaparlar mı?
Hiç zannetmiyoruz…
İşlerine gelmeyen her soru gibi bu soruları da duymazdan, görmezden gelirler.
Yapacakları bu…
Keşke bu kez olsa yanılsak…
Körpecik iki fidanın yaşamdan kopuşları ile ilgili olarak tespitlerde bulunan bir kişi daha var.
O da Dorlion Arama Kurtarma ekip lideri Ömer Canayakın…
Geride kalan yılın son günlerinde uyarmış, boğulmaları önlemek için önerilerde bulunmuştu.
Yeni yılın ilk günlerinde yaşanan korkunç olayla uyarılarının önemi net olarak anlaşıldı.
O uyarmasına uyarmış, öneride bulunmasına bulunmuştu da karşılıklarında yapılan bir şey olmadı.
Gelişmeleri aktarıyor.
“…Porsuk Çayı çevresinde güvenlik önlemlerinin alınması için 22 Aralık 2016 tarihinde Büyükşehir Belediyesi’ne bir dilekçe verdik.
Bu sırada Park ve Bahçeler Dairesi yetkilileriyle görüşme fırsatı bulduk. Yetkililer önerilerimizi dikkate alarak uygulanabilir olduğunu söylediler. Uygulamaya konulması için de Büyükşehir Belediye Başkanı’nın onaylaması gerektiğini belirttiler. Geçen süre içerisinde maalesef böyle bir onay görmedik.
Porsuk Çayı boyunca çitlerle güvenlik önlemi alınması gerekiyor. Mazı gibi bitkilerden oluşan çitlerin yapılabileceğini de önermiştik. Keşke bu önerilerimiz zamanında değerlendirilseydi de bu iki can kaybı yaşanmasaydı.”
Söyledikleri böyle…
Uyarı ve önerilerini anımsatıp “keşke önerilerimiz zamanında değerlendirilseydi de bu iki can kaybı yaşanmasaydı” diyor.
Üzüntüsü büyük…
Peki ya muhatapları, daha açık bir anlatımla da “öneriler için onay vermeyen” yetkililer ne düşünüyor ki?
Pişmanlık duyup “keşke öneriler için onay verseydik de bu iki körpecik fidan yaşamdan kopmasaydı” diyorlar mı ki?
Bilemiyoruz.
Artık ne deseler boşuna…
Yaşamdan kopup giden iki körpecik fidanı geri getirmek olanaksız…
Ancak başka körpecik fidanların yaşamdan kopması önlenebilir.
Bunun yolu da belli…
Önerileri dikkate alarak Porsuk Çayı çevresinde gerekli önlemleri almak…
Çoktan yapmaları gerekiyordu.
Ne yazık ki bugüne kadar yapmadılar.
Umarız ki en kısa sürede yaparlar.
Bu konuda başlatılan bir imza kampanyası da var.
Yaşanan acı olaylara ve yöneltilen istemlere karşın hala önlem almazlarsa büyük vebal altına girerler.