Büyükşehir Belediyesi çalışanlarından gelen bir mektup var.

Başlangıcında “Sessiz çoğunluğun sesi olmanız için sizden yardım istiyoruz” deniliyor.

Başlangıcı böyle olan mektubun içeriğini tahmin etmek zor değil…

Yakınma içeriyor.

Yakınılan da “ayırımcılık ve keyfi uygulamalar…”

“Sessiz çoğunluğun sesini duyurmak” için mektuptan bazı bölümleri aktaralım.

“Büyükşehir Belediyesi ve ESKİ çalışanları olarak keyfi davranışlarla karşı karşıya bulunuyoruz. Keyfi davranışlar nedeniyle büyük mağduriyetler yaşanırken işçiler arasında inanılmaz derecede kutuplaşma oluşuyor.

Mağduriyetlerimiz karşısında bizlerin haklarını savunacak ne yönetici ne de sendika bulabiliyoruz…”

“…Büyükşehir Belediyesi Özel Kalemi’nden yapılan organize ile B.D ve I.A.B için özel yevmiye zammı yapılmak istendi. Özel Kalem Müdürlüğü için isimleri geçen bu iki kişiye neden yevmiye zammı yapılmak istendiğini de anlamış değiliz. Atanmaları konusunda şüpheleri olsa gerek.

Zam haberi duyulunca büyük tepki oluştu. Bunun üzerine ‘üniversite mezunlarına zam yapalım’ dediler.

Bu ilk bakışta masum bir hareket gibi görünebilir. Ancak öyle değil. Zammı organize edelerin şahsi problem yaşadığı personel bu zamdan yararlanamadı.

Durum Genel Sekreter ile onunla içli dışlı olan sendika başkanına iletildi. Onlar da ‘iyi polis” rolünü üstlendiler. ‘Bizim bu olaydan haberimiz yok. Bilgimiz dışında hazırlayıp Büyükşehir Belediye Başkanı’na çaktırmadan imzalatmışlar’ diyerek tepkili personelin gazını almaya, kendilerini masum göstermeye çalıştılar. Tepkiler yatışmayınca tehditler başladı. Personele ‘yapılanlara itirazı olan Özel Kaleme gelsin’ haberleri gönderildi. Keyfi uygulamalarda bulunup tepki gösteren personele tehdit yağdıranlar da bir zamanlar işçiydi. Anlaşılan güç zehirlenmesine uğradı…”

“…Sözde üyesi bulunduğumuz bir sendika var. Her ay aidat ödüyoruz. Haklarımızı savunması, mağduriyetlerimizi önlemek için mücadele etmesi gerekir. Ama ne gezer. Sendika başkanımız evlere şenlik bir tavrın içerisinde. Tavırlarına bakılırsa Büyükşehir Belediyesi’nde o ne derse o oluyor. Daire başkanlarını o belirliyor, ESKİ Genel Müdürü’nü o tayin ediyor, siyaseti o belirliyor. Daha neler.

Bunlar bizim iddialarımız değil. Büyükşehir Belediyesi koridorlarına kulak veren herkesin duyduğu söylemler.

‘Her işi tayin eden’ konumunu bırakıp kendi asli görevine odaklansa, üyelerinin haklarını korumak için çaba harcasa daha yararlı olacaktır. Ama kime ne anlatıyorsun?”

“…Personel arasında tepkiler büyüyünce sendika temsilcileri ile toplantı yapıldı. Toplantıda belediyelerin mali durumuyla ilgili karamsar bir tablo çizilerek ‘Genel Sekreterimiz ile de konuştuk, durum çok kötü’ denildi. İyi de Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik anlamda kötü olduğunu söyleyen Genel Sekreter o keyfi zamlara neden müsaade etti?

Bazı personele yapılan keyfi zamlara seslerini çıkartmayanlar şimdi belediyenin ekonomik yapısını mazeret göstererek mesai kısıtlamasına gidileceğini duyuruyorlar. Onların bu tavrı işçilere çok samimi gelmiyor.

Personel arasında ayırımcılık yapmak bazı kişilere yarar sağlayabilir. Ancak personel arasında kutuplaşmaya neden olduğu için kurumlara büyük zarar verir.”

Mektuptan bölümler aktardık.

Yakınmalar yeni değil…

BAKIŞ sütunlarında daha önce de dile getirmeye çalıştık.

Ne yazık ki boşuna oldu.

Her zaman olduğu gibi duymazdan görmezden gelindiler.

Şimdi de mektuptan bölümlere sütunlarımızda yer verdik.

Mektubu gönderenlerin anlatımıyla da “sessiz çoğunluğun sesi olmaya” çalıştık.

“Sessiz çoğunluğun sesi” duyulur mu?

Duyulsa iyi olur.

Ancak hiç ümidimiz yok.

Büyükşehir Belediyesi’nin başında bulunanların tavrı malum… İşlerine gelmeyen konuları ne duyuyorlar ne de görüyorlar.

***

Doğru bir tavır değil

Mimarlar Odası yönetiminin Hamamyolu Projesi ile ilgili düşünceleri olumsuz.

Yapılanları “çevre katliamı” olarak nitelendiriyorlar.

Kısa aralıklarla iki açıklama yaptılar.

Son yaptıkları açıklama öneri ve çağrı içeriyor.

Muhatabı da belli… Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt…

Öneri ve çağrıya yaklaşımı olumsuz…

Bazı gazetelerde yer alan bir açıklaması var.

Diyor ki

“Mimarlar Odası’nın dünyadan haberi yok. Hamamyolu gibi bir proje yapılıyor, dünya çapında bir yarışmaya katılıyor, iki yıldır Eskişehir tartışıyor. Mimarlar Odası bunun ucundan, kıyısından katılmaya tenezzül dahi etmiyor. Şimdi çıkmış konuşuyor. Herkesin konuşacağı yer var. Mimarlar Odası , üniversiteler gibi kamu niteliğindeki örgütlerin belli bir namusu vardır. Bir kentte ciddi bir iş yapılıyorsa onunla ilgilenirler. ‘Duymadıydık’, ‘efendim bize vermediydi’. Geleceksin zorla alacaksın, zorla göreceksin. Bunları yapmıyorsan, şimdi ben de muhatap alamam. Ne yapıyorlarsa yapsınlar.”

Söyledikleri böyle…

Şaşırmamak olanaksız…

Mimarlar Odası’nın “projeyi görmek için çaba harcamaması” yanlış olabilir.

Ancak asıl önemli olan geç de olsa söyledikleri…

Onlar duymazdan görmezden gelinemezler.

Dahası Mimarlar Odası gibi bir meslek odasını “muhatap almamak” olmaz…

“Ne yaparlarsa yapsınlar” demek ise hiçten olmaz.