Eskişehir gündemine sıkça gelen bir konu var.
URAYSİM Projesi…
Ülkeye ve Eskişehir’e kazandıracakları konusunda söylenilenler oldukça fazla…
Neler deniyor neler…
“ Türkiye’yi raylı sistemler alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirecek olan milli bir projedir. Bu proje raylı sistemler alanında Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak, yeni pazarlar oluşturacak, önemli istihdam ve ihracat fırsatları sunacak…”
“ URAYSİM ile Eskişehir, Türkiye’nin yurtdışı bağımlılığına son vermiş olacaktır. Bunun yanı sıra başta çevre ülkeler olmak üzere raylı sistemler alanındaki tüm araçların test ve sertifikasyon işlemleri de şehrimizde gerçekleştirilebilecektir…”
“Hem Eskişehir hem de ülkemize büyük bir katma değer sağlayacak ve çok geniş bir istihdam sahası oluşturacak…”
“Eskişehir ihya olacak, çağ atlayacak…”
Ve benzeri daha ne sözler…
Hepsi birbirinden güzel…
Keşke gerçekleşse de hem Türkiye hem de Eskişehir kazansa…
Eskişehir’e yönelik böylesi güzel sözler ilk kez söyleniyor değil…
Belleklerde tazeliğini koruyan benzeri sözle oldukça fazla…
“Demiryolu ve raylı sistemler” konusunda bile neler söylendi neler.
Eskişehir’in bir TÜLOMSAŞ’ı vardı.
Ona yönelik sözleri bir anımsayın…
Aralarında gerçekleşen tek söz yok.
“TÜLOMSAŞ ihya olacak” diye beklerken “yok” oldu.
Ülkenin sanayileşme sürecinde büyük payı olan asırlık kurum Ankara’ya bağlı bir müdürlük haline getirildi.
“Eskişehir’e çağ atlatacak” denilen başka projeler de var.
“Eskişehir silikon vadisi olacak” sözü anımsanacaktır.
Peki oldu mu?
Ne gezer…
Havacılık sanayi ve hava yolu taşımacılığı ile ilgili de “Eskişehir’i ihya edecek” nice projeler dillendirildi.
Ne yazık ki, hepsi dillendirildiği ile kaldı.
Eskişehir, “ihya” olmadığı gibi uçak seferlerine bile sahip olamadı.
“Eskişehir’i ihya edecek” diye sunulan başka projeler de var.
Sıralansalar buradan Ankara’ya yol olur.
Neyse…
Son yıllarda URAYSİM için benzeri sözle söyleniyor.
Dedik ya, keşke denilenler gerçekleşse…
Geçmişteki örneklerle “acabalar” oluşmasına rağmen URAYSİM’e karşı çıkan kimse yok.
Herkes destekliyor ve bir an önce gerçekleşmesini istiyor.
Ancak istenilen bir şey var.
O da “tarım arazilerinin, özellikle de Alpu Ovası’nın tahrip edilmemesi…”
Son derece doğal ve yerinde bir istek…
İtiraz edilecek bir yanı da yok.
Sanayinin önemi elbette ki tartışılamaz…
Ancak “sanayi için her şey mübah” da olamaz…
Ne yazık ki, olduruldu.
Tarımsal üretimde kendi kendine yeterli bir ülke olan Türkiye buğdaydan samana kadar her türlü tarımsal ürünü ithal eder hale geldi.
Tarımsal alan zengini iken “toprak fakiri” oluverdik.
Elde kalan tarım alanlarından birisi de Alpu Ovası…
Gözbebeği gibi korumak gerekir.
Ne yazık ki “sanayileşme” adına onu da katletme girişimleri var.
Eskişehir, çok büyük bir organize sanayi bölgesine sahip… Yatırım yapmak için dünyanın arazisi var.
Buna karşın birileri sanki yer yokmuş gibi Alpu Ovası’na “organize sanayi bölgesi kurmak” istiyor.
Bunun için de URAYSİM Projesini “kılıf” olarak kullanmaya çalışıyor.
Karşı çıkanı da “Eskişehir düşmanı” ilan ediveriyor.
Neyse…
URAYSİM, son günlerde yeniden gündemde…
Alpu Belediyesi, “yürütmeyi durdurma istemi” ile yargıya başvurdu.
Vay sen misin bunu yapan?
Neler söyleniyor neler…
Yine gerçeği çarpıtma söz konusu…
Ray döşemeleri için kamulaştırma çalışması başladı.
Tercih edilen alan tarım alanı…
Tercihin yanlışlığı konusunda yapılmış açıklamalar var.
Ziraat Mühendisleri Odası yönetim kurulunun yaptığı açıklama oldukça dikkat çekici…
Raylar için yapılan tercihin Alpu Ovası’na vereceği zarar açıkça ortaya konuluyor.
“Değiştirilmesi, tarım alanları dışına kaydırılması” istendi.
Ama istekler dikkate alınmadı.
Öyle olunca da yargıya başvuruldu.
Başvuran yalnızca Alpu Belediyesi değil, vatandaşlar da var.
“Yargıya başvurmak suç” mu?
Elbette ki hayır…
Ancak sanki “suç işlenmiş” gibi bir hava yaratılıyor.
Bu şekilde “mahkeme etki altına alınmaya çalışılıyor” dense de olur.
Asıl yanlış olan bu…
Daha önce de belirttik “sanayi için her şey mübah” olamaz… Hele de zaten sınırlı olan tarım alanları yok edilemez…
“Zaman kaybı” ya da başka kayıpların telafisi olur.
Ancak tarım alanı yok edilmeye görsün… Ne yapılırsa yapılsın kayıp telafi edilemez…