•  

    Dün Ramazan ayının ilk günüydü. Sabahın erken saatlerinden itibaren sokaklar sessiz, insanlar duyarlı, hassasiyet gerçekten çok yüksekti. Eskişehir’in sokaklarında bir Ramazan havasını hissetmek mümkündü. Hani eskiler derler ya ‘oruç güzelliği’ tam da onu tarif ediyordu gün boyu yaşananlar.  Akşam saatlerinde ise küçük bir telaş, pidecilerin önünde kuyruklar bir başka manevi hava verdi…

    Ramazan’ın paylaşmak, yardımlaşmak, yoksulların hatırlanması, gariplerin gözetilmesi anlamında bize yüklediği manevi sorumluluk gerçekten bir başka güzel.

    Hani 50 yıl önceki çok doğal hayatın yaşandığı günlerdeki kadar olmasa da bir başka güzel Ramazan’ın manevi atmosferi. Elbette her devrin kendine has güzellikleri var. Bu bakımdan bugünkü nesillerde belki de gelecekte bugünleri özleyip hatırlayacaklar. Hani bizden öncekilerin kendi çocukluk ve gençliklerindeki Ramazanları anıp hatırladıkları gibi…

    +++

     SOSYAL MEDYA İNANILMAZ…

    Geçtiğimiz günlerde bir otomobil servisine yolum düştü. Saat yaklaşık 10.30 civarıydı. Birden bire serviste çalışanlar ortalıktan kayboldular. Merak ettim, şöyle bir bakındım. Ortalıktaki çekiç sesleri, tornavida vızıltıları, motor gürültüleri yok olmuştu. Gördüğüm manzaraya inanamadım. Servisteki yaklaşık 10 kişilik usta gurubu çay molası vermişti.

    Oturmuşlar bir sehpanın başına, bir taraftan çaylarını karıştırıp yudumluyorlar, diğer yandan ellerinde telefonlar durmadan bir şeyleri kontrol ediyorlar. Merak ettim dedim ya. Yaklaştım yanlarına bana da bir bardak çay uzattılar. Teşekkür ettim. Ve sessizliğin sebebini sordum. Herkes sosyal medyada bir şeylere bakıyor. Düşünebiliyor musunuz aynı anda 10-12 kişi aynı davranış biçimini sergiliyor. Sordum ‘Siz hiç sohbet etmez misiniz?’ Hepsi de aynı dertten muzdaripti. Hatta içlerinden birisi “Evlerde eskiden televizyonlar insanların sohbetine, dertleşmesine mani oluyordu, şimdide de akıllı telefonlar ve sosyal medya hesapları. Ben bir ara çok direndim. Hepsine takılıyordum. Ama baktım ki olmuyor bir gün bende akıllı telefon alıp sosyal medyaya daldım” dedi. Şok oldum açıkçası…

    Şimdi birileri ileri-geri tartışmaları yapabilir ama toplumu bekleyen en büyük tehlikelerden biri bu sosyal medyadır. Bu benim tespitim…

    +++

    AR-GE VURGUSU…

    Yukarıda sosyal medyada bahsettim. Doğrusu sosyal medya varlığını internete borçlu. İnternet ile küçülen dünyanın ticaret ve iş dünyasına katkıları tartışılmaz. Ancak son yıllarda ısrarla işletmelerin, kurumların küresel rekabette söz sahibi olabilmeleri için yapmaları gereken bir çalışma var. Buna AR-GE deniliyor. Büyüyen, gelişen firmaların AR-GE konusundaki yatırımlarının her geçen gün artması firmaların lehine... Bu konuya ETO yönetim kurulu Başkanı Metin Güler de KOSGEB Eskişehir İl Müdürü Seraceddin Özcan’da hemen her fırsatta dikkat çekiyorlar. Bu uyarıların elbette katkısını ilerleyen zamanlarda göreceğiz.