Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Ekim ayı olağan dönem toplantısı devam ediyor.

İlk oturumunda “dikkate değer” bir şey yok.

Gündemdeki konular toptan ilgili komisyonlara gönderildi.

Tartışma falan söz konusu değil…

Oturum da 10 dakikada bitti zaten…

İkinci oturum bugün…

Büyükşehir Belediye Başkanı katılmayacak.

Katılmayacağını ilk oturumda söyledi.

Katılmama gerekçesi de “İstanbul’da olacak olması…”

Gerekçesi olsa da katılmaması dikkat çekici…

Dün de dile getirdik…

İstanbul’daki program ertelenemiyor olabilir…

İyi de ikinci oturum için Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Eskişehir’de olduğu bir gün belirlenemez miydi?

Neden belirlenmesin?

Elbette ki belirlenebilirdi.

Ancak belirlenmedi.

Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bu doğrultu da bir talebi de olmadı.

Tam aksine “ben olmasam bile siz görüşürsünüz” deyip geçti.

Oldukça ilginç…

“Büyükşehir Belediye Başkanı gündeme gelecek konuların görüşülmesine katılmak istemiyor” olabilir mi?

Bilinmez… Ancak “olmaz” da denilemez.

Neyse…

İlgili komisyonlara gönderilen konuların büyük bölümü önemli… Aralarında daha önce karara bağlanan ama “veto” edilenler de var.

İlk görüşüldüklerinde tartışma yarattılar.

Oluşturdukları sorular da oldukça fazla…

O günden bugünlere bir ay geçti.

Buna karışın sorular henüz yanıtlarını bulmuş değiller.

Soruların muhatapları ağızlarını açıp tek laf etmediler.

“İşe gelmeyen” tüm sorular gibi yeni soruları da görmezden duymazdan geldiler.

Sorular yanıtlanmadığı için meclis üyelerinin düşüncelerinin değişmesi beklenemez.

Doğal olarak aynı konuların ikinci görüşülmesi sırasında da tartışmalar çıkacaktır.

Tartışma yaratacak konular belli…

Birisi “40 otobüs alımı için borçlanma yetkisi” talebi…

Bu konuya dün değindik.

Onun dışında bir başka konu daha var.

“Akaryakıt istasyonları” denilebilir.

Büyükşehir Belediye Meclisi’nde görüşülmesi sırasında ciddi bir tartışma yaşanmadı.

Sonrasında meydana gelen gelişmeler son derece dikkat çekici…

Önce Türkiye gündemine taşındı sonra da Eskişehir’de tartışıldı.

Öne çıkan da İmar Komisyonu üyelerinin tavrı ve Adalet ve Kalkınma Partili Meclis üyeleri arasındaki “ayrışma” oldu.

İşin ilginci tartışmalarda üzerinde durulan tek akaryakıt istasyonu var.

Oysa imar planı değişikliği tek istasyonla sınırlı değil…

Onun dışında akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak yapılan üç imar planı değişikliği daha var.

Birisi çok önemli değil…

Yeni bir akaryakıt istasyonu yaratmıyor.

Mevcut bir akaryakıt istasyonu ile ilgili bir değişiklik.

Yapılmasının yarattığı bir sakınca yok.

Tam aksine “yapılması gereken bir değişiklik” bile denilebilir.

Diğer iki imar planı değişiklikleri ise yeni akaryakıt istasyonları için olanak yaratıyor.

Onlarda da dikkat çekici yanlar var.

Her şeyden önce plan değişikliği talepleri ilk kez gündeme gelmiş değil…

Plan değişikliği talepleri, belirli aralıklarla daha önce de gündeme geldi.

Büyükşehir Belediye Meclisi’nde alınan kararlar hep olumsuz oldu.

Daha önce 2-3 kez görüşülen ve “ret” kararı alınan plan değişikliği talepleri bu kez kabul edildi.

İlginç…

Talepler arasında geçen sürede nasıl bir değişiklik oldu da 2-3 kez reddedilen talepler bu kez kabul edildi?

Merak etmemek elde değil…

Merak yaratan yan yalnızca bununla sınırlı değil… Bir başka yan daha var.

Akaryakıt istasyonu için yapılan plan değişikliği taleplerinin aynı anda yapılmaları söz konusu olamaz.

Başvuru tarihleri farklıdır.

Aynı şekilde Büyükşehir Belediye Meclisi’ne getirilişleri de İmar Komisyonu’na sevk edilmeleri de aynı tarihte olmamıştır.

İyi de neden aynı gün üçü birden görüşülerek Büyükşehir Belediye Meclisi’ne getirildi?

Bu “bir tesadüf” olabilir mi?

Bilemiyoruz…

Ancak böylesi önemli bir konuda meydana gelen bu gelişmenin “tesadüfen” olma olasılığı çok düşük.

Bunun bir nedeni vardır.

Var olmasına vardır da nedir?

Merak etmemek elde değil…

Bu konular İmar Komisyonu’nda yeniden görüşülecek… Sonrasında da Büyükşehir Belediye Meclisi’nde görüşülerek karara bağlanacaklar…

Bugünkü oturumun gündemine gelip gelmeyeceklerini bilemiyoruz.

Gelme olasılıkları çok düşük.

Büyük bir olasılıkla bir başka oturuma kalırlar.

Ne zaman görüşülürlerse görüşülsünler… Öncelikle oluşan merakların giderilmesi gerekir.

Bu yapılmaz ise alınacak kararlar ne olursa olsun tartışılır olacaktır.

Yalnızca tartışılır olsalar neyse… Kuşku da yaratacaklardır.